TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Cuma gününden devam

Her şey yalan üzerine, her şey birilerinin direktifine göre. Bu ne kadar sürecek? Oysa emekli olduktan sonra özgürce dolaşıp, özgürce yaşamak niyetindeydi. Daha, şunun şurasında iki yılı bile bulmayan bu özlemli hayatı sona ermiş... Eskiden emir altında evet efendimlerle geçen otuz yıldan daha ağır bir hayat içine düşmüştü. Görünürde hiçbir sorun yoktu. Pek çok kişinin özlemini çektiği bir iş ve yaşam ortamındaydı. Tırcı bile kendisine bir velinimet gözüyle bakıyordu. Belki de tırcının çocukluk günlerini, ailesinin geçim durumunu bildiği için kendisine öyle gelmiş olabilir. 

Tırdaki hurda malzeme boşaltılmış, muavin tarafından toz toprak süpürülüp temizlenmişti. Artık Bıçak ustasına gönderilecek seçme çelik paketler yüklenmeye başlanmıştı. Yükleme, boşaltma işinden daha kolaydı. Yürüyen bantlar kamyonun kasasından içeriye kadar uzatılıyor ve aşağıdan verilen paketler kamyon içine eldeki kumanda ile düzgünce yerleştirilebiliyordu. Aşağıdan yükleme birkaç işçi ile yapılmasına rağmen kamyonun içine yerleştirme işi muavin ve bir görevli tarafından kolayca hallediliyordu. Yükleme bitince vedalaşma faslı da oldukça duygusal geçti. Tırcı ile telefon numaraları alınıp verildi. Zaman zaman görüşmek üzere, memleketinde olup bitenler hakkında sohbet edebilecekleri de eklendi, Turan Beyin alesini merak edeceğini belirterek arada sırada olanlardan haberdar olmak istediğini, yanlarında çalışmış olan Bıçakçının biraderine de selam iletmesi dileğiyle el sallaya sallaya uğurladı. Bütün bu isteklerini kesik kesik, dura düşüne, dudaklarını dişleri ile kemirircesine ısırarak söyleyebilmişti.

Tır ağır ağır hareket ederken Doğan Beyin de içinde bir şeyler öyle ağır ağır koptu gitti. Tır, ana yola çıktı, uzaklaştı... Uzaklaştı ve gözden kayboldu... Ama Doğan Beyin içindeki duygu yığınları, düğümleri yerli yerinde kaldı. Hatta gittikçe ağırlaştı. Karabulutlar gibi çöktü kaldı. Kapının önündeki banka kendini bıraktı. Uzun uzun uzaklara, ufuklara doğru görmeyerek baktı baktı...

Ufuktaki bulutlar arasında hayal mi yoksa hatıra mı olduğunu kestiremediği bir takım yoğun bulut kümeleri birbirine karıştı; kimi öne geçti, kimi arkaya kaydı; kimileri de altüst oldu yer değiştirdi. Ufukta sahici bulutlarla hayalî bulutlar çarpıştı, oynaşan yavru kediler gibi alt alta üst üste yuvarlandılar.

Böylece ne kadar, nice zaman geçtiğini bilmeden oturdu. Bir rüya içinde mi yoksa gerçekler dünyasında mı olduğunu bilemeden uyuşuklukla bekledi. Zihni durgunluk yaşıyor, düşünemiyor daha doğrusu ne yapması gerektiğini bilemez hâlde bir solucan gibi, omurgasızmışcasına çöktüğü yerde kalmıştı. İş yerindeki sesler kesilince değirmenci uykusundan uyanır gibi oldu, kendine geldi. İşçilerin öğle yemeği için işe ara vermiş olduklarını anladı.

Yavaşça ayağa kalktı. Doğrulurken dizlerinin ağrısı ile irkildi. Her zaman dikkatle, dizlerini alıştıra alıştıra, yavaş yavaş ayağa kalkardı. Bu sefer dalgınlığa geldi birden doğruluvermişti.

 Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.