TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dün’den devam...

Bir gün bir hurdacı, el arabasıyla bize alır mısınız diye birkaç elektronik parça getirdi. Gençler pazarlığını bitirdiğimiz elektronik atıkları indirirken görünüşü yağlı bir muşambayla kaplıymış gibi bir kitap dikkatimi çekti. 

-Bu ne?

-Musaf...

Mushaf demek istemişti, yani Kur’an.

-Bakabilir miyim? 

-Bakabilirsin, tabii.

Kitabı aldım. Baktım. Kur’an değil. Baş sayfaları epeyce eksik, arka kapağı da... Oğlana dedim ki:

-Bu kitabı nereden aldığını biliyor musun?

-Biliyorum, bir neneden... Gözlüklü, bir hanım...

-Bu kitabın eksik sayfaları evde kalmış mı, sorar mısın? Eğer öyleyse onları da al bana getir. Bu şimdilik bende kalsın. Gelince hesapta anlaşırız.

-Olur, amca... Öğleden sonra gelirim.

Genç, arabasını ittirerek gitti. Gencin getirdiği hurdalar hemen parçalandı. Önüne gelen elektronik parçayı görünce Halim’in gözü parladı. İşte bu der gibi bir hareketle elini tezgâha taplattı. Ben onun bu hareketiyle aradığı parçayı bulduğunu veya iyi bir parça çıktığını anladım. Yüzü gülüyordu. Özenle fırçaladı üfledi. Dikkatle şasisini söktü. Elinde evirdi çevirdi. Biraz tedirgince bakışından aletin bozuk olması ihtimalini de dikkate alıyor gibiydi. Yavaş yavaş kontrol cihazını aldı, uçlarına dikkatle dokundu.. Birkaç kere ucu dokundurdu çekti. Rahat ve derin bir nefes aldı. Doğruca bilgisayarın başına gitti. Özel kayıda girdi, parçanın künyesini kaydetti. Daha sonra internetten parçanın seri numarasını girdi. Bir takım araştırmalarda bulundu. Üretici ve satıcı firmaları inceledi. İçi rahatlayıncaya kadar sağı solu tıkladı, baktı okudu. Sonra parçayı bir kutuya koydu ve özel kasasına götürüp kilitledi.

İşinin başına sevinçle dönerken bana:

-O çocuk bir daha gelirse benimle görüştür, dedi.

-Tamam, ben de bir kitap gördüm. Bazı sayfaları eksik. Onları alıp gelecek. 

Tezgâhında yığılmış parçaları incelemeye devam etti.

ÖĞLE yemeğinde Doğan, kitabı biraz karıştırdı. El yazmasıydı. Baş taraftan oldukça eksik sayfa vardı. Birkaç sayfa okumaya çalıştı. Hatırat mı yoksa tarih mi olduğunu çözemedi. 

“İlginç hem de önemli bir eser olmalı.” diye içinden geçirdi. Yemekten sonra işinin başına geçti, yeni gelen atıkların parçalarının hangi gruba yönlendirileceğini işçilere tarif ederken bir yandan da hurdacı çocuğu gözlemeyi sürdürüyordu. Halim, yanına geldi, Bir yandan ciğerini okurmuş gibi işçilerin ellerinde ayrışıma uğrayan parçalara dikkatle bakarken Doğan’a merakla:

-Çocuk gelmedi mi daha?

-Ben de onu gözlüyorum, gelmedi. Geldiğinde haber ederim. 

-Senin de mi beklediğin var?

-Evet, bir kitabın eksik sayfaları...

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.