TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Sabah, horoz ötümünde İkizler Mabedinin sütunları arasında bir ışık belirmiş. Uyumadan bekleyenlerle, uykudan erken uyananlar yerlerinden kalkıp merdivenlere koşuşmuşlar. Bir tapınak görevlisinin taşıdığı meşalenin aydınlığı ile merdiven başına gelen Barankoslu kâhin Orakl, elinde tuttuğu parşömen üzerindeki yazıyı okumuş:

“Mai-Dıraz’ın taşkınlarından zarar gören Milabatlılar haklıdır. Zararları İkizler Tapınağının kasasından karşılansın. Yargıçlar Kurulu”

Bekleşenler arasındaki sevinç dalgası herkesi ayaklandırmış, sanırsınız ki Mai-Dıraz’ın yıkıp geçtiği sel dalgasını gölgede bırakmış. Yargıçlar Kurulunun lehlerine vermiş olduğu kararı alıp, getirdikleri hediyeleri tapınak görevlilerine teslim ederek Milabat’a sevine sevine dönmüşler.

İşte esatirievvelin öyküleri böyle.

***

Tır Şöförünün Anlattıkları

ŞU CORANA denilen illet insanımızı canından bezdirdi. Şükür ki aşısı bulundu, devletimiz herkesi aşıladı da işimize gücümüze bakabildik. Birbirimize gidip gelebiliyoruz artık.

Neydi o günler? Ne düğünler düğün oldu ne de ölümlerimiz ölüm... Ne kutlamada bulunabildik ne de en yakınımızın taziyesine koşabildik. Düğünler düğün olmaktan çıktı, ölümler de ölüme benzemedi. Hele bizim orada tam da salgın günlerinde çok acı bir olay oldu.

Turan Bey diye bir sevdiğimiz, saydığımız, büyüğümüz haza efendiden bir ağabeyimiz vardı. Kendisi laf etmesini bilir, kafası çalışır; dünyanın gidişini, çirkefliğini iyi bilir ama kendi hâlinde yaşamayı prensip edinmiş sigortadan emekli bir ağabey... Ağabey mi ağabey... Tam anlamıyla ağabey. Büyük küçük, herkesin ağabeyi... Bir kızı, bir de oğlu vardı; her ikisi de evli... Her ikisinden de birer torunu. Gerçi kızı bizim orada değildi, yabandaydı. Uzak sayılmaz komşu ilde memurdu. Gelin gitmişti. Oğlu ve gelini, karı koca birlikte bizim orada bankada çalışıyorlar. Hanımı dersen hemen herkesin dert ortağı, derman ocağı bir abla...

Bir gün Turan ağabeyi bir televizyondan arıyorlar ve programa davet ediyorlar. Kıramamış gitmiş. Daha doğrusu gelip evden almışlar. Kimse hangi televizyon kanalı ve nerede olduğunu bilmiyor. Hanımına da adını söylememiş. Telefon etmişler, inmiş gitmiş.

Vakit geçmiş, akşam olmuş gelmemiş. Kadın oğlunu aramış. Beklemişler. Haber çıkmayınca polise telefon etmişler. Tabi, onlar da hangi televizyon olduğunu, kaçta çıktığnı, bindiği aracın plakasını filan sormuşlar. Bir sonuca ulaşılamamış.

Ertesi gün öğleye doğru polisten aramışlar, bir kazadan söz etmişler; ama doğru olup olmadığı henüz kesinlik kazanmamış. H-B yolunda, ormanlık bir alanda bir aracın kaza yaptığını, araçtakilerin ayılar tarafından parçalandığı bilgisi verilmiş. Kimlik tespiti için çalışılıyormuş.   Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.