HAFTANIN YORUMU - PANDEMİ SALGINININ İCRASINDA 17 GÜN

İnşallah bu kısıtlamalar son bulur artık. İki yıldır çektiğimiz bu çile Rabbimizin inayetiyle nihayete erer, bizlerde sağlıklı, huzurlu ve mutlu günlere ulaşırız. Ama, bu hengamede gereksiz telaşın ayyuka çıkması ve insanlarımızın kısıtlamadan önce sokakları, çarşı, pazarları ve AVM’leri doldurmaları akıl alacak gibi değil. Kısıtlananlar belli, zaruri ihtiyaç maddelerinde ve teminin de bir kısıtlama yok. Kısıtlama mecbur olmayınca sokağa çıkılmayacak, mecbur olunca da tedbirler, kurallar ve kanunlar çerçevesinde zaruri ihtiyaçlar karşılanacak. Nedir bu, kısıtlamadan bir iki gün önce, sanki bir daha sokağa çıkmak olmayacakmış gibi bir izdiham hali yaşatmak. Alış-veriş merkezlerinde yoğunlaşmak? 17 Günlük bir kısıtlama süresi bu, hastalığın pençesinde kıvranmaktansa, evlerimizde sağlıklı bir şekilde oturup, sabırla beklememiz için o kadar çok şeylere ihtiyacımız olmadığına inanıyorum. Fırınlar ekmek çıkaracak, bir takım gıda maddeleri isteyenlerin evlerine kadar gelecek. Eğer, yoksullar ve fakirler söz konusu ediliyorsa, o marketlerin raflarını boşaltanların bu insanların olmadığını hatırlatalım! İşte esas bu vatandaşlar gözetilmelidir, Muhtarlar ve komşuları bunları bilmeli ve bunlara el uzatılmalıdır. Yani, şu 17 günde Ramazan Bayramı da buna dahil olması dolayısıyla bu insanlar gözetilmelidir. Bu insanların üzerinden edebiyat yapmayı ve ajitasyon yaratıp, merhamet istismarına kalkmak bırakılmalıdır. Çünkü, insanlık ve islâmiyet bunları asla tasvip etmez. Ama bunların dışında yardımlaşmayı, dayanışmayı, infakı, fitreyi ve zekâtı müslümanlar için gerekli kılar.

DEĞİŞMEYEN-DEĞİŞTİRİLEMEYEN ZİHNİYETLER

İnsanlar vardır, insanları sevindirmekten hoşlanır ve bu yönde yaptıklarından zevk alır. İnsanlar vardır, insanların acı çekmesinden, huzursuz olmasından zevk alır. Yine insanlar vardır, ideolojileri ve zihniyetleri için her fırsatı kullanırlar. Meselâ, kendileriyle eşitlediklerinin bir basamak altına bir kişiye elini uzatmamıştır ve bir ciddi ihtiyacını karşılamamıştır. Ama, o durumda  olanları bayraklaştırmayı kendine görev edinmiştir. Öyle ki bu zihniyeti için, bazı saf-temiz masum insanları, gençleri ve çocukları âlet ederler. Geçende birilerinin eğitim adına yaptıkları gibi. Dolayısıyla son zaman çevrilen bazı televizyon dizileri de bu zihniyete farklı bir versiyonla destek veriyor. Meselâ, dizide hırsızlığı ve gasbı kendine iş edinmiş olan biri, bu pis işinde başarılı olması için Allah’a dua edip yalvarması gibi. Ayrıca, böyle günlerde fırsatçıların ve haksız kazanç peşinde koşanların, sattıklarını pahalı, aldıklarını da ucuza kapatmak için çalışmaları. Ben birgün birine, neden böyle yapıyorsun dediğimde, bana dedi ki, benim yaptığım ne olacak, adam milyonları götürüyor dedi. Âdeta, o yaptığı ile kendisini acındıracak duruma getirmek istedi. Sözün kısası, bu tür zihniyetlere asla fırsat vermemeli, devletin yetkili kurumları bunları takip etmeli ve gerekeni mutlaka yapmalıdır. Her şeyin bir ahlâkı vardır, kişinin, ticaretin, eğitimin, sanatın ve bilimin. Birinin ihmali, bütün hepsine sirayet eder. Sonra, unutmamak gerekir ki, herşey ufaktan büyür ve damlaya damlaya göl olur. Ayrıca, kötü de iyiye örnek olmaz. Yani daha açıkçası kötüden, çirkinden haksızlıktan örnek olmaz. 

HAYATIN DEVAM ETTİĞİ HER ŞARTTA MÜCADELE

  Yaşamımızın sürdüğü her şartta sorumluluklarımız var ve onları yerine getirmemiz için de mücadele etmemiz gerekiyor. Korona dolayısıyla kısıtlamalara uymak ve bu çerçevede yapabilecek olduklarımızı tespit edip bir plan hazırlamamız gerekirdi. Bu konuda büyük şehirlerde olanlar 17 günlük süreyi Ege ve Akdeniz sahil şeridinde yazlıkları olanlar, kısıtlamadan önce bu mekanlarına gittiler. Bu hareketlilikte yollarda izdiham yaşandı. Evet, bu üçüncü dini bayramdır evlerimizde kısıtlamalı olarak kutluyoruz, inşallah artık sonuncusu olur. Salgından ölümler devam ediyor, bunu unutmayıp tedbirleri uygulayalım. Bu hengamede ziraatla uğraşanlar, ürünleriyle ilgili çalışmalarını aksatmamak ve zamanı çok iyi değerlendirmek zorundadırlar. Devlet, üretim yapmak isteyen  herkese belge var diyor. Bu arada üreticiler uyarılıyor, Menderes Nehrinde su bitmek üzere. Tarlasına tav suyu vermek isteyenlerin dikkatine! Temel gıda ürünlerimizle, beslenmemize gereken önemi vermemiz en önemli görevlerimizdendir. Lâkin, ülkemiz de her yıl 18,8 milyon ton gıda çöpe gidiyormuş, bu çok üzücü bir durum. Buna çöp konteynırlarının yanından geçerken şahit oluyoruz. Bütün ekmekler! Poşetlerin içinde atılmışlar. Bu israfı yapanlara ceza verilmeli, bu müsriflik önlenmelidir. Ayrıca kapanan işyerleri ve oralarda çalışan gündelikçiler mutlaka desteklenmelidir. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Özlem Çerçioğlu, en başarılı belediye başkanları arasında 2. sırada imiş. Demek ki çalışan belli oluyor. Dolayısıyla, Tarım ve Orman Bakanı Sayın Pademirli de”Aydınlı üreticiler mağdur edilmeyecekler” demiş. İnşallah. Hadi bakalım, önce pandemi dolayısıyla herkese sabırlar diliyor, çalışanlara da hayırlı ve bereketli işler ve kazançlarla, sağlıklı günler temenni ediyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.