TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dün’den devam...

Arkadaşın anattıklarına aklım yattı. Biz metal deyip hemen prese sokuyorduk. Bunların türünü, özelliğini bilen birisi başında bulunsa elbette iyi olurdu.

-İşe ne zaman başlayabilirsiniz?

-Anlaşmamıza bağlı.

Bu türden pazarladığımız preslenmiş metal paketleri düşündüm, hesapladım. Hemen her hafta bir kamyon mal çıkarıyorduk, İzmir’e... Bunun yarısı yumuşak mal olsa diye hesapladım, iki haftada bıçakçının istediği nitelikte bir kamyon mal çıkarabilirdik. Eğer bu miktar bıçakçıya fazla gelirse artanını İzmir’e verebiliriz yine...

-Çıkardığımız mala göre yüzde yirmi beşe ne dersin?

-Ben yevmiye veya haftalık olarak düşünmüştüm.

-Mesela?..

Bir rakam söyledi. Hesabıma göre benim teklifim onun istediğinden daha yüksek tutuyordu. Neyse kendisini kırmadım.

-Bir aylık bir denemede bulunalım. Sizin istediğinizi vereceğim, sigorta vb. bizden. Ancak, bir ay sonrasında değerlendireceğiz, senin ayrıştırıp paketlediğin iyi cins metallerden elde ettiğimiz kazançtan size sunduğum yüzde yirmi beşlik pay düşük gelirse, aylığa devam, eğer yüksek gelirse pay usulüne geçeceğiz.

-Niye, sabit ücretle düşünmüyorsunuz?

-Burada çalışan herkes, bu bizim sattığımız ürünlerden pay alarak çalışır. Belli bir aylıkları yoktur. Onun için bak hepsi arı gibi çalışır.

İşimizin hurda değerlendirme bölümü biraz daha ayrıntıya girmeye başladı. Bu kez ambalajları kendimiz saçlardan keserek yapmaya başladık. Bu daha kolay oluyordu. Kestiğimiz sacı uzunlamasına pres makinesine yatırıyor ve üzerine yığılan metalleri makine ile sıkıyor ve en son sacın uçlarını birbirine kenetleyip yığıyorduk. Böylece iki yanı açık olan metal ambalajların içindeki malzeme rahatça görülebiliyor, bu da bıçakçı gibi özel müşterilerin işine geliyordu. Seçili metallerin fiyatını da biraz yüksek tuttum. Yeni elemanın ücretinin hiç olmazsa yarısını bu farktan karşılamalıydım.

Yeni elemanla işe başlayışımız altı ayı doldurdu. Bu arada sadece kendi şehrimizden değil çevre şehirlerden de bize kamyonlarla hurda elektronik gelmeye başladı. Bir yandan kamyonlardan hurdalar dökülürken, diğer yandan da metal pres paketleri yükleniyor, hurda yedek parçaları satışında kargo firmalarına vermeye yetişemiyorduk. Halim’in işi de epeyce yoğunlaşmıştı. Çok çalışıyordu. Sürekli yeni bir parça beklermiş veya aradığı parçayı bulamamış gibiydi. Veya ben öyle hissediyordum. Aradığını bulmak için her hurda el arabası geldiğinde veya kamyon damperi devrildiğinde azimle ve iştahla söküyor, parçalıyor, alacağını alıp bilgisayara işliyor, tekrar eldiveni takıp kutuları açıyor, gözlükle, mercekle okuyor, inceliyor... İlgisi en çok da telefon vb. benzeri küçük aletlerdeydi. Dışardan gören birisi, onu patrondan ziyade bir işçi sanır...

Onun parçaladığı kasalar, paketler diğer çalışanların eline geçiyor, ayrıştırıyorlar; metaller, kablolar, camlar ayrı ayrı yerlere toplanıyordu. Metaller Kerim’in önüne yığılıyor o da gözle inceliyor, sonra keski ile delip deşiyor, kimi zaman da küçük bir fırça ile bir şişeden aslını bilmediğimiz bir ecza sürüyor, üzerinde oluşan kabarcıkların rengine göre hareket ediyordu. 

İşyerimiz neredeyse dar gelmeye başlamıştı. Yeni gelen yığınlar çok yer kaplamaya başlamıştı. Halim’e konuyu açtığımda,

-Şimdilik idare edelim. Az kaldı...

Neye az kaldığını bilmiyordum. Onun beklediği bir şey olduğunu çoktan tahmin etmiştim. Bana bir ara beklediği malzemeleri neden piyasadan almadığını kısaca açıklamıştı. 

-Fabrika ürünü olarak alacağım malzeme bizi ele verir. İzimizi bulurlar. Biz şimdi hurdacıyız. Çevre kirliliğini önleme amacı güdüyoruz ve bu işi yaparken de eskileri değerlendirip ekmeğimizi çıkarıyoruz. Dışarıdaki görüntümüz bu.

-Doğru, bir sürü hurdacı bu işten ekmek yiyor. İkinci el eşya satanlar bile...


BİTİŞİKTEKİ arsayı da kiraladık. Bizim dükkâna bitişik tarafına oldukça geniş bir sundurma yaptık. Araya bir kapı ekledik. Arsanın açık kısmına kamyonlar mallarını rahatlıkla boşaltabiliyorlardı. Malzemeleri elle veya el arabası ile taşımanın verdiği zorluk ve zaman kaybını önlemek için yürüyen taşıyıcı yerleştirdik. Kuranlar, konveyör diyorlardı ama ben bu kelimeye alışamadım. Yürüyen merdiven gibi yürüyen taşıyıcı demeyi daha kolay ve uygun buldum. Böylece kamyonlardan boşaltılan hurdalar yürüyen taşıyıcılarla tezgâha geliyor ve ellerindeki tornavida, pense, keski gibi aletlerle işçiler parçalıyor. Elektronik atıklar Halim’in önüne, metaller Kerim’e gidiyordu. Diğer atıklardan kablolar uç uca bağlanarak bir makaraya sarılıyor. Bu kabloların da müşterisi oldukça fazlaydı. Bakır ve alüminyumunu değerlendiriyorlarmış. Henüz fiber kablolara bir çözüm bulamadık. Elimizde de pek fazla değildi. Arsanın bir kenarına derli toplu yerleştirmiştik. 

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.