TEFEKKÜR: Basireti bağlanandan ne beklenir

   Hayat kitabımız Kur’an da okuyoruz, Peygamberlerin kıssaların da bazı kavimler ne azgınlıklar yaşamışlar ve ne zulümler etmişler. Ama, sonuçta başlarına gelenleri de okuyoruz, ne dehşetli cezalar çekmişler. Çeşitli şekilde yaşadıkları azgınlıkları, sapıklıkları ve bunların karşılığında nasıl yerle bir oldukları da anlatılıyor, onları da okuyoruz. Öyle ki, hiç beklemedikleri bir anda çok şiddetli bir ses, bir rüzgâr, bir çığlık, deprem ve ilikleri donduran bir soğuk herkesi buz kesiyor. Allah’ın dilediklerinin dışındakileri helâk oluyor. Oysa, onlara böyle bir felâketin geleceği önceden Peygamberleri tarafından haber veriliyor, uyarılıyorlar. Lâkin, onlar bu uyarıları dikkate almıyorlar, hatta Peygamberlerle alay ediyor, gülüyor ve bu felâket ne zamanmış! deyip ciddiye almıyorlar. Elebaşıları, eğlenerek, getir o dediğin felâketi de bir görelim diyorlar gariptir, her geçen olaydan sonra gelenler, ayni şeyi söylüyor “Bu anlattıkların eskilerin masalıdır” diyorlar. “Söyle; eğer doğru söylüyorsan bu vaat edilen ne zaman olacak!” Rabbimiz de Peygamberinin diliyle “Pek yakında vakti geldiğinde” cevabını veriyor. Ve hiç ummadıkları bir vakitte geliyor ve işleri bitiriliyor. Enteresandır, onların arkasından gelenler de ayni teraneyi tekrar ediyorlar. Rabbimiz de Kur’a-ın da, hatırlatıyor, her zaman onların harabelerinin yanından geçiyorsunuz, ama ibret alıp dersler çıkarmıyorsunuz diyor. İslâm âlemi, kutsal kitabı Kur’an da bu kıssaları okumuyorlar mı? Hele ki şimdi, Filistin’de terör estiren Yahudinin çevresindeki İslâm ülkeleri, üstelik bir de bunlar Kur’an-ın dilini bilen Arap milletindendirler. Uyanmaları için yıllardır Yahudinin işlediği bir zulüm var orada. Bunu durdurmaları ve mazlumların yanlarında olmaları icabederdi. İslâm âlemi bu gafletin ve ataletin içinde iken, Yahudiye destek veren ve her daim yanında olacağını söyleyenler var. Bunların da kimler olduğunu söylemeye sanırım gerek yok.  Zaten açık açık bildiriyorlar, duymamak ve görmemek mümkün değil. Bunlar, mâlûm hâlleriyle tarihten de tescillidirler. Ama, şimdi dünyanın demokrasi havarileri, güya! İnsan hakları savunucuları ve barış fedaileri!.. İyi de, kimler için bunları savunuyorları görüyoruz. Gerçi, herkes biliyor bunları, tabi kendileri de ne yalancı, sahtekâr, çıkarcı ve zalim olduklarını. Bazıları sineye çekiyor, bazıları ise susuyor ve korkuyorlar. Ayrıca, teknolojik ve ekonomik gücünden de çekiniyorlar.  Tamam anladık ta, hani “inanıyorsanız üstünsünüz” Rabbani ifadenin iman bilincinin eylem gücü nerde?  İslâm ülkeleri olarak birbirinizle dalaşmayı ne zaman terk edeceksiniz? İslâm kardeşliği şuurunun gereği, Allah kelâmı Kur’an-ı Kerim etrafında toplanmayı gerçekleştirmeliyiz. Yıllardır görüyor ve biliyoruz, ama nedense ibret almıyor ve ders çıkarmıyoruz, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği (AB) olsun uyanmaya yetmiyor mu? Yıllardır AB’ye girme teşebbüsümüz gerçekleşmedi, gerçekleşeceğine de inanmıyorum. İslâm âlemi bunları görmüyor mu? Sebebi hikmetlerini de düşünmüyorlar mı? İşte Kıbrıs, Yunan tarafı AB’de de, Türk tarafını almadılar. 

Akdeniz de Yunan’la anlaşmazlığımız var, mızıkçılığı kim yapıyor? Yunanistan bizimle anlaşıp, birlikte hareket etmemizde kendisinin de yararlanacağı ortada iken, zararına karşı çıkıyor. Neden? Ağababaları öyle istiyor da ondan. Gidiyor, İsrail ile anlaşıyor, Fransa’yı da dahil ediyor. Oysa, Fransa’nın ne işi var Akdeniz de? Ama, bize karşı durmak var ya, aralarındaki âli çıkarları için. Hadi onları anladık, bazı islâm ülkelerinin, Yunanistan’ın entrikalarına meyledip yanlış yapmaları, dini inançlarını ve bu açıdan haklı çıkarlarını nasıl görmezden geliyorlar, onları anlamak mümkün değil. İslâm âlemi ve İslâm Ülkeleri İdarecileri akıllarını başlarına almalılar, yanlışlarla doğruya varılmaz, için için sana düşmanlık besleyen ve dıştan dost olduğunu söyleyenlere inanmamalılar. Göz önünde cereyan eden bir sürü Ehlisalip politikaları kol gezerken, karşıdan pis pis sırıtmaları, tatlı tebessümler sanmayalım. Unutmayalım, İslâm âlemi olarak kendimize gelelim, özümüze dönelim, birbirimize güvenelim bir ve beraber olalım, bize bu yakışır. Çünkü, Müslüman, olaylar karşısında, dirayetli, ferasetli, hak ve adaletli olandır. Bu yolda, Yüce Allah yar ve yardımcımız olsun. Hoşça ve dostça kalınız. 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# destek

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.