NÜKTEDAN: Filozoflar - Mutasavvıflar - Kelamcılar

Sevgili dostlar, insanlık tarihinde ve hayatında toplumlar içinde dikkat çeken ve unutulmayan kişiler olmuştur. Toplumları, düşünceleriyle, fikirleriyle etkileyip çevresine toplayan ve onları yönlendirip yöneten. Bunların üstünde birde Peygamberler vardır. Ancak, Peygamberler, Allah tarafından insanların içinden seçilen kişiler olduğu için, onlarla mukayese edilemeyeceğinden müstesna tuttuk. Konumuzda Peygamberin yüceliği, o etkin kişilerin istifadesine mazhar olması açısından, onlara o perspektiften bakılmasına münasip gördük. Çünkü, onlar kutsal görevleriyle bu farkındalığın insanlarıdırlar. Onlara karşı saygı da kusur etmemek insani görevimiz. Filozoflar, mutasavvıflar ve kelamcılar olmadan önce onlar vardı. İnsanlığın ilk Liderleri, önderleri ve yöneticileri onlardı. İlk Peygamber Hz. Âdem, ondan kaç peygamber sonra o meşhur kişiler toplumda ortaya çıktı? Bunun tarihi bir kaydı varmı bilmiyorum. Ama, dünyada insanlığın Arza/yeryüzüne Halife tayin edilmesiyle başlayan dönemde, dünyada kan döken ve fesat çıkaran bir toplum vardı. Bu toplumun olduğu dünyaya Hz. Âdem peygamber gönderiliyor. Oğullarından ikisinin arasında fikir ayrılığı çıkıyor ve biri kardeşini öldürüyor. Demek ki, insanlar arasında ihtilâf ve muhalefet çok geçmeden başlıyor. Dolayısıyla zamanla farklı görüş ve düşüncelerin, anlaşmazlıkların odaklaşması uzun sürmüyor. İçlerinden zamanın şartlarına göre akılda, zekâda ve ifade kabiliyetinde olanlar bu etkinliklerini dünyevi amaçlı kullanma yolunda enaniyetlerinin de önemli desteğiyle insanları çevrelerine toplamışlar. Böylece karşılıklı tenkitler ve eleştiriler oluşmuş. Gerçeğe ulaşmak, doğruyu bulmak yarışı başlamış. 

    Aziz dostlar, bu konuda en azından durumu ben böyle anlıyorum. Gerçi, tarihte peygamberle bir filozofun karşı-karşıya gelip fikir teatisinde bulunduğuna dair bir kayıt yok. Ama, Hz. İsa’dan önce filozofların olduğu tarihi kayıtlarda var. O zaman, Filozofu ortaya çıkaran felsefe olsa gerektir diye düşünüyorum. Meselâ, gerçeğe ulaşmak için madde ve hayatı derinden derine inceleyen zihniyet çalışmasına felsefe deniyor. Bunu da hiç çekinmeden ve korkmadan filozoflar yapmışlar. Demek ki,  felsefe, filozofların ürünü. Gerçi, bu noktada haddi aşanlar, çizgiden çıkanlar ve şirke girip, küfre post atanlar olmuş. Ama, bilimde ve sanatta  ilk çığırı açanlar ve en çok payı olanlar da onlar olmuşlar. Elinde yemek için aldığın bir portakal çamura düştü, bunu atmak mı, yoksa çamurunu yıkayıp yemek mi gerekir? Unutmayalım, dünyanın en tatlı ve şifalı gıdası bal, arılar elimizi, yüzümüzü sokuyor diye, balı elde etmekten vaz mı geçelim? Kâinatta olaylar ve varlıklar hakkında farklı-farklı fikirler serdedenler ve bu fikirleri kendi aralarında tartışıp eleştirenler, üste çıkmak için fikri mücadele verenler filozoflardır. Bunların içlerinde dindar olanlar olduğu gibi dinsiz, ateist olanlar da vardır. Hem dîne inanıp, hem de şirke girenler de vardır, ancak unutmamamız gereken çok önemli bir nokta var! Burası imtihan dünyasıdır. Elbette her inanç ve düşünceden insanlar olacak, bu yadırganacak bir durum değildir. Varlık ve olaylar sınavının da ana konusu budur.

       Değerli dostlar, filozoflar fizik, pozitif düşüncede görüş ve fikir beyan ederlerken, mutasavvıflar da meta-fizik, mistisizm konusunda düşüncelerini ve fikirlerini beyan ediyorlar. Yani, materyalis ve yarı meteryalistler madde ve mutlak akılda karar kılarlarken. Madde ve manada isabet edip dengeyi kurmaya alışan kelamcılar da müstesnadırlar. Mutasavvıflara gelince, Kur’an’dan ve Hz. Muhammed’den önce Sufi’lik adı altında bir akım varmış, bu Yahudilik ve Hıristiyanlıkta Ruhbanlık olarak Manastır ve Havralar da kurumlaşmış. Sonra, İslâmiyette, oluşmaya başlayan Tarikatler bunlardan esinlenip tekkeler teşekkül etmiş. Kur’an’dan ve Hz. Muhammed Aleyhisselâmdan kendilerine dayanak oluşturmuşlar ve bir eğitim sistemi kurmuşlar. Buralarda dînin batıni, iç âleminde nefsi, duyguları ve ruhu eğitmek ve insanı Kâmil yetiştirmek için çalışılmış. İşte o meşhur mutasavvıflardan, İmamı Gazzali, Muhiddin’i Arabi, Hacı Bektaş’ı Veli ve Mevlâna Celâleddin Rumi gibileri yetişmiş. Daha çok Gayb âlemi ilgili öğretilerinde, ruh odaklı Allah’tan geldik, Allah’a gideceğiz. Mutlak varlık Allah’tır, diğerleri mukayyet, gölge misali, hepsi Allah’ta yok olacak. Allah vahdeti vücuttur, gerisi misâl âlemi ve Allah’tan yansımalardır. Evet, tasavvufa göre böyledir ve sonuçta maddeci filozof madde ile bütünleşip yok olurken, manacı mutasavvıf da manayla bütünleşip mana da yok oluyor. İki arada kalan kelamcılar da, bu iki görüşü “Ahseni takvim olan insan da” odaklaştırmak için mücadele veriyorlar. Ama, ne yazık ki, onlarda kendi aralarında anlaşamıyorlar, sünnisi var, şiisi var, eşarisi, matüridisi , mutezilesi, cebriyesi v.d. Evet, kelâmcılar kelâm ededursun, mutasavvıflar bâtıni sırlarının içinde sır olma yoluna devam etsin. Materyalist filozoflar, hakikatsiz felsefenin içinde safsatalarına sarıla-dursun. Biz, sıradan mü’minler de iman bilinciyle güzel işler yapmaya ve hayırda yarışmaya devam edelim. Hoşça ve dostça kalma temennileriyle. kalınız.   LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.