CUMA SOHBETİ: İstanbul'un 568. fetih yıldönümü kutlandıİ

Geçen hafta, her yıl olduğu gibi İstanbul’un fetih yıl dönümü coşkuyla kutlandı. Kutlamalar resmi platformdan, camiler de okunan Hutbelere kadar bu duygu, dini ve milli açıdan bir iman bilinci çerçevesinde heyecanla yaşandı. İslâmın tebliğ amacı, Türk Milletinin İlâyı kelimetullah ideali  İstanbul’un fethini gerçekleştirdi. Bizans ve Doğu Roma İmparatorluğu tarihe mâl oldu ve dünya yeni bir çağa adım attı. Fatih Sultan Mehmet, ilmi dehası, siyasi kariyeri, kahramanlığı ve devlet, ebed, müddet idealiyle ve ordusunun iman cevvaliyetiyle Kostantiniyeyi fethetti ve tarih sahnesinden sildi. Asitane-i İslâmbol ve son ismi olan İstanbul adıylaTürk İslâm Âleminin Payitaht’ı şahanesi yaptı. Yüce Allah ondan, ordusundan ve iman bilinciyle şehitlik rütbesine erişen ve bu uğurda kan ve ter döken bütün ecdadımızdan razı olsun ve makamlarını Cennet eylesin. Bu vatanı bize emanet edip gitmişler, bizlerde bu günlerde olduğu gibi, bundan sonra da ayni iman bilinci ve ideali ile görevimizi yapmak ve bundan sonra da neslimizi bu duygu, düşünce ve imanla yetiştirip nöbeti onlara teslim etmek Rabbimiz nasip eyesin. Bu konunun odak noktası Liderimiz, Rol-modelimiz Nebi-i Resulü Zişanımız Hz. Muhammed Mustafa Aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz, İslâmı Tebliğ görevin de İran Kisrası’na, Habeşistan’a, Yemen’e ve Bizans Rum Kostantiniye’ye İslâma davet mektupları gönderdi. Habeşistan Kralı’ndan başkası bu daveti hoş karşılamadı. Tarihte ve Siyeri Nebi de bunların kayıtları var. İstanbul’un fethine buradan bakalım.

    Geçen Cuma camilerde okunan Cuma Hutbesinde İstanbul’un fethi bu tarihi kayıtlar kaynak gösterilerek anlatılmadı. Hz. Nebi Resulümüze gayptan haber verir bir anlayışla, Hendek Savaşında hendek kazılırken bir kayanın parçalanması esnasında Hz. Nebimizin İstanbul’un fethinden söz edip, fetheden kumandanı ve askerini övmesiyle konuya girildi. Olabilir; Ama bu beni düşündürdü. Neden olaya tarihi kayıtlardan girilmiyor da, “Ben gaybı bilmem” diyen Nebi-Resulümüze gayptan haber verdiriliyor? Oysa, bakın tarih ne diyor? Nebi-Resulümüzle başlayan önce İslâma davet, sonra davete hakaret edenlere savaş ilanı, fetih hareketleriyle noktalanıyor. Nebimizin vefatından sonra Halifelerle bu fetih hareketleri devam ediyor. İran, Yemen ve Habeşistan fethediliyor. Artık hedef Kostantiniye (İstanbul) ve ilk fetih hareketi Emevi halifesi Muaviye’nin Oğlu Yezid’in Hilâfetiyle başlıyor. Bu fetih  hareketinde Hz. Halid Eyyübel Ensari de vardı ve şehit düştü. Şimdi, Eyüp Sultan diye anılan ve Eyüpte Türbesi ve Camii olan kişi, Hz. Nebimiz Medine’ye Hicret edip geldiğinde evinde misafir eden değerli sahabedir bu. Dikkat edin! Yezid’in ordusuyla İstanbul’u fethe geliyor. Düşündürücü değil mi? Tabi başka sahabiler de var, orada şehit olup kalanlar ve fetih gerçekleşemediği için geri dönenler. 

Evet, Hz. Peygamberin İslâma davet mektubu gönderdiği ve iyi karşılamayıp hakaretler eden Kostantine ilk fetih seferi başlatan Emevi Halifesi Yezit’tir. Ondan sonra, Abbasi Halifesi Me’mun ve böylece Selçuklular, daha başkaları ve nihayet Osmanlılar, sonuç 2. Murat’ın oğlu 2. Mehmet bu düğümü çözüyor ve İstanbul’u fethediyor. Fatih Sultan Mehmet Han olarak tarihe geçiyor. Bu süreçte Kostantiniyenin surlarını zorlayanlardan Abbasi Halifesi Me’munun ayrı bir yeri vardır. Önemine binaen ondan bahsetmeden geçmek doğru olmasa gerektir. Halife Me’mun ilim ve bilim aşığı değerli bir devlet adamı. Onun dönemi tarihte başlıbaşına bir değerler tezahürü başlangıcı ve sürecidir. Harun Reşit ve Mutasım’la devam etmiş, ama o başka, bilimde, felsefede, teknikte, tercümede ve bunları Beytül Hikme adı altında bir Kültür Evinde kontrol ediyor ve yönetiyor. Bu sebeple Me’mu’nun, insanlık tarihine  çok önemli şahane bir hizmeti olmuştur. Bu alanda yapılan çalışmalarla yeni yeni bir takım gerçekler ortaya çıkmaya başladı. İşte onlardan o gerçeklerden biri, Me’mun Bizans’ı Kostantiniye’yi fethe çıkıyor ve zorlu bir mücadeleden sonra Bizans ordusunu yeniyor. Şehri işgale ve ganimet toplamaya girmiyor, ancak bir şartla diyor. Kostantiniye’nin kütüphanesini olduğu gibi kendisine teslimini istiyor. Kral Kostantin de bu şartı kabul ediyor ve kütüphaneyi teslim ediyor ve Me’mun da bu kütüphaneyi Bağdat’a taşıyor. Yeni Söke Gazetesi’ni takip eden okurlarımız, gazetemizde köşe yazılarımızdan bu konuyla ilgili değerlendirmelerimizi Tefekkür Köşemizden okuyabilirler. Esenlikler dileğiyle hoşça kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.