NÜKTEDAN: Peygamber ve tebliğ ettikleri

    Sevgili dostlar, biz Türkler çok meraklı, heyecanlı ve hareketli bir milletiz. Bir yerde dikkat çekici, heyecan verici, enteresan bir şey olsun hemen orada yoğunlaşırız. Olayın nedenini, niçinini sorup-soruşturup öğrenmek isteriz. Olay devam ediyorsa en yakınına gidip görmeye ve bilgi edinmeye çalışırız. Evet, işte biz böyle bir milletiz. Bizim bu merak, heyecan ve hareket hasletlerimizi eğitim sistemimizle doğru ve iyi kanalize edip yönlendirmemiz gerekmektedir. Ne yazık ki, yakın zamana kadar bu konuda gerektiği gibi başarılı olamadık. Son zaman bu alanda güzel gelişmeler kaydedilmektedir, bunlara da seviniyoruz. Geçmişte bu alandaki eksikliğimiz bizi yanlış edinimler oluşturmamıza sebep oldu. Tarihte olayları yönetir, bilimde teknikte ve sanatta yenilikler üretirken, bizim bu aksiyoner halimiz, sonra kendi içimizden ilim ve siyaset adamlarımız tarafından dumura uğratıldı. İfade ettiğimiz o müthiş cevvaliyetimiz başka alanlara kaydırıldı. Bu konu milletimiz için çok önemlidir. İlim ve bilim adamlarımız bu alanda çok ciddi çalışmalıdır. Bu konu milâdi 8. yüzyıl da Ebu Müslim’in Emevi Devleti’ni yıkması ve Abbasi Devleti’nin kurulmasıyla başlıyor. Bu olaylara öncülük eden tebasıyla Ebu Müslim’in Türk olduğu söyleniyor. Ancak, Abbasi devletinin kurumları ile oluşmasında Türklerin Bermeki kolunun çok büyük emeği olduğunu Tarih kaydediyor. Çok önemli olan bu dönemde mezhepler, tarikatler, felsefe ve bilimsel gelişmeler temayüz ediyor. İşte bu bir asra yakın dönem çok önemlidir, çok ciddi şekilde araştırılmalıdır. Çünkü bu asırda çok yararlı bilimsel ve felsefi gelişmeler olurken çok ciddi sapmalar ve Kur’an’dan kopmalar da olmuştur.       

Aziz dostlar, tarihte, Kur’an’dan kopmanın başlangıç noktasını işaretlerken, bilimde ve felsefede de sıçrama noktasının yaşandığına dikkat çekmiştik. Evet, o dönemin öyle olduğuna inanıyoruz. Örneğin, dîni alanda itikatta ve amelde mezhepler kendi ekollerini oluştururken, felsefede yeni izahlar ve eleştiriler, bilimde de yeni gelişmeler, keşifler ve icatlar ortaya konmaya başlamıştı. Yani, birçok alanda değişim ve dönüşümler kaydedilmeye başlamıştı. Ne var ki, bu olumlu gelişmelerin yanında, birde olumsuz gelişmeler paralel yürümüşlerdir. Bir ilim adamımızın dediği gibi, iman hakikatleri tevessü ederken, küfrü besleyen yanlış düşünce ve fikirler de tevessü etmiştir. Meselâ, dıştan tarikat ve tasavvuf transferiyle dinde guruplaşmalar ve hizipleşmeler meydana gelmiştir. Kur’an-ın batıni manasında ilmiledün sahibi olanlar türemiş, bunlar devlet bile kurmuşlardır. Zamanla devletleri yıkılıp yok olsada, oluşturdukları inanç ve düşünceleri, kurulan diğer devletlerin içine teşekkül edip varlıklarını sürdürmüşler. Bunlarla ilgili şimdiye kadar çok yazılıp çizilmiştir. Bir takım gerçeklere, hak ve hakikatlere işaretler edilse de, çok ciddi manada bir araştırma, tahlil ve analizler yapılmamıştır. Kur’an ve Peygamber üzerinden yapılan tasarruflarla bir takım kutsallıklar türetilmiş ve bunlar zamanla sistemleştirilerek kurumsallaştırılmış, insanlar bunların kriterlerine göre sınıflandırılmışlar ve bu değer yargıları toplumlara mâl olmuştur. Bu konuda bunlar Kur’an-ın batıni yorumları olarak  temellendirilirken, buna Peygamberi de pratik değer olarak tescillemişler. Yani, bu alanda oluşturulan kaideler ve kurallar, ayrıntıları ile beraber Peygambere dayandırılmış ve sonuçta gerçek peygamber algısından uzaklaşılmıştır.

Değerli dostlar, Peygamber Efendimizin insan olma vasıfları, yaradılış özelliğinden saptırılarak, insan ekseninden kaydırılmış, o kadar çok olağanüstülülük ve mucizelerle çevrilmiş ki, insan ve kul olan Muhammed aleyhisselâm Kâinatın var oluş sebebi haline getirilmiştir. Anasından doğum öncesiyle başlayan yüceltmeler ve kutsamalar, vefat ânına dek sürmüştür. Meselâ, doğmadan önce bazı nehirler ve göller yatak değiştiriyor, Kisranın sarayının burçları çöküyor. Dünyaya gelirken meleklerin bir kısmı doğumda yardımcı olurken, bir kısmı da evinin etrafını tavaf ediyorlar. Dünyaya gelince dudaklarının kıpırdadığını gören, kulağını ağzına dayıyor ve Va Ümmeti va Ümmeti dediğini duyuyor! Başının üstünde devamlı bir bulut onu gölgeliyor ve alnının orta yerinde bir nur devamlı parlıyor. Bütün bunlar kendisine risalet verilmeden önce olanlar, yani peygamberlik öncesine ait özellikler. Bunlar peygambere sevgide ve saygıda sınırı aşanların hayal mahsulü Naat ve şiirlerinde geçiyor. Birde Sevgili Nebi-Resulümüz Hz. Muhammed Aleyhisselamın Allah’tan aldığı Vahyi bir Risalet görevi olarak insanlara tebliğ etmeye başladığından itibaren, o bir takım zevatın Peygamberimize mal ettiği mucizeler var ki, adına kitaplar yazılmıştır. Oysa, Yüce Allah, ben sana mucize olarak Kur’an-ı verdim diyor. Ama o zevat, Nebi-Resulümüzü taşlarla, kuşlarla, hayvanlarla, ağaçlarla, dağlarla, ölülerle konuşturuyor. Gelecekten-gayptan haberler verdiriyor, elinin parmakları arasından çeşmeler akıyor, az kalan hurma torbasına elini sokuyor, çoğalan hurmalarla doyan ordular oluyor. Evet, saymakla bitmez. Neyse, biz haftaya devam etmek ümidiyle şimdilik bir virgül koyalım. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle, bereketli ve feyizli Ramazanlar ve oruçlar temenni ediyoruz. 

  LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder

# vefat

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.