TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam...

-Kim o?

Çocuk biraz geri çıkıp kendisini gösterdi:

-Nine ben geldim, hurdacı...

Kadının aşağı inip kapıyı açması biraz zaman aldı. Bu sırada Doğan, yarım kalan hayaline devam etti. Bu evde yaşanan ve artık tarihe gömülmüş bulunan kişi ve hayatları hızlı bir film şeridi gibi kendine özel şahıslarla canlandırdı. Kapı açıldı.

-Buyurun evlat...

-Bu gence sattığınız bir kitabı ben gördüm de... Eksik yaprakları gelip alabileceğimizi söylemişsiniz...

-Evlat, ben hangi kitap olduğunu bilmem... Yukarıda sandıkta, siz bakın bulun...

-Size zahmet vereceğiz... Evde kimseniz yok mu? 

-Var var... Torunum Hasan, bakkala gitti... Gelir şimdi.

- O gelene kadar biz şurada bekleyelim, hanımanne...

-Siz bilirsiniz...

Doğan’ın niyeti, avluda biraz eğleşmek ve geçmişe ait değerlerin zevkine varmaktı. İlk gözüne çarpan az ilerideki kayısı ağacının iki yanına, duvar dibine uzanan ortancaların avluya kattığı güzellik mi desin yoksa zerafet mi desin bir türlü ifade edemediği iç açıcılık. Bir avludan ziyade engin rengârenk ovaya açılmış gibi hissetti kendini. Avlunun ortasında vaktiyle bu güzelim hanenin avlusunu şenlendirmiş olduğu açıkça belli olan bir havuzcuk, artık tarihin mi yoksa zamanın mı ya da değerbilmez kişilerin mi olduğu anlaşılmaz bir harabiyet içinde gelene hâlini arzediyor... Avlu kapısı sonradan yenilenmişe benziyor, evin diğer ahşap iş ve işçiliklerinin yanında. İkinci kata yanları tahta perdelerle kapatılmış bir merdivenle çıkılıyor... Merdivenin de yan kaplamaları sonraki dönemlere ait olmalı, veranda direkleri ile tezat hâlinde... Veranda yani hayat denilen ikinci kat odalara açılan geniş alanın avlu kısmı ahşap kemerlerle desteklenmiş. Her iki kemerin arasında üzeri boğumlu ve düz silmelerle tabandaki döşek taşına kadar inen direkler mevcut. Yalnız direklerin alt kısımları yerden aldığı nem yüzünden çürümüş olmalı ki iki yandan birer tahta ile tutturulmuş. Böylece kemerlerin eğilmesi, bükülme ya da çökmesi önlenmiş. Tabii ki bu tahtalar da eğreti duruyor, eserin güzelliğini gölgeliyor. Merdivenin dayandığı taban taşı o kadar oyulmuş ki neredeyse ilk basamakla bir basamak daha olmasını gerekli buluyor insan. Kimbilir kaç bin ayak bastı geçti buradan. Merdivenin ahşap basamakları da yenilenmiş. Her yenileme kendi dönemini getirip oturtmuş, bir basamakla diğer basamak arasında belki bir asırlık fark var. Tahtanın renginden, ahşabın cinsine ve yontuluş biçimine kadar her biri ayrı ayrı ben başka bir zamana, döneme ve başka bir ustaya ya da kendini usta zanneden birine aidim diyor.

Eyvanın üst kısımlarını süsleyen saçaklarda tıpkı merdiven gibi binbir hüner sergiliyordu. Arada asılları olsa da işlemenin bütününü göz önüne getirmek pek mümkün olamıyordu. Derken Doğan’ın gözü eyvana açılan bir kapının görülebilen üst kısmına ilişti. Daha, uzaktan oyma tekniğiyle işlendiği belli oluyor, dikkatleri üzerine çekiyordu. Eğer onun da sağına soluna eklemeler yapılmadıysa gerçek bir sanat eseri ile karşılaşmış olmalıydı. 

 Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.