Ramazan sayfası

       İSRAİL OĞULLARI DA AYNİ GÖREVE TABİ İDİ

Namazla ilgili bu ayette abdest devreye giriyor, eğer abdest için su bulamıyor veya kullanılması sakıncalı ve mümkün değilse namazı teyemmümle kılmak emrediliyor. Nisa suresi 43. ayette ve Maide suresi 6. ayette abdesti bozan iki hususun olduğunu görüyoruz. Ama, ilmihâl kitaplarında daha pek çok abdesti bozan şeyler var. Birde bunlar mezhep imamları arasında içtihat farklılıklarıyla zikrediliyorlar. Burada şimdi yine ilk akla gelen, Rabbimiz bunları eksik bırakmış ve mezhep imamları tamamlamışlar öyle mi? Abdestin emredildiği ayette görüyoruz ki, iki şey abdesti bozuyor. 1- Tuvalete gitmek. 2- Cinsi münasebette bulunmak. Diğer, abdesti bozduğu ifade edilen şeylerin Kur’an da kaydı yok. Onun için onların üzerinde durmak istemiyorum. Allah’a itaat ve ibadetler konusunda İsrail Oğullarından da söz aldığını Rabbimiz söylüyor. Yani, Allah’a kulluk noktasında İsrail Oğullarının da bizim gibi sorumlulukları olduğunu öğreniyoruz. İşte Maide suresinde 12. Ayet buna delildir. Meali şöyle: “Allah vaktiyle İsrail oğullarından kesin itaat sözü almıştı. Onlardan 12 temsilci görevlendirdik ve Allah dedi ki; Ben sizinle beraberim; şayet namazı hakkıyla kılar, zekâtı verir, elçilerime inanır ve onları desteklerseniz ve Allah’ın hoşnutluğu için mallarınızı O’nun yolunda harcarsanız, kesinlikle sizin kötülüklerinizi örter ve sizi tabanlarından ırmakların çağladığı cennetlere koyarım. Bundan sonra da sizden kim bu vâdimi çiğnerse dosdoğru yoldan sapmış olur. Rabbimiz İsrail oğullarından kesin söz aldığı ve 12 kişiyide temsilci olarak görevlendirdiği o anlaşmanın şartlarını belirtiyor. Aynen bize Kur’an’ında bildirdiği ve yapmamızı emrettiği görevlerdir. Şimdi, İsrail oğulları bu söz verdikleri görevleri yerine getiriyor mu? Dünya şahittir ki, tam aksini yapıyorlar. Ayrıca düşmanlıkta gösteriyorlar. Zaman zaman Kur’an-a ve Nebi Rasulümüz Hz. Muhammed Aleyhisselama çirkin saldırılar yapıyor, camilere ve müslümanların evlerine baskınlar düzenliyorlar. O kendilerine medeni ve bizlere de barbar diyen o modern vahşileri tanıyor ve zihniyetlerini biliyoruz. Onlar, bazen gizli ve bazen de gayet açıkça birçok yerlerde düşmanlıklarını gösteriyorlar.   

MÜSLÜMANIN DOSTU GERÇEK MÜSLÜMAMDIR 

Bazı kavram ve kuralların anlamını bilmemek veya bildiği hâlde art niyetinden ötürü insanları saptıranlar var. Bunlar bazı müslümanları yanıltmaktadır. Meselâ, çok önemli bir kavram olan dost meselesi, üzerinde kelime oyunları oynayarak, e..., biz başka dinlere mensup olan insanlarla konuşmayacak, alış-veriş ticaret yapmayacak ve herhangi bir iş tutmayacak mıyız? diyenler var ve bunları zaman zaman görüyoruz. Dostluğun bunlarla ilgili olmadığını bilmemek bir müslüman için züldür. Dostluk iman bilincine dayanan bir güven meselesidir. Zamanı geldiğinde herşeyini emanet edeceğin, ifade ettiğimiz kurallar çerçevesinde kurulan bir güven ortaklığıdır. Yüce Allah bunu Kur’an-ı Mübininde çok açık bir şekilde bildirmektedir. Kur’an da bazı olaylardan bahsedilirken, dostun kimlerden olacağını ve o kimselerin nasıl bir özellikler taşıyacağını sayarak açıklıyor. İşte bu konuyla ilgili Maide suresi 55 ve 56. ayetlerin mealleri şöyle: “Sizin gerçek veliniz/dostunuz Allah, O’nun elçisi, namaz kılan, zekât veren ve O’nun emirlerine boyun eğen mü’minlerdir. Kim, Allah’a, O’nun elçisine ve mü’minlere düşman olursa, bilsin ki Allah’ın taraftarları galip gelecek olanlar işte onlardır.” Evet, bir dostta aranan vasıflar 5 madde halinde teşekkül ediyor. Bunların hepsi birbiri ile ilişkilidir. Adeta bir elin parmakları gibi. Onları birbirinden ayırmak mümkün mü? İşte, dost dediğin böyle olacak. Müslümanın dostunun vasıfları bunlardır. Demek ki, dostluk öyle ucuz ve sıradan bir birliktelik değil. Çünkü, dostun, senin olmadığın yerde seni temsil edecek, hakkını, hukukunu koruyacak ve en azından kendisi gibi seni gerektiği yerde savunacaktır. Senin olmadığın yerde gerektiğinde seni aratmayacaktır. Aziz kardeşlerim; Kur’an-ı anlamak için ve anladığımızı yaşamak için okuyalım. 

TOPLUM İÇİNDE MÜ’MİN VAKARI İLE BİLİNMELİ  

Rabbimiz, iyi, yararlı, hayırlı ve örnek insanı Kur’an-ı Mübinin de tarif edip tanıtıyor. Nasıl bir insan velidir, evliyadır veya evliya ve veli insan nasıl olur, Kur’an vasıflarıyla anlatıyor. Dikkat ederseniz Allah’ın Kur’an da tanıttığı veli-evliya kişilerdeki vasıflarda su üstünde yürüyen, bir anda beş yerde görünen, aslanlara, kaplanlara binip onları yönetenler v.s. işleri bir anda yapanlar değil. Onlarda böyle vasıflar ve olağanüstü hareketler yok. Ama, insanları bunlarla yüceltip kabirlerinin üstüne koca koca kubbeler ve çatılar döktürdüğü veli-evliyalar da var. O zaman, müslümanlar kimleri örnek alacaklarını çok iyi bilmeliler. Kendilerini toplumdan farklı göstermek için kılıktan-kıyafete, tavır ve âlâyişli hâl ve harekete girenlere mi? Yoksa, her yerde doğruluğu ve dik duruşuyla, mütevazi ve vakarlı oluşuyla gönülleri ve akılları etkileyişleriyle, kimseden temanna beklemeyen mü’minleri mi? Ebette, müttekî, mütevekkil mü’minleri. Daha önce Maide suresi 55 ve 56. ayetlerde bu kişileri tanıdık. Şimdi de farklı bir insan tipinden bahsedeceğiz.  Yine Maide suresi 58. ayette bu tiplere değiniliyor. Gerçi, başka surelerde de farklı davranışlarla bunlardan örnekler veriliyor. Biz burada bu ayeti şimdilik zikretmek istiyoruz. Evet, 58. Ayetin meali şöyle: “Siz birbirinizi namaza çağırdığınız da, onu alaya ve eğlenceye alırlar. Bu, onların aklını kullanmayan bir toplum olmasındandır.” Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Bu ayetten önceki ayette yine dost konusu geçiyor, bunlar, kendilerine kitap verilen olarak zikrediliyor. Yani, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmememiz hatırlatılıyor. Anlaşılan o ki, bizim dinimiz İslâm’da namazımızla alay eden ve eğlenceye alanlar onlardan çıkıyor. Onlara karşı tavrımızı iyi belirlememiz gerekmektedir. Evet, ana konumuz namaz olduğu için değerlendirmelerimiz namaz eksenli olmaktadır hatırlatalım.

NAMAZDAN VE KUR’AN’DAN ALIKOYANLAR  Müslümanın imandan sonra sarılıp sahipleneceği en önemli ibadet namazdır. Günlük hayatı disipline eden ve bir nizama sokan namaz, ihmâle gelmez, kazası olmaz, terkine asla cevaz verilmez. Toplumda bazen duyuyoruz, senin yaşın artık kemali aşmış, pîri fanileşmişsin, bir takım arızı hâller sana musallat olmuş namaz kılmasan da olur diyenlere aldanmamak lâzım. Kur’an da böyle bir ruhsat yoktur. Hangi mutasavvıf, hangi âlim ve hangi evliya derse desin inanmayın. Kur’an-a dayanan bir gerekçe yoksa, hiçbir değer ifade etmez. Namazı kılmamanın bir özrü yoktur, ancak vakti içinde tehiri vardır. İşte ona gerekçe de yine Kur’an da Maide suresin de 91. ayettedir ve meali de şöyledir : “Şeytan, içki/ aklı örten ve kumar ile sadece aranıza düşmanlık ve nefret tohumları saçmak ve sizi, Allah’ın zikri Kur’an’dan ve namazdan alıkoymak ister. Öyleyse artık bunlardan vaz geçeceksiniz değil mi? Yapılan tembihi te’yit ve pekiştirmek için devamı 92. Ayette de şöyle buyuruluyor: Mealen, “O hâlde Allah’a itaat edin, elçiye itaat edin ve günahlardan sakının. Eğer, yüz çevirirseniz biliniz ki elçimize düşen sadece açıkça bildirmektir.” İslâm dininin dosdoğru yolunun tam ortasına oturan Şeytanın, insanlardan da olduğunu asla unutmayalım. Kur’an-ı Mübinin son suresinin son ayeti buna delildir. *Minel cinneti vennas* Şeytan cinlerden ve insanlardan olur. İnsanlara kendisi gibi insanların etki etmesi, yanıltması, şaşırtması ve kandırması mümkündür. İşte, içki ve kumar, insanın ahlâkı, kişiliği üzerinde kötü yönde çok etkili fiillerdir. Bu iki eylem/fiil, iş hakkında insanların nasıl birbirine düşman olduklarını, aralarına ne iğrenç fitneler soktuklarını, toplum içinde yaşanan olaylardan duyuyor ve görüyoruz. Şu devlet eliyle oynatılan kumar PİYANGO, ya çıkarsa teşvikiyle, şans ve talih kuşu hikâyeleri gerçekler karşısında hangi mantığa uyar? Ya o her kötülüğün anası içki! Bir sefercikle başlar, azar azar içmek zarar vermez telkinleriyle devam eder. Sonrasını, bilmeyen yoktur, o nedenle tafsil, etmeyi gereksiz görüyorum.

KUR’ANDAN VE NAMAZDAN ALIKOYANLAR  

İçki ve kumarın insanı çok önemli iki görevinden alıkoyması, aklı başında olanları ciddi düşündürmelidir. İnsanlar arasına düşmanlık ve nefret tohumları eken içki ve kumar, içki, aklı örten diye tarif edilmiş, bu tarifin içinde beynin uyuşması, insanın maddi ve manevi dengesinin bozulması vardır. Doğru, dürüst düşünememek, isabetli ve hakkaniyetli karar verememek ve ne yapığını bilememektir. Dolayısıyla öyle bir anda Allah’ın zikri Kur’an-ı okuyamaması ve okuduğunu anlayamaması sözkonusu. Bu nedenle, bu durumda olan dengeyi sağlayıncaya kadar namazını tehir edecek. Özellikle bu iki fiil/eylem bir müslüman için büyük günahlardandır, bunlardan şiddetle kaçınması lâzım. Yüce Allah bu günahları işleyenlere ne diyor? *Bunlardan vaz geçtiniz değil mi?* Yani, bu kadar büyük zararlara uğratan bu kötülükleri kendinize yapmayın, kendinize yazık etmeyin, şefkati gösteriliyor. Lâkin, ne yazık ki, insanoğlu en çokta bu günahları işliyor, çeşitli aldatıcı propaganda ve kandırıcı edebiyat oyunlarıyla. Hatta bazı dinler bunları Hıristiyanlık gibi, ibadet faslına sokmuşlar. Örneğin, şarabı, Hz. İsa’nın kanı anlamında kullanmaları gibi. Keza, kumarın yaygınlığı da buna eşdeğer devam edip gitmektedir. Yüce Allah, bunlardan vaz geçmeyi, kendisine ve Nebi Rasulüne uymayı tembihliyor. Eğer bu tembihlere uymaz, bu kötülüklerden dönmez yüz çevirmezseniz, Nebi Rasulün görevi sadece açıkça bildirmek ve tebliğ etmektir. Cezası yarın ahirette görülecektir. Çünkü, Cehennemliklere buraya neden düştünüz diye sorulduğun da, işledikleri suçların içinde namaz kılmadıklarını da itiraf etmeleri vardır. Zaten ayette de geçiyor, içki ve kumar insanları Allah’ın zikrinden ve namazdan alıkoyuyor. Demek ki, zikirle, Kur’an’la ve namazla yaşayan biri bu kötü fiillerden uzak durmak mecburiyetindedir. 

ŞAHİTLERİN NAMAZ KILANLARDAN OLMASI  Namaz insana güven veren bir ibadettir. Tanımadığın, bilmediğin bir yerdesin, bir işin var yaptıracak veya şahit tutacaksın, böyle kişiyi nereden ve nasıl bulacaksın? Namaz kılınan mescide/camiye gideceksin, sana güven verip yardım edecek o anda başka bir yer bulamazsın. Çünkü, oranın yabancısısın sokakta karşılaştığın topluluklara selâm versen, senin selâmını almayanları bile görebilirsin, bırak o senin işini görsün. O zaman, o yabancı muhitte birlikte namaz kıldığın cemaatla istişare etmen ve o cemaatin içinden aradığını ancak bulabileceğini Rabbimiz hatırlatıyor. İşte, müslüman toplumun önemi ve özelliği buradan da anlaşılıyor. Dolayısıyla namazın da ne kadar kıymet ifade ettiğini ve nedenli öneme haiz olduğunu anlamana da yardımcı oluyor. Bu ifade etmeye çalıştığımız gerçeklere istinaden bir dayanak mesabesinde olması açısından Rabbimiz Maide suresi 106 ve 107. ayetler de şöyle buyuruyor: Mealen, “Ey iman edenler! İçinizden birinin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet esnasında aranızdan dürüst iki kişiyi şahit tutun. Eğer yolculukta iseniz ve ölüm emareleri gelip çatmışsa, sizden olmayan iki kişinin şahitliğine baş vurun. Şayet onların dürüst davranmayacaklarından şüphe ederseniz, namazdan sonra onları alıkoyarak onlara şöyle yemin ettirin: Allah’a and olsun ki akrabanın hatırına bile olsa, yemini hiçbir menfaat karşılığı satmayacağız. Allah’ın bildiğini hiçbir durumda gizlemeyeceğiz. Aksi hâlde günahkârlardan oluruz. Bu şahitlerin sonradan yalan söyleyerek bir günah kazandıkları anlaşılırsa, haklarına şahitlerin tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan mirasçılardan iki kişi onların yerini alır ve ‘andolsun ki bizim şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir ve biz kimsenin hakkına tecavüz etmeyeceğiz, aksi taktirde biz, elbette zalimlerden oluruz’ diye Allah’a yemin ederler. Görüyosunuz ya titizliği!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.