TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

10  Mayıs’tan  devam...

YATAĞANLI ustamız iki ay kadar evvel ayrıldı. Ayrılmadan önce bizim gençlerden birine metalleri ayrıştırmayı öğretti. Artık kendi işimizi kendimiz yapıyoruz. Halim, bu arada kendini bana bir türlü yapmak istediği şeyin ne olduğunu anlatmadığı projesinin üzerine yoğunlaştı. O da yerine bir elektronikçi genç ayarladı. Ayrıştırılacak parçaları en ince ayrıntısına kadar izah etti, uzun süre gencin yaptıklarını kontrol etti... Hatalarını, eksikliklerini izah etti... Ve en önemlisi bir takım teknik laflar ederek bu türden parça ile karşılaşırsa kendine haber vermesini tembihledi.

Henüz Halim'in istediği türden hurda parça düşmedi. Bu yüzden ilave olarak kiralamak durumunda kaldığımız üst katın odalarından birisini atölye gibi düzenledi. Genişçe bir masayı saçla kaplayıp tezgâh hâline getirdi. Ölçüm cihazlarını, lehim takımlarını, cımbızları ve bir çok küçük kutuları, kutuların içindeki üç ayaklı, dört ayaklı küçük silindirik parçaları, bir başka kutu içinde iki ucu telli küçük yuvarlacıkları, yassı uçlu bağlantıları, daha bunlara benzer anlatmanın mümkün olamayacağı ufaklıkları bir yana, daha büyük birleşik parçaları bir diğer yana sıraladı. Her birinin üzerine bir takım rakamlar ve harfler koyduğu kutuları oturduğu yerden uzanabileceği şekilde düzenledi.

Karşısına yerleştirdiği bilgisayar ekranı üzerindeki çizgi ve şekillere göre bu parça ve telleri birleştirip bağlamakla uğraşırken dünyayı unutuyor, ne yemek ne de uyku zamanını hatırlayabiliyordu. Artık iş yeri ile hiç ilgisi kalmamış gibiydi.

Bir gün birbirine bağladığı bu küçük ve büyük parçaları masanın üzerine yaydı, kulaklığı başına geçirdi ve bir düğmeyi çevirmeye başladı. Aynı anda da bilgisayar ekranındaki harita üzerinde bir artıyı farenin işeretleyicisi ile kaydırıyor, dinliyor ve sonra başka bir noktaya yöneliyordu. Böylece yemek, çay öğünlerini atladığı gibi ayakyolu ihtiyacına bile gitmeden akşamı etti. Geç vakit, ümitsiz bir hâlde masayı toplamadan kapıyı kilitleyip çıktı. Bitkin görünüyordu.

Beni, yemek masasının başında bekler görünce,

-Geliyorum, diye yıkanmaya gitti. Yarım saat kadar sonra geldi.

Sofraya oturdu. "Neler oluyor? Ne bu hâl?" anlamındaki bakışlarımdan rahatsız oldu.

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.