HAFTANIN YORUMU: Koronavirüs, ramazan ve bahar

İkinci yılında da önünü kesemediğimiz Koronavirüs salgını kılık ve kulvar değiştirerek yoluna devam ediyor. Öyle ki, şu mutasyona uğradı, şu varyanttan gidiyor diyorlar, bir türlü durdurulamıyor. Sebebi hikmetine gelince, sanırım perhiz ve lahana turşusu hikayesi darbı meselini yaşıyoruz. Bir taraftan tedbirler alıyor, kısıtlamalar yapıyor, diğer taraftan da ihmaller ve gafletler devam ediyor. Hergün Koronaya yakalananların sayısı artıyor, hastaneler teşhis tedavilerle meşgul. Örneğin İlçemizden hergün bir veya iki kişiyi koronadan kaybediyoruz. Sağlık Bakanı, vatandaşlara aman ne olur tedbirlere uyalım, kısıtlamaları çiğnemiyelim derken âdeta yalvarıyor. Ama, ne yazık ki bu uyarılara gerektiği gibi uyulmuyor, çarşı, pazarlar, AVM’ler, resmi ve gayri-resmi toplantılar, eğlenenler, kumarcılar, koronanın yayılmasında etkileri ve katkılı oluyorlar. Arada bir sivri akıllılar da çıkıyor, bana birşey olmaz veya ben bunlara inanmıyorum diyorlar. Yani, gerektiği gibi bu illete karşı direnişimizi yapamıyoruz düşüncesindeyim. Gerçi, ayni durum hemen hemen bütün dünyada yaşanıyor ve bizden çok çok kötü durumda olanlar da var. Ama, önce kendimize bakmamız gerekiyor, ne demişler önce can sonra canan, çünkü bu illetin bulaşırken nasıl bulaştığının farkında olunmuyor, görmüyoruz, bilmiyoruz ve anlayamıyoruz. Onun için, işin uzmanlarını ve devlet adamlarımızı dinlemek, tembih ve tavsiyelerine harfiyyen uymak zorundayız. Bu hem bizim için ve hem de çevremiz için gerekli, önemli ve elzemdir.

İÇİNE KAPANIK COŞKUSUZ BİR RAMAZAN

Korona bahane edilerek içine kapanık coşkusuz bir Ramazan geçiriyoruz. Koskoca bir Diyanet İşleri Başkanlığı önceden Ramazan için, ruhuna uygun bir bilgilenme programı hazırlamamış. Korona tedbirleri çerçevesinde Kur’an-ın anlamı ve amacı muhtevalı bir çalışma yapılarak vatandaşları bu alanda bilgilendirmek mümkündü. Çünkü, Ramazan ay’ı Kur’an ayı diyoruz ve hayat kitabımız Kur’an hakkında, yaşamımıza her yönüyle hitap eden Kur’anın hükümlerini, tavsiye, uyarı ve tembihlerini bilmiyoruz. Bu alanda Üniversiteler de bir çok uzmanlarımız var, ama biz onlardan Ramazanda istifade edemiyoruz. Ramazanda korona dolayısıyla evlerimize kapandık, coşkusuz ve ketum bir Ramazan geçiriyoruz. Oysa, Gelişen teknolojinin imkanlarından, devletin TRT iletişim kanallarından dinimizin temel kitabı Kur’an-ı, asrın sorun ve sıkıntılarına ve çözüm bekleyen problemlerine çareler ve cevaplar üretilmesini bekliyoruz. Deistlik diye bir akımın gençler arasında yayıldığından bahsediliyor, bu konuda uzman kişilerin ve ehil ellerin aydınlatıcı, ikna edici, şüphe ve tereddütleri giderici bilgiler vermelerini umuyorduk. Mübarek Ramazan ve korona da olması dolayısıyla evlerimizde olmamız bir avantaj olarak değerlendirilip doğru bilgiler almamız için en müsait zamanlardı. Bunu devletin televizyon kanallarından ve Diyanet İşleri Başkanlığından yoğun bir şekilde dile getirilip işlenmesini bekliyorduk. Ama, ne yazık ki bir Ramazan yine sönük geçiyor. Eğer istenilseydi korona ile ilgili gereken tedbirlere riayet edilerek, ifade ettiğimiz konuda bir takım etkinlikler hazırlanıp yapılabilirdi. Ezanlar okunuyor, Korona korkusundan camilere gidemiyoruz, zaten teravihler de camilerde kılınmıyor. Duamız, Rabbimiz bir an evvel bu koronavirüs illetini başımızdan def eder inşallah, bu sıkıntılardan kurtuluruz.

BEREKETLİ-FEYİZLİ VE HAREKETLİ GÜNLER

Çifte-çubuğa başlayanlar için bereketli günler geldi. Havaların bu güzelliğinde ekim, dikim işi olanların ovaya, bağ ve bahçeye gitme ve çalışma günleridir. Ovamızın birinci ürünü pamuk olduğundan, tarlalarda pamuk yerleri hazırlanıyor ve ekimler de yapılıyor. Keza diğer ürünler ayçiçeği, mısır, fasulye, nohut, kavun, karpuz ve sebzelerin dikimi, ekimi ve toprakla buluşmaları sağlanmaya başlandı. Bunların hepsi için çiftçi ve bahçevanlara Allah’tan güç-kuvvet, ürünlerine de bol bereket diliyoruz. Baharın bu güzelliği ve hareketliliği bereketin bolluğu bitkilerden, hayvanlara kadar her yerde görülmektedir. Mesela, dağlarda-bayırlarda keçilerin oğlakları, koyunların kuzuları meleşiyorlar. Çevremizde onları analarının yanında oynayıp, koşuştuklarını görüyorum, seyretmek bile insana başka bir zevk veriyor. Bu arada serçelerin de cıvıldaşmaları, kırlangıçların ve leyleklerin yuva yapmak için nasıl telaşlandıklarını, çocukluğum zamanından biliyorum. Şimdi onları göremez olduk, çünkü çok azaldılar veya bizim yöremize az geliyorlar. Evet, bu bereketli günlere Ramazan’ın feyzini katabiliriz. Geçim zorluğu çekenlere patates ve soğanla olsun bir devlet desteği gelmesi kısa bir süreliğine de olsa iyi ve yararlı bir yardımdır. Çünkü, bu ürünler çok dayanmaz halk tabiriyle ifade edelim cücükler/filizlenirler. Ama, destek-destektir, Ramazan’ın feyzi ve bereketi bununla da kalmaz elbette, mali durumu iyi olanlar da yardımlaşma ve dayanışma sosyalleşmelerini sürdürüyorlardır. Bu pandemi günlerinin sıkıntısını, mübarek Ramazan’ın feyzi ve kutsiyetiyle değerlendirmeyi diliyor, herkese koronadan uzak sağlıklı ve sıhhatli günler temenni ediyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.