TEFEKKÜR: ENTERESANLIKLAR

Kâinat, gizliliklerle, aleniliklerin iç-içe yaşandığı bir âlemdir. Anlaşılanlarla, anlaşılmazlıkların kol-kola gezdiği bir dünyada yaşıyoruz. Hatta, aklımızın erdiklerinden, ermediklerinin daha çok olduğu bir ortamdayız. Meselâ, varlık, yoklukta gizli diyorlar, hani haksızda değiller, yok-yok ise vardır sözü, buna delil değil mi? Yoksa, yok olmasa varlık nasıl olurdu ki! Allah, yoktan var eder diyoruz, eee varı da yok ediyor. Sonuç, bir varmış bir yokmuş durumuna dönüyor. Demek ki, hep var olan bir varlık var, varlık-yokluk, O’na göre bir anlık ta oluyor. Matematikçi bunlara inanmıyormuş, bende o matematikçinin matematiğine inanmıyorum. Enteresan mı geldi, olabilir, dünya bu, en az onun kadar benim de özgürlüğüm var. Dünya enteresanlıklarla dolu. Onların içinde yaşıyoruz, akıl erdirebildiklerimizle ilgileniyor, akıl erdiremediğimizden es geçiyoruz. Onların içinde öyleleri var ki, sağlığımızı onlara borçluyuz. Örneğin, Anatomi laboratuvarları, ölülerin dirileri eğittiği yerlerdir. Kadavraları biliyorsunuz, Tıbbın demirbaşlarıdır. Çünkü, kitap okumakla kemal çalınmaz demişler, ama kitapsız musıkî de olmaz. Notaların tellere sesin düşmesi için, gözlerin güfteyi okuması lâzım ki, gönüllerin duygulanmasına ahenk oluşsun, meşk kurulsun. Gerçi, aşk olmadan meşk olmaz demişler, doğru; her şey dengi-dengine. Türk musıkîsi dinleyicisi olabilmek için de bir eğitimden geçmek gerek demişler. Şimdiki musıkîye bakınca, hak vermemek mümkün  değil. Her şeyin bir değer hükmü vardır, kadir, kıymet bilmek için. Mihenk taşına vuracaksın!

Her ölümde, hayat için bir ışık vardır. Keşke fark edebilsek! Buradaki enteresan noktayı yakalayabilene aşk olsun. Hadi bakalım tefekküre yelken açalım. Düşünmek, her aklın kârı olur mu? Yani, kâr getirir mi? Akleden kâlbin bilinç ufkundan beyin neronlarına sinyal giderse! Unutmayalım, gözler, ruhun ve beyinin pencereleridir. Ama açıldığı cephelere iyi bakmak lâzım, çünkü gördükleriyle meşgul olacaklar. Bektaşi ne demiş; “Para para para, Allah değilsin biliyorum ama ondan da az iş görmüyorsun ha.” Evet, her şeyini endekslediği noktadan dünyaya bakan kişi, hep para görüyorsa, o zaman onun paranın açamayacağı hiç bir kapı yoktur demesi, sen parayı bana ver, ben senin için her kapıyı açarım anlamı çıkar. Böyle bir dünyada hikmet ve himmetten söz etmek, boşuna nefes tüketmektir. Hani, bazıları vardır kuyrukla fak boşandırmaya alışmış, bunu bir kahramanlık olarak anlatır. Din adına biraz sıkıştırırsan, bende biliyorum, bende inanıyorum der ve üste çıkmaya çalışır. Oysa, lafla değil, icraatla tam inanmış olunur. Ne yazık ki, genelde böyle bir âlemde yaşıyoruz. Bir dostun dediği gibi, o kadar yalnızım ki bu âlemde, sığındığım yalnızlığım bile yapayalnız! Enteresan değil mi? Maalesef öyle. Bu hengamede, bir virüs çıktı, bizi nefsimize mahkûm etti. Manadaki yalnızlığımızı, maddeye de sirayet ettirip, yaşam sınavımıza bir disiplin getirdi. Umarım ders almışızdır.

Tedbir, takdire mahkûm anlayışı ve inanışıyla, orta çağ kilisesinin misyonunu, günümüz Kur’an cahili İslâm Uleması üstlenmiş diyor Beyin Cerrahı Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın Hocamız, aynen katılıyorum. Çünkü, İslâm Âleminin hâli pür melâli ortada. Evet, Francısko Goya, “Aklın uyuması, canavarlar yaratır” demiş. Biz, keşke aklı uyumaya bıraksaydık, asırlarca ermiş-evliya insan yetiştirmek için aklı terk ettik. Düşmanlarımız bizi nasıl kontrollerine alıp yönetmek için akıllarıyla bilim ve teknoloji ürettikleri ortada. Asırlardır bizim mutasavvıflarımız, müteşeyyihlerimiz de yedi kat semayı mana âleminin kutup-gavs ve yardımcılarıyla nasıl yönettikleri oda ortada. Arada bir enteresanlık var mı? Var tabi, onlar semada yeryüzünü kontrol etme istasyonları kurdular. Dolayısıyla bazı tarikatlerin akla barikat kurmaları, bu istasyonlara engel olamadı. Nasıl olsun ki, aklın olmadığı yerde ne kalır? Üfürükle harman savrulmaz, tane samandan ayrılmaz. Derler ki, Amerika Başkanının üzerinde çok etkili üç etken varmış. 1- Newyork Times’in baş editörü. 2- Kilisenin Papazı. 3- Üniversitenin Rektörü. Demek ki, üç paralel gücün tek elden yönetimiyle, dünyada etkinliğini sürdürüyor. O zaman, Türkler ayağa kalkmadığı müddetçe, islâm âleminin ayağa kalkması imkânsız görünüyor. Bu düşünceyi ırkçı bir noktaya çekmek isteyenlere, tarihi iyi ve doğru okumalarını tavsiye ediyorum. Okumak, düşünmek ve paylaşmak dileğiyle hoşça kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# aydın

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.