TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam...

İndikleri yeri, en ücra köşesine varana kadar yaya dolaşıyorlar. Zorda kalmadıkça kent içinde araca binmek yoktu. Bir haftayı bulmuştu Bodrum’a geleli. Bugün ayrılıp Dalaman, Fethiye taraflarına uzanmak niyetiyle Neyzen Tevfik Caddesi üzerinde Kaleye ve limana hâkim güzel bir mekân seçtiler. Denizin maviliği, limanın hareketliliği ve karşıda kalenin görkemini kendi dünyaları içinde seyre daldıklarında garson geldi. Siparişleri aldı. Az sonra getirdiği bir iki malzemeyle masayı düzenledi, süsledi.

-Şiparişleriniz hazırlanıyor efendim, beş dakikaya kalmaz...

Halim, yine derinlere daldı: Bu kale kim bilir kaç bin kölenin canına mal olmuştur. Hadi yapımından vaz geçtik, daha sonra hapishane olarak kullanıldığında ne canlar telef oldu, kimler ne işkenceler gördü kim bilir, diye kafasını kaleden yana çevirmiş önüne gelen ızgara çipuranın farkında bile değildi. Doğan uyardı:

-Balık soğumasın, sonra düşünürsün anda...

Pişirici de hani, balığın hakkını iyi vermiş ha, çok güzel pişirmiş. Balık da tazeymiş. Yemekte karşıdaki başka bir masadan bunları izleyen ve uyuşmuş mu yoksa kas-sinir uyumunu yitirmiş mi olduğu pek anlaşılmayan titrek ellerle rakı kadehini doldurmakla meşgul oldukça kırmızı suratlı bir bey yanındaki gençlere söyler gibi yapıp bizim andalara laf ufaladı.

-Rakısız balık yarın ahirette davacı olur?

Halim, yemek öncesi daldığı hulyaya ya da plan proje dünyasına tekrar dönmüş, sataşmayı işitmemişti. Belki işitti de kulağına katmadı. Doğan, lafın geldiği masaya yandan göz atarmış gibi bakarak:

-Balığın hesabı rakınınkinden kolaydır be hacı...

Öfkeli de söylememişti ama, sesi biraz üst perdeden çıktı. Arka masada sipariş almakla meşgul olan garson ve ileride garsonları yönetmekte olan şef garson hemen doğrulup önce Doğan’a sonra da hitap ettiği kişiye baktılar. Halim de dürtmek yemiş bir adam irkilmesiyle toparlanıp doğruldu ve bakışlarını adama yöneltti. Olayı kavramakta az gecikmiş olsa da bir tatsızlık olduğunun farkına vardı. Adam, alkolün verdiği mülayemetle gevşek gevşek:

-Bu balığın pezevengi halis muhlis aslan sütüdür. Bunu iyi belleyin... Yemesini bilmiyorsunuz madem rezil etmeyin balığı. Bırak bilen yesin.

-Anda, bırak herkes dilediği nutuğu çeksin.

-Bize laf sokuyor, balık yemesini bilmezmişiz gibi...

-Varsın öyle olsun. Herkes bildiği gibi yesin. Özgürlük...  Balık yemek de bunlardan biri.

Özgürlük lafını duyan Doğan,  maraza çıkarmanın bir işe yaramayacağını anladı. Adama dönerek:

-Özür dilerim beyefendi, rızkınıza mani olduysak affola, diye alaylı bir şekilde eyvallah çekti.

Hesabı öderken cüzdanın ön yüzünde bulunan emekli polis kartını kasiyer gördü.

-Afiyet olsun amirim. 

-Teşekkür ederim.

Balığa rakıyı pezevenk edinen beyefendi, kasiyerin “amirim” lafını duyunca:

-Tabii ki vazife başındalar... İçki alamazlar. Anlamalıydım, dedi. Bu tavrıyla hayıflandı mı yoksa onlara acıdı mı pek anlaşılamadı.

Kapıdan düz ayak caddeye çıkarken önlerinden üç tekerlekli küçük bir arabayı ittirerek geçen hurdacı, Halim’in dikkatini çekti. Araba üzerindeki bir takım elektronik atıklara göz attı. Elini yumruk yaptı. Bilekle aya arasındaki yumuşak kısmı kafasına iki üç kez vururak bir şeyleri neden önceden akıl edemediğini kendi kendine mırıldandı.

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder

# Polis

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.