Teke BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Perşembe gününden devam-

Bir müddet sonra kâhin Barankos kaybolduğu dehlizden çıkmış ve sütunların arasından görünmüş. Bekleşen halka bir şey demeden merdivenlerden inmiş, kutsal avlunun ortasındaki kutsal kuyunun başına gelmiş, kendi elleriyle kuyudan bir tulum su çekmiş. Tulumdan elinde bulunan boynuz kabı doldurmuş, merdivenlerden ağır ağır çıkarak taş başında durmuş. Halkın üzerine suya batırdığı elini silkeleyerek fiskeler hâlinde su sepelemeye başlamış. Halkta bir sevinç dalgası peydahlanmış, ama kutsal mekânın şanına halel gelmemesi için kendilerini tutmuşlar. Su sepeleme işi bitince elini kaldırıp halkın susmasını beklemiş. Tam sessizlik olduğunda söze başlamış:
-Irmak tanrısına ricanızı ilettim. Bundan sonra böyle bir taşkına meydan vermeyeceğine dair söz aldım. İçiniz rahat olsun.
Yine o kişinin dediğine göre işbilirlerden birisi itiraz etmiş:
-Bizim onca hediyelerimize, sunularımıza, kurbanlarımıza itibar etmedi. Şimdi nasıl güvenelim? Biz yazılı senet isteriz. Yoksa buradan gidici değiliz.
"Bu dileğinizi de ileteceğim... Bekleyiniz." diye yine aynı yerlerden geçerek gözden kayboldu. Görünmesi gecikti. Gün devrildi, akşam olmak üzere... Halkta bir huzursuzluk... Mırıldanma...
-Irmak geçiş parası vermeyelim...
-Yarısını keselim... Olur mu öyle şey, gibi bir sürü fısıldanmalar, mırıldanmalar ve nihayet sabırlar son haddine geldiği anda kâhin elinde bir meşale ile göründü. Halkın beklediği kesin sözü getirdi ve yazılı senedi işbilir birine teslim etti.
Halk sabahı beklemeden kutsal yoldan kente döndü. Kent meydanına geldiklerinde bütün halkın orada toplanmış olduğunu gördüler. Onlar da sonucu merak ediyordu. İşbilir bey, elindeki sözleşme yazılı keçi derisini halka göstererek "Müjde ey halkım, Mai-Dıraz'dan bir daha taşkın olmayacağına dair söz aldık, işte sözleşme!" diye yukarı kaldırdı ve okudu:
"Irmak tanrısı olarak bundan böyle Milabatlıların ekinine, tarlasına, bahçesine, hayvanına ve insanına zarar vermeyeceğim. Taşkın  olmayacak. Irmak Tanrısı Mai-Dıraz"
Bunun üzerine halk havalara sıçramaya, bayram etmeye başladı. Ortalık anacık babacık gününe döndü. Sevinçten kimse nere bastığını bilmeden deli tavuklar gibi ordan oraya koşturuyor, önüne gelenle sarmaş dolaş öpüşüyor, koklaşıyar ve kutlulaşıyordu. Mai-Dıraz'a şükranlarını iletmek isteyenler de hamamda yan yatmış vaziyette şarap içerken tasvir edilen Mai-Dıraz heykelinin başına üşüştü. Kimi sakalını öptü, kimi başını, kimi de en olmadık yerlerine burnunu, yanağını sürdü. Getirilen testi testi şaraplarla adeta banyo ettirildi. Gecenin geç vakitlerinde yavaş yavaş herkes evlerine dağılırken Agora'da birkaç sızmış sarhoştan başkası kalmadı."
O günkü olayları böyle bitiriyordu, anlatıcı İlk Çağ adamı. [Burada, bu yazıyı kaleme alan yazarın özel görüşleri yer alıyor.] "Bu insanlar, Tek Ta
nrı inancında olmadıkları için tabiatta hemen her olay veya insanla ilişkisi olan varlıkların birer ta
nrısı olduğunu kabul etmişler. Devamı var...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder

# bayram

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.