TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Cumartesiden devam

Şimdi benim gibi yirmi öğrenci burada ders görüyor. Ben kuzey-doğuda yer alan küçük hücrede yalnız kalıyorum. Büyük hücrelerde yeni gelen şakirtler ikişer ikişer kalıyor. Yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarımız Beçin’deki sarayında oturan Dinin Yiğidi ünvanlı cami ve medresenin kurucusu İlyas Bey’in ikame ettiği vakıf tarafından karşılanıyor. Milas’ın Balat tarafındaki zeytinlikler İlyas Bey Medresesinin vakfı imiş. Geçen yıl, İlyas Bey’in Ayasuluğ’daki isyanı bastırmada Aydınoğlu Cüneyd Beye yardımda bulunduğu tevatür olarak bura halkı ağzında dolaşmaktadır. Bizim, medrese toplumunun beylerin işleriyle pek ilgilenmediğimiz malumdur. Biz, kalem erbabıyız, onlar kılıç… Herkes kendi işini yapmalıdır, diye düşünüyorum. Hızır Koca’yı anlatıyordum, nerelere geldik. Hoca sabah namazından sonra bizi eyvanlıktaki geniş odada toplar derslerimizi müzakere eder. Her birimizin bir gün evvelden eksik kalan, öğrenemediğimiz, anlayamadığımız kısımları tekrar eder, bizlere de tekrar ettirir. Her birimizle ayrı ayrı ders yapar. Bazen akranlar arasında denk konular olduğunda bizleri tartışmaya yönlendirir. Böylece hem öğrenmeyi hem de muhakemeyi göstererek bizlerin zihnini açmayı, karşılaşacağımız sorunları nasıl çözeceğimizi de göstermiş olur. Bizim tartışmalarımız sırasında kendi fikrini ortaya atmaz. Bizi serbest bırakır. Tabii ki bizim tartışmamız ders saatleri dışına da taşar.  Mutfakta, iş yerindeki tezgâhta çalışırken de sürdürürüz. Ta ki ikna olana kadar. Birkaç gün sonra aynı tartışmaya bizi tekrar sokar. Eğer konu olgunlaşmışsa bunu her ikimize de özetletir. Özetler sırasında eksik kalan ya da muhakemeye halel getirici bir şey gördü ise bu kez ona yönlendirir. Böylece karşılıklı fikir alışverişinde bulunmayı, bir konuyu istişare etmenin zaruretini bizlere belletmiş olur.

Bir keresinde Tireli Molla Hafız Osman’la beni karşı karşıya getirdi. Yusuf Sûresinin 23. ayetinin baş tarafını okudu: “Yusuf’un evinde kaldığı kadın, arzusunu onunla tatmin etmek için onu baştan çıkarmak istedi ve kapıları iyice kapatıp ‘Haydi seninim!’ dedi. (Yusuf) ‘Allah’a sığınırım! Doğrusu o benim Rabbim bana en güzel konumu verdi…” 

Sonra ikimize birden “innehü rabbi” ifadesinde geçen “hu”nun kimi ifade ettiğini sordu.

Osman, “rabb” kelimesinin “efendi, sahip” anlamlarına geldiğinden hareketle kadının kocası olduğunu savundu.

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.