TEFEKKÜR: Dünyayı yaşanmaz hale getirenler

“Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız.” Bu sözü kim söylemiş? Merak edenler araştırsın, kim söylediğini bilenlerde üzerinde düşünsün. İnsanlık âleminin içinde yaşadığı durumla ilişkilendirsin. Tabi, ufku tefekküre çıkanlar da seyri temaşasında tahayyülü efkâr eylesin. Dünyayı yaşanmaz hâle getirenler kimler? Ördükleri çorabın içinde kendilerinin de olduğunu unutanlar! Bu sarmaldan kurtulma çabası verirken, dünyadan en büyük payı almak için canını ortaya koyanlar. Bunlar, kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atanlar. Öyle ki, bu dünyadan başka dünyası olmayanlar. Bunlar, neyin çilesini çekiyor ve mücadelesini veriyorlar? Dünyayı yaşanmaz hâle getiriyorlar. Oysa, öldükten sonra senin için hiç bir şey ifade etmeyecek olan kazanımlara değer mi bu dünya hayatı? Nefis ve akıl dünya mutluluğu için bunun nücadelesini veriyor, ruhta geldiği ebed âleminin gereğini yerine getirmeye çalışıyor. Lütfen burada bir durun ve düşünün! Nefis, olanca gücüyle aklı da yanına alıp bu dünya için çalışıyor. Ruh ise, ölümden sonrasına  yatırım yapıyor. Dikkat edin, nefsin kontrolünde olanlar, inkârın da ve isyanın da zirvelerde dolaşıyorlar. Heva ve hevesleri için, insanlığa dünyayı yaşanmaz hâle getirmeye çalışıyorlar. Sonuçta istemeyerek, bu dünya özlemiyle ölüp gidiyorlar. Ama gariptir, nasıl olsa benim öbür dünyam yok, mücadeleyi bırakıp şöyle bir kenara çekilip yeyip-içip keyfime bakayım diyemiyorlar. Bir çoğu insanlara zulmediyor daha çok isyan ve tuğyanlarını arttırıyorlar. Demek ki, benliklerinde bir başka güç daha var,ölümden sonrası için çalışıyor. Oda ruhtur, sonsuzluk ülkesinden gelmenin gereği görevini o bedenin sahiplerine yaptırıyor. Yani, ölümden sonrası için de anılıp unutulmamayı istiyor. 

     Kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atanlar ve başkalarına da bu dünyayı yaşanmaz hâle getirenler, her ne kadar inkâr da ve isyanda olsalar da, inkâr ve isyan ettikleri âlemden tam manasıyla kopamamanın işaret ve izlerini hayatlarından izhar edip yansıtıyorlar. Kendilerinden sonrakilere vasiyetleri ve tembihleri oluyor. Oysa, onlara göre ölümle her şey bitti ise, vasiyete, nasihata ve tembihlere ne gerek var? Sana faydası ve zararı olmayacak, senin için hiç bir şey ifade etmeyen ölümünden sonrası için, konuşman bile abes değil mi? Sana lânet etseler veya rahmet etseler hiç bir anlamı yok ki! Öyle değil mi? Ama, öyle değil demek ki, ölümünden sonrası için de düşünüyorsan ve kendini bir takım şeyler için sorumlu hissediyorsan bunun bir anlamı vardır. Bu anlamın da bir amacı olması gerekir, işte ruhta bunun hatırlatıcısıdır. Kişiyi mutlaka bir taraftan o gerçeğe çeker ve akleden kalplere sinyallerini verir. Evet, imtihan için geldiğimiz bu dünyayı kendimize yaşanmaz hâle getirmeyelim. Getirmeye çalışanlara da fırsat vermeyelim ve yardımcı olmayalım. Her ne şekilde olursa olsun duyduğumuzda gördüğümüzde ve hissettiğimizde elimizden geleni makûl ölçüler içinde ve yasalar çerçevesinde mani olmaya çalışalım. Bana ne demeyelim.  

İçinde bulunduğumuz şu mübarek Ramazan da pandemi dolayısıyla vaktimizin çoğu evde geçiyor ve geçmesi de gerekiyor. Çünkü, bulaşıcı bir illet ve hemde mutasyon dolayısıyla daha çok çabuk bulaşıyor. Onun için dikkatli olmamız gerekiyor. Tedbirlere ve kısıtlamalara uymalıyız. Bu konuda ileri-geri konuşanlara uzmanları ve devlet yetkilileri dışında olanlara kulak asmayalım. Medyadan duyuyoruz, aşı için sıra aldığı hâlde aşısını yaptırmayanlar oluyormuş, bu çok çirkin bir şey. Çünkü, bu aşılar bozuluyor başkasına da yapılamıyor çöpe gidiyormuş. Bu nasıl bir inanç böyle anlamak mümkün değil. Böyle yanlış yollara tevessül etmeyelim, kendimizi riske sokmayalın, yani kendi elimizle kendimizi tehlikeye atmayalım. Evet, bu günlerde evlerimizde daha çok vakit geçiriyoruz, Bu vaktimizi hane halkı çocuklarımızla verimli hâle getirmenin planlarını yapalım. Hısım-akrabadan başlamak kaydı ile komşularımızdan tanıdık ve tanımadık kim olursa olsun sosyal ve ekonomik sıkıntısı olanlara gücümüz nispetinde yardımcı ve destek olmaya çalışalım. Şu mübarek günlerde müslüman kardeşliği dayanışmasını Allah’ın rızası istikametinde ve çerçevesinde güçlendirelim. Muhtaç ve zor durumda olanları oruç tutuyor-tutmuyor ayırımı yapmadan gözetelim. Unutmayalım bu bizim hem islâmi ve hem de insani görevlerimizdir. Hayırlı, bereketli ve feyizli Ramazanlar dileğiyle hoşça kalınız.     

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.