Ramazan sayfası

11 Mayıs'tan devam

CUMA NAMAZI ÖZELLİĞİ VE FARZİYETİ   Hayat kitabımız Kur’an-ı Mübinde her surenin ve her ayetin kendine özel bir anlamı olduğu gibi, her kelimenin ve hecenin, hatta bir harfin bile anlamı ve özelliği vardır. Çünkü, Kur’an da birçok sure var harflerle başlıyor, bunlara da Mukatta harfleri deniyor. Kur’an-ı okurken mealini veya tercümesini yaparken ve tefsir eder/yorumlarken çok dikkatli olmalı ve çok iyi düşünmelidir. Yüce Allah Kur’an-ı Arapça vahyetmiş, o zaman için Arap dilinin bütün özelliklerini vahyinin içine derk etmiştir. Bu nedenle Kur’an üzerinde konuşan ve yazan bu inceliklere dikkat etmek zorundadır. Meselâ bir ayetin anlamı hakkında, Rabbimiz şunu demek istemiştir bunu anlatmak istemiştir değil de, ben bu ayetten şunu anlıyorum bunu idrak ediyorum demek doğru bir ifade tarzıdır. Benim düşüncem ve inancım da böyledir. Bu gerçeği vurguladıktan sonra gelelim Cuma suresindeki Cuma ayetleri ile verilen mesajlara. Cuma suresinin sondan 3 ayeti 9-10-11 mealleri şöyle: “Ey iman denler! Cuma günü namaz için çağrıldığınız da, alış-verişi bırakıp Allah’ın davetine, zikrine ve namaza icabet edin! Eğer bilirseniz bu sizin için alış-verişten daha hayırlıdır. Namazı kılınca da hemen yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lûtfundan payınızı arayın ve Allah’ı sürekli hatırınızda tutun ki, umduklarınıza kavuşasınız. Bir kısım insanlar, Cuma hutbesi okunurken dışarıda bir ticaret kervanı veya eğlence görünce hemen oraya doğru koştular da seni ayakta öylece bırakıverdiler. De ki, Allah’ın katındaki mükâfat alış-verişten de eğlenceden de çok daha hayırlıdır. Zira Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” Evet, üç ayetin özet olarak anlamları bunlardan ibaret. Şimdi bu ayetlerin meâllerinin  bazı noktalarına dikkatleri çekmek istiyoruz. 

      CUMA NAMAZI VE HUTBENİN ÖNEMİ 

  Günde beş vakit namazın öğle vaktinde kılınan cuma namazı o günün öğle namazını da kapsıyor ve ayrıca bir öğle namazı kılmak gerekmiyor. Cuma namazı cemaatle toplu bir hâlde camide kılınır. Cuma namazı kadın erkek herkese farzdır. Ezan okunmaya başlayınca müslümanlar hemen işi-gücü bırakıp namaza gitmeleri gerekir. Ciddi ve hayati engelleri olmayan her müslüman Cuma namzını kılmakla yükümlüdür. Çünkü, Allah kadın-erkek ayırımı yapmıyor “Ey iman edenler diyor, gücü yeten imkânı olan, ezan sesini duyunca camiye Cuma namazına gidecek, Rabbimiz, “Fes’av ilâ zikrillâh” koş, Allah’ı zikre emrini veriyor. Halk arasında konuşulan namaza gitme vakti, selâ okunurken, yok ezan okunmaya başlayınca ikilemine gerek yok, ezan okunurken ezan! Çünkü, namaza davet ezanın içinde var “Hayyealessate” Haydin namaza deniyor. Bu çağrıyı duyan icabet edecek. Burada da önemli bir nokta var, Cuma günü, Cuma namazından önce iki ezan okunuyor. Bir minarelerden okunan ezan, iki İmam Hatip Minbere çıkıp hutbesini okumadan önce okunan ezan. Davet, bu okunan iki ezandan hangisini kapsıyor denirse eğer, Hatip hutbeye başlamadan camide olmak ve hutbeyi baştan sona dinlemek gerekmektedir. Çünkü, namaz ve hutbe ikisi de farzdır. Bazı müslümanlar var hutbe okunurken nafile namaz kılıyorlar, bu yanlıştır, o anda nafile namaz kılınmaz, farz olan hutbe dinlenir. Kimileri bu hususta Mezhep İmamlarının görüşlerinden bahsediyor. Burada Mezhep İmamlarının fetvaları “Eğer varsa, olduğunu sanmıyorum” bir kenara, Allah’ın emri var o uygulanacaktır. Evet, Cuma günü, Cuma namazı vakti yapılanlar, namaz için camiye gelip hutbe dinleyip, namaz kılmak o vaktin çerçevesinde, başta alış-veriş olmak kaydı ile yapılan her şeyden hayırlıdır. Tabi o yarım saat mı tutar, ondan az mı veya biraz fazla mı olur, işte o vakit ibadet vaktidir. Buna uymak her müslümana farzdır.

       CUMA BİR TATİL GÜNÜ DEĞİLDİR

Kur’an’dan kopuşun boşluklarını farklı kültürlerin anlayışlarıyla doldurduk, sonra da onlarla mutlu olmaya çalıştık. Belki, biz Kur’an’dan kopmadık her müslümanın evinde bir Kur’an var, gönlünde de birkaç kısa sure olsun ezber var. Ayrıca dilimizde besmele, Nebimiz Hz. Muhammed’e salâtü selam var diyeceksiniz. Haklısınız: Amma velâkin ezber edip okuduğumuz o surelerin anlamını bilmiyoruz. Zaten,Kur’an-ı da ölmüşlerimize ve sevap kazanmak için okuyoruz. İçindeki hükümleri öğrenip yaşamımıza kazandırmak için okumuyoruz. O nedenle, Kur’an-ın hayatımıza pratik değer olarak katkısından kopmuş oluyoruz. İşte Cuma suresinin 10’ncu ayeti kopuşla ilgili bir kuralı bize haykırıyor. Meali şöyle, “Cuma namazını kılınca da hemen yer yüzüne dağılın ve Allah’ın lûtfundan payınızı arayın ve Allah’ı sürekli hatırınızda tutun ki umduklarınıza kavuşasınız.” Evet, Cuma gününü tatil isteyenlerin kulakları çınlasın! Hani bazı sohbetlerde duyarız, cumartesi tatil yaptık Yahudileri dinlendirdik, pazarı tatil yaptık Hıristiyanları dinlendirdik, Cuma’yı da tatil yapalım müslümanları dinlendirelim diyorlar. Oysa, Rabbimiz ne diyor, namazı kılınca yeryüzüne dağılın rızkınızı arayın? Çünkü, İslâm dininde tatil yok, bir işte yoruldunsa, o işi değiştir başka farklı bir iş tut. Öyle bir gün 24 saat, yaz tatili, kış tatili yok. Yani daha açıkçası, tek kelimeyle İslâm da “TATİL” yok. Belirli aralıklarla istirahat, mola verme ve dinlenmek var eldete. Ancak, keyfi birgün yan gelip yatmak yok. Yahudi ve Hıristiyanlıkta Allah 6 günde dünyayı yaratmış 7. günü dinlenmiş inancı var, ondan bu iki dinin mensupları haftanın bir günün de dinlenirler. Aslında Yüce Rabbimiz “Hallâk” ismi şerifinde ifade ettiği gibi her an bir iş üstündedir. Çünkü O’nun için yorulmak söz konusu değil, bu nedenle dinlenmeye de ihtiyacı yoktur. Yorulmak ve dinlenmek insanlara mahsustur.

CUMA HUTBESİNİ DİNLEMEK FARZDIR Daha önce de zikretmiştik Cuma namazını cemaatle kılmak ve hutbeyi başka şeyle meşgul olmayıp dinlemek farzdır. Yani, sessiz ve sakin, kulaklar ve gözler hatipte olup hutbeyi dikkatle dinlemek farzdır. Hutbe esnasında namaz kılmak, herhangi birşeyle meşgul olmak, konuşmak, sağa-sola bakmak ve tesbih çekmek hutbeye saygısızlıktır. İşte bu kurala riayetle ilgili Cuma suresinin son ayeti de şu mealdedir. “Bir kısım insanlar Cuma hutbesi okunurken dışarıda bir ticaret kervanı veya eğlence görünce hemen oraya doğru koştular da seni ayakta öylece bıkakıverdiler. De ki, Allah katındaki mükâfat alış-verişten de eğlenceden de çok daha hayırlıdır. Zira Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.” O zaman için dünya ticaret kervanlarının uğrak yerlerinden olan Mekke-Medine dini özellikleri nedeniyle önem arz ediyordu. Özellikle Mekke’nin yeri çok farklı idi, sonra Medine’de buna dahil oldu. Öyle uzak yerlerden gelen yüklü kervanlar şehri bir bayram havasına büründürürdü. Kervanların şehre girişi defler çalınarak ve türküler söylenerek karşılanırdı. Kervan orada kaldığı müddetçe şehir yoğun bir hareket halinde olur ve alış-verişler yapılırdı. Öyle ki, her yerde bir telaş ve sevinç havası eserdi. İşte böyle bir Cuma günü Peygamberimiz Mescitte Cuma Hutbesini okurken, dışarıdan def ve türkü sesleri, çocukların bağırışları duyuluyor ve o anda cemaatin önemli bir kısmı hutbe dinlemeyi bırakıp mescitten dışarı çıkıyorlar. Eğlenceye katılıp kervanı karşılıyorlar. Hz. Peygamber ayakta üç-beş kişiyle kalıyor. Yüce Allah bu durumun hoş olmadığını ibretlik olarak bildiriyor ve ders almamızı işaret ediyor. Çünkü, rızkı verenin Rabbimiz kendi olduğunu ve verdiği rızkın da en hayırlısı olduğunu bildiriyor. Buna benzer durumlarda Cuma ibadetlerini terk etmememizi tembihliyor. Böyle bir gaflete düşmemek ve Cuma namazını terk etmemek anlamının  sorumluluğu da vurgulanmış oluyor.

NAMAZ CENNETTE  BÜYÜK İKRAMLARA SEBEP

Her şeye bir anlam ve amaç yükleyen Rabbimiz, onları bir ölçü ve yasalar çerçevesinde yaratmış ve hepsine de birer ömür taktir etmiştir. Bunların içinde insana özel bir yer vermiş ve ayrıca bir kıymet ve önem tahsis etmiştir. Bu dünyada yaratılışının farklılığını insanın kendisine, diğer yaratıklarla mukayese ettirerek göstermiştir. Eğer bu farklılığının kıymet hükmünü gerektiği gibi değerlendirirse sonuçta ayrıca bir de ödüllendireceğini insana bildirmiştir. İşte bu istikamet çerçevesinde insanı dünyaya halife ve kendisine muhatap edinmiştir. Rabbimiz İlâhi mesajlarından müteşekkil hayat kitabımız Kur’an-ı Kerimin Meariç suresi 23 ve 34’ncü ayetlerin de buyuruyor ki, insana verdiği görev çerçevesinde; “Onlar namazlarında/Allah’a yönelişlerinde dikkatli ve devamlıdırlar.” Namazlarını/Allah’a karşı yönelişlerini titizlikle gözetirler işte bunlar cennetlerde büyük ikrama nail olacak olanlardır.” Beş vakit namazını Allah’ın istediği gibi bir dikkat ve titizlikle eda edenler Cennette büyük ikramlar görecekler ve alacaklar. Bu dünyada mü’minler namazlarını nasıl  Allah’ın rızasını kazanmak için dosdoğru kıldıklarında kötülüklerden korunuyorlarsa, bunların karşılığı olarakta yarın ahirette, sağlam bir iman bilinciyle girdikleri cennetlerde de büyük ikramlara, büyük ödüllere nail olacaklardır. Bunlar Allah’ın, insanlara vaatleridir ve mutlaka gerçekleşecektir. Dünya ve ahiret kazancı ve mutluluğu sağlayan namazı terk edenlerin de, yine bu dünyada ve yarın ahirette müthiş kayıplarının olacağı da unutulmamalıdır. Ne demiş Kur’an talebesi söz üstadı bir büyük âlimimiz *Dünyada en büyük hakikat imandır, imandan sonra da namazdır......” O zaman, her mü’min namazı sahiplenmelidir. devamı var...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# bayram

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.