TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

cumartesi gününden devam

Bitti sayılır.

-Hele şükür.

-Yarın denemesini yaparız. Bugün güzel bir uyku çekeyim, diyorum. Ha, senin nedir bu hâlin? Dökülüyor gibisin. Bir şey mi var? Suratın gitmiş...

Doğan, olayı kısaca özetledi ve kendisine sorduğu soruyu terarladı:

-Bu kitapların yerini nasıl buldular veya varlığını nereden öğrendiler? 

-Sen kitapların neler olduğunu biliyor musun?

-Evet biliyorum, listesini çıkarttım.

-Peki, listeyi ne yaptın?

-Sahaflara gönderdim.

-Nasıl?

-İnternetten...

-Hangi sahaflara?

-e-mail’de kayıtlı.

-İşte bu çalma işini organize eden onlardan biri...

-Ama, burada olduğunu nasıl bilebilirler?

-IP adresinden buldular.

- Haaa! Neee?

-Bu kenti bulduktan sonra gerisi kolay. Onlar bu tür işlerin kurdudur.

-Evet! O hurdacıya yol sormuşlar, o da Mete Han’dan duymuşmuş. Çocukcağız iyi niyetle söylemiş. Hurdacı da ne bilecek bunların kaçakçı olduğunu. Yolu bir güzel tarif etmiş.

-Şimdi senin yapacağın e-mail kayıtlarını gözden geçirip şüpheli olanları tespit etmek.

-Ama kitaplar dün gece çalındı. Çalanlar kayıplara karıştı bile...

-Bana uyku yasak desene... Denememizi bir gün öne almak zorundayız.

-Nasıl?

-Kitaplar ne zaman, nereden çalınmış?

-Dün gece kütüphaneden.

-Gel bakalım, önce kütüphanenin yerini bulalım...

Bilgisayar ekranında beliren harita üzerinde imleci hareket ettirdi. Kütüphaneyi buldu. Görüntüyü büyüttü. Girişleri ve girilebilecek yerleri sokak görüntüsü ile gözden geçirdi.

-Kütüphanenin iki girişi var. Gazete, hırsızların girdiği veya kırdığı kapı, pencere veya ona benzer bir şey yazmış mı?

-Arka kapının, bahçeye açılan kapının mandalının kırılarak açıldığı yazılı.

-Tamam, işimiz kolaylaştı. Şimdi bu kapıyı dün akşam saatinden sonra gözlem altına alacağız.

-Geçmişi? Nasıl yani?

-Biz burada iki yıldır ne ile uğraşıyoruz, be birader...

-İnanmam...

-İnanmak zorunda değilsin... Bekle; bak, gör... Hırsızın veya hırsızların kitapları nasıl çaldıklarını gözlerinle göreceksin.

Zaman çizelgesini, 15’er dakikalık aralıklarla tarayacak şekilde ayarladı. Görüntüyü, kütüphanenin arka kapısını ve çevresini görecek şekilde koordinat tespit ettirerek sabitledi. Kayıt ünitesini hazır etti. Akşamdan itibaren zaman akışını başlattı. Bilgisayar ekranında her on beş dakikada bir görüntü gelmeye, yoldan geçen araç ve kişileri bile izlemeye başladılar. 

Gece yarısını on dakika geçe kapı önünde bir kişi belirdi. Hemen kaydı başlattı ve zaman akışını normale çevirdi. Doğan, gözlerini fal taşı gibi açmış, ekrandaki görüntülerin bir saniyesini bile kaçırmak istemiyordu.

Şahıs, arka kapıyı yokladı, biraz yüklendi; sağ kulağını kapıdan gelen seslere doğru çevirdiği anlaşılıyor. Bir iki kere aynı şeyi yaptı. Arkadaki tırkazın yerini keşfetmiş olmalı ki kapının o bölmesine elindeki levye türü aracı kapı ve söve arasına soktu, kanırttı. Biraz zorlandıktan sonra kapının tırkazını içerden attırınca kapı ardına kadar açıldı. 

Devam edecek...-

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.