TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam...  BİLETLERİ görevliye uzatıp, üzerini damgalattılar. Ceplerine atıp Efes Müzesinin girişini aştılar. Doğan, daha ilk gördüğü devasa yapıları hayranlıkla seyre, incelemeye; şehirdeyken aldıkları kılavuza baka okuya bilgi edinmekle uğraşırken Halim’in dün öğleden beri ilk defa konuştuğunu, düşüncesini ifade ettiğini fark etti:

-Ne zulüm be...

Doğan, anlamadan Halim’in yüzüne baktı.

-Bu taşları, taşıyan diken köleler kimbilir kaç kırbaç yedi. Kimbilir kaçı ezildi, canından oldu. Bu taşları buralara insan gücüyle çıkarıp koymak ne demek birlir misin?

Doğan, kendi âleminden sıyrıldı. Arkadaşına dikkatle baktı ve söylediklerini zihninde canlandırmaya çalıştı.

-Yaa... diye bir onaylama sesinden başka bir şey çıkmadı ağzından. Elindeki kılavuz broşürü dürdü bıktı cebine koydu. Gözlerinin önüne gemilerle getirilen elleri, boyunları, ayakları halkalı binlerce kölenin yapıların alt yanında liman adı verilen yerden buraya sürüldüğünü, sırtlarında, bacaklarında, kabalarında şaklayan kırbaçların acısını duyar gibi oldu. İçi ezildi. Gözü karardı, bunaldı... Olduğu yere çöktü... Artık gözlerinin önünde tarihin derinliklerinden gelen bu sanat abideleri değil, binlerce kölenin ahları, iniltileri, acı haykırışları yükseliyordu. Köleler, kırbaç zoruyla taşları ileri itmeye, çekmeye çalışıyor, güçlükle santim santim ileletiyorlar, arada düşenler, ölenler, yuvarlanan kayaların altında kalıp ezilenler, ayağı, bacağı kırılıp sakat kalanlar... Sakatlananlar eli kırbaçlı görevliler tarfından tekmelerle çukurlara itiliyor, yerine yine kırbaç şaklamaları ile yenileri sürülüyor... Şu bir blok buraya gelene kadar yüzlerce köle telef oluyor... Ya yükseltilip yerine yerleştirilmesi... O daha beter acılarla dolu... Kimbilir kurulan iskelenin çökmesi ile kaç cana mal oluyor... 

Ayağa kalktı, Halim’i ileride bir kitabenin yazılarını okurken buldu. Yanına vardığında yine öfkesi, burnundan solumasından anlaşılıyordu. 

-Yalan, İyon prensi Antroklos’un kurduğu..  Burayı ilk kuranlar Amazon yani Saka kadınları, İskitler. Daha sonra geldi İyonlar...

Doğan, “Şu Batılılar, nasıl da hemen her şeyi sahipleniveriyorlar.” diye düşündü. Ve ardından iyi sahiplensinler de... Arkadaki rezillikleri, zulümleri hiç gündeme getirdikleri yok. Dünyanın Yedi Harikasından biri imiş... Evet dünyanın gördüğü en büyük zulüm harikasından biri olduğu doğru. Andasına dönerek seslice düşündü, eliyle çizdiği bir elipsle Efes’in kapladığı alanı işaret ederek:

-Şu taşlar, bloklar... Bırak yontmayı, işlemeyi... Ne kadar canlar aldı; ne kadar köle boyunlarındaki halkalarla sürüklendi, sırtlarında kırbaçlar kırıldı... Kimbilir ne kadar zulümlerle meydana getirildi... Hiç bunları yazan tarih, belge, kitabe var mı buralarda? Gördün mü? Kitaplarda okudun mu? Yok... Okumayız... Bakar bakar, “Ne büyük medeniyet be...” diye hayranlığımızı sergileriz. Aslında burayı medeniyet ve kültür göstergesi olarak değil de zulüm ve şeniyet merkezi diye sunmalı.

Halim bir kulağı andasında, zihni başka yerlerde, gözleri Yedi Uyurlardan Meryemana Evine doğru uzaklara çevrilmiş düşüncesini iki kelime ile fısıldadı:

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.