TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dün’den devam...

Asıl ticaret, hurda elektronik parçalarında idi. Bilgisayar kayıtlarına anlaşmalı bilgisayar ve elektronik tamircilerinin ulaşabilmeleri için gerekli internet düzenlemesi yapmıştı Halim. Böylece başvuru olduğunda hemen istekler karşılanıyordu. Halim zaman zaman bazı parçaları kendine özel kasaya koyuyor, bilgisayar kayıdını başka bir yerde tutuyordu. Doğan, işyerinde çalışanların başıydı. Halim, gelen bütün parçaları gerekli aletlerle kontrol etmeden kabul etmiyor, parçaların işe yarar olup olmadığına göre fiyat veriyordu. Bilgisayarcılardan, elektronikçilerden gelen parçalar zaten hemen belli oluyordu. Ama bir bodrumda, depoda uzun süre beklemiş bir parça mutlaka muyeneden geçmek durumundaydı. İşler yolunda... Kazanç iyi... Kaç göç, kimlik gizleme sıkıntısı da kalkmış... Siparişler büyük kentlere kadar genişlemişti.

                           -B-

BİR GÜN Halim’in bilgisayarına e-posta ile bir istek düştü. Şöyle diyordu:

“Ben çakı, bıçak, makas vb. türü kesici alet üreticisiyim. Sizin hurda metal paketlerinizi kullanıyorum. Bu paketleme sırasında metal ayrışımında metalleri cinslerine göre ayırmak mümkün olursa ben nikel, alüminyum, krom türü paketleri tercih ederim. Bu mümkün müdür? Eğer bunları ayırt edecek uzman elemanınız yoksa ben yardımcı olabilirim.”

Böylece yeni bir kazanç kapısı da açılmış oldu. Ben ve Halim, bu işi kabaca yapmaya başladık. Bıçakçı arkadaşın verdiği bilgiye göre eskisine göre iyi olduğunu, ancak ayrıştıran kişinin bilen biri olmasının daha isabetli olacağını vurguluyordu. Kendisine başvurduk, bir usta istedik.

Bir sabah, dükkâna indiğimde Halim’in yanında genç sayılabilecek yaşta birini gördüm. Halim:

-Arkadaş bize yardıma gelmiş. Bıçakçı kardeşimiz göndermiş. Kendisi metalleri iyi tanırmış. Bıçakçının yanında bu işi yapıyormuş.

-Hoş geldin, safalar getirdin...

-Adım Kerim, Yatağanlıyım... Metalürji okudum. Mustafali ağabeyimin yanında çalışıyorum. 

-Bizim iş seni tatmin eder mi ki? Çünkü atıkların ne zaman geleceği, ne kadar geleceği belli olmaz. Ama alışveriş işi hemen her gün mümkün.

-Biraz çalışırım, sizden öğrenmek isteyen biri çıkarsa yetiştiririm, zaten sürekli kalamam. Memlekette evim var, çocuklarım okula gidiyor, onları uzun süre yalnız bırakamam. Hele buraya hiç taşınamam.

Halim’le birlikte karar vermemiz gerekirdi. Ama o bu işi bana bıraktı. Çünkü kendi ilgi alanı sadece, çipler, devreler, yok efendim, remler vs. idi. Onları en ince ayrıntısına kadar inceler, ölçer biçer, üzerlerindeki rakam ve kodlara göre bilgisayara kaydeder, hurdaların diğer parçalarıyla ilgilenmez, işçilere terkederdi. Onun derdi günü elektronik parçalardı. 

“Kararı sen ver.” dedi, o iş de bana kaldı.

Kerim’le oldukça uzun bir sohbetimiz oldu. Bıçak ustası Mustafali iyi bir kalite tutturmuş, gerek yurt içi gerekse yurt dışında epeyce müşteri edinmiş. İyi malzeme kullanır, kaliteli mal üretirmiş. Hele “Teke Bıçağı” adını verdiği “yatağan” çok rağbet bulmuş. Kendisi makineciymiş. Bir süre şehirde doğalgaz dönüşüm işleriyle uğraşmış, en sonunda ata mesleğine, bıçakçılığa dönmüş. Her ne kadar şimdi işler makinelerle otomatik olarak üretiliyorsa da o en sonunda eski usulde körüklerle malı, demirci ocağının kömürleriyle kızdırıp örs üzerinde çekiçlemedikçe işi bitti saymazmış. Böylece bıçağın yüzüne kendi emeğini, alın terini döker suyunu öyle verirmiş. Ürettiği her tür bıçak, çakı, yatağan ne ise bir ustura gibi, jilet gibi keskin olmalıymış. Mustafali’nin çıkısını alan kimse eğer ustura kullanmasını biliyorsa rahatlıkla tıraş olabilirmiş. Bu derece iyi mal üretmenin ilk basamağı da iyi malzemeden geçiyormuş. O sadece bizden değil, eski çelik tencerelerden, tavalardan, çaydanlıklardan ve tencere fabrikasının freze artığı kırıntılardan, talaşlardan da yararlanıyormuş. Bizim sıkıştırılmış hurda kutularını denemiş, oldukça iyi malzeme çıkmış. Çünkü elektronik aletlerin koruyucusu olan kasalar da iyi cins metallerdenmiş. Ancak araya yumuşak ve düşük kalitede metaller de karışıyormuş. Presli olduğu için ayrıştırmakta sıkıntı çekiyorlarmış. Bu işi burada, işin başında peşinen yaparsak hem bizim, hem de onlar için iyi olacakmış. Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.