Haftanın Yorumu: Hareketli ve bereketli günler geldi

        Baharın canlı, heyecanlı ve coşkulu günleri, havaların ısınmaya başlamasıyla kendisini her yerde gösteriyor. Asmalara su yürüdü, birçok meyve ağacını çiçekler, yapraklanmış filizler bürüdü. Türlü çeşit çiçekler ve lâleler boy atıp tomurcuklandı. Bazılarının tomurcukları açıldı, göze, gönle ferahlık veriyor. Çiçeklerden balını derleyip, peteklerini doldurmak için, bu konuda ilâhi vahyin gereğini yerine getirmek için bal arıları mesaiye çıktılar ve vızır vızır doğada dolaşıyorlar. O çiçek senin bu çiçek benim demeden her çiçeğe konuyor, polenini, balını topluyor ve peteklerine götürüyorlar. Geçen gün bir ufacık kaplumbağa yumurtadan yeni çıkmış nasibini aramaya. Ama, şansa bak ki, nasıl olduysa olmuş ters dönmüş zavallıcık çırpınıyor. Onun o hâlini gören bir vicdan, şefkat ve merhamet sahibi, hemen eline alıp sevip okşadıktan sonra esas haline, ayakları üzerine bırakıyor. O minnacık yavru hemen harekete geçip yürüyor, tabi kendi tospa hızıyla, başka bir doğa hayvanı olsaydı sizden nasıl kaçar uzaklaşırdı! Ama o kaplumbağ, doğal ve normal hâlini değiştirmiyor ve o her zamanki yürüyüşüne devam edip hiç gailesizmiş gibi gidiyor. Düşünüpte hikmetini araştıran, akleden kalbiyle bunların hakikatine vakıf olanlara müjdeler olsun. Sonuçta şu günlerde dünyamızda bu değişim ve dönüşümlere bakıpta anlamını ve amacını tefekkür edip araştırmayanlara da Allah idrak ve hidayetler versin.

BEYİN FIRTINASINDA  BAHARIN YERİ

Evet, baharla gelen canlılık başka, yeni doğanlar ve kış uykusundan uyananlar, çimler, otlar ağaçlar ve dikim için özel yetiştirilmiş sebze fidanları, hepsi ileriye yönelik görevlerini yapmak için hareket halindeler. Toprak canlandı, topraktaki tohum canlandı, börtü-böcek canlandı, güneş güzel yüzünü gösterdi, ısısı ve ışığını bunlara gönderdi ve göndermeye devam ediyor. Onlar da, aldıklarının karşılığını vermek için hareket halindeler. İnsanoğlu, bunları seyretmekten haz alıyor, kokluyor  mest oluyor, yiyor zevk alıyor ve karnı doyup besleniyor. Hepsi birbiriyle irtibatlı, dayanışmalı ve yardımlaşmalı yaşamlarını sürdürüyorlar. Kıskanmak yok, düşmanlık yok itiş-kakış ve birbirine zarar veriş yok, kelebek gelip konup-kalkıyor, bal arısı gelip konuyor, o kalkıyor başka bir böcek veya sinek gelip konuyor. Hepsi nasibini alıyor, yılan gelip aralarında dolaşıp zehirini topluyor, koyun, keçi ve diğer hayvanlar gelip bunları otluyor, insanoğlu da bulardan nasibini topluyor. Yani uzun lafın kısası bu devri daim böyle sürüp gidiyor. Bu gidiş nereye diye sormak zorundayız, evinizin önünden hergün birisi geçse, merak eder birgün mutlaka sorarsınız. Yahu arkadaş hergün buradan geçip gidiyorsun, merak ettim nereye gidiyorsun deriz, değil mi? O zaman, duygularımızın, düşünce ve çeşitli hasletlerimizin yararlandığı zevk ve haz aldığımız bu bahar mevsimi böyle her yıl-her yıl gelip geçiyor, bunu sorgulamamız gerekmiyor mu? Çünkü, herşeyin bir anlamı ve amacı var!..

BAHAR ÇİFTLERİ BAŞLAMA VAKTİ GELDİ Mİ?

Yöremiz ayni zamanda bir tarım alanı, dağımızda ve ovamızda zirai faaliyetlerimizi yürüttüğümüz bahçelerimiz ve tarlalarımız var, ekip, diktiğimiz ürün yetiştirdiğimiz. Dağı, bağı ve ovasıyla bereketli toprakların sahibiyiz, ne eksek, ne diksek oluyor. Coğrafyamız müsait, iklimimiz müsait, sadece sa’y ve gayret gerekiyor. Devletimizin desteği de var. Ekonomimizi etkileyen korona salgını hâlen devam ediyor. Onu def etmenin çarelerine tevessül ederken, ekonomimizi güçlendirmeye de çaba sarf ediyoruz. Her vatandaş bu hâl ve gidişi imkânı ve gücü nispetinde desteklemelidir. Bu mücadeleyi hem kendimiz için ve hem de düşmanlarımıza karşı koymak için sürdürmek zorundayız.    Görüyoruz, gâvur sadece maddi alandaki gücümüze ve varlığımıza değil, manevi alandaki dinimize de saldırıyor. İslâm âlemini parça parça devletçikler hâline getirip, aralarına nifaklar sokup birbirine düşman ederken, bazılarını da çıkarları için kendilerine peyk yapmıştır, bunları biliyoruz. Bu nedenle birçok alanda kendimize yeter hâle gelmemiz lâzım. Gece yarısı bildiri yayınlayanlar, bu ülkeyi maddi manevi güçlü hâle getirecek fikirler ve projeler üretmeliler değil mi?  Evet o çok sevdiklerini söyledikleri bu ülkeye böyle hizmet vermenin çabası içinde olmalılar. Neyse, Söke Ziraat Odası üreticileri uyarmış. Başkan, Sayın Mustafa Tanyeri, üreticilerimiz bir an önce azmaklarda ve Menderes Nehrinde bulunan yatak suları ile tav sularını yapsınlar demiş. Yani  tedbir, tedbirdir. Bu arada, Sökeli pamuk üreticisi 151.4 milyon TL. destek alıyormuş, isimler askıya çıkmış. Ayrıca, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Aydın da 152 milyon TL. yatırıma, 64 milyon TL. de hibe desteği sağlayacakmış. Aydın Büyükşehir Belediyesi de tarımsal sulama yatırımlarını sürdürüyor. Bunlar bu pandemi döneminde önemli desteklerdir. İnşallah hepsi bereketli bir değerlendirmeyle hayat bulur, ekonomimize güç kazandırırlar. 

      Yüce Allah yar ve yardımcımız olsun. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.