TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Ben de Yusuf’un kadına verdiği cevapta ilk başta “Allah’a sığındığını, bu yüzden cümlenin devamı olarak “Allah’ı” işaret ettiğini söyledim.

.Bunun üzerine Hızır Koca, Kur’an-ı Mübin’in müteşabih ayetlerinden biri üzerinde konuştuğumuzu belirterek, sosyal açıdan bakıldığında Yusuf köledir, efendilerinin her isteğini yerine getirmek zorundadır. Bu köleliğin gereklerindendir. Bu yüzden kadının isteğini yerine getirmeliydi. Getirmedi, efendisine isyanda bulundu. Savunmasında kocasının kendisine çok rahat bir yaşam sağladığını ifade ederek ona karşı bir kötülük yapamayacağını söyledi. Yani bir başkasının hakkına tecavüzden kaçındı.

Şimdi gelelim ikinci hususa, işin imanî yönüne… Yusuf, Allah’tan korkarım, bir kötülük yapmaktan ona sığınırım diye söze başladı. O, Allah’a inanıyor, bu sebepten günahlardan sakınıyordu. Allah’ın kendisinin kuyudan çıkarılıp böyle bir refah seviyesinde yaşayan bir ailenin yanına yerleşmesini sağladığı için bu işe tevessül edemeyeceğini ve surenin devamında söz edildiği gibi zalimlerden olamayacağını söylemiş ve oradan kaçmıştır.

Buradan nasıl bir ders çıkarabiliriz? Her iki yorumu da dikkate alarak düşününüz.

Osman, kadınların dessas olduklarını, erkekleri kötü yola sevk edebileceklerinin göz önünde tutulması, velev ki köle bile olsa erkekle kadının bir arada bulunmasının doğru olmadığını…Hoca, Osman’ın sözünü, eliyle yaptığı yeter işaretiyle yarıda keserek bana döndü, ne dersin anlamında bir bakış fırlattı.

-Her ortamda, hakkı gözetmeyen, Allah’ın koyduğu kuralları çiğneyen, velev ki erkek veya kadın olsun, bulunabileceğini; her ikisinin de taşkınlığa ya da yasakları çiğnemeye meyyal olabileceğini hatırdan çıkarmamak gerekir. Bu durumda hakkı koruması, yani doğruyu, doğru olanı yapması gereken erkek de olabilir. Yani demek istiyorum ki namusunu korumak konusunda erkek ve kadın ayrımı yapamayız. Her ikisi de müsavidir. Buna Yusuf ahlakı da diyebiliriz.

Ders bitiminde hep beraber mutfağa geçeriz. Sabah yemeğimizi birlikte yeriz. Yemek sonrası Koca efendi, eşeğine binerek Kalın Boğaz denilen vadi ağzındaki bahçesine gider. Bahçesine gidene kadar, elinden kitap düşmez. Bir keresinde de beni götürdü. O binekli, ben yayan. Ben hemen sağ yanında yürüdüm, kitabı sesli olarak okudu. Zaman zaman bana okuduğu yerlerden  sorular sordu, fikrimi alır görünümünde benim konuyu dinleyip dinlemediğimi anlamak istedi, diye düşünüyorum. Sonraki sohbetlerimizde anladım ki hiçbir vaktin boşa harcanması, istemediği şeylerden biriymiş. Derdi ki: “Malın, paranın boşa harcandığı hemen anlaşılır, ama zamanın boşa harcandığı hiç fark edilmez. Zamanı boşa harcamamak için insanın uyanık olması, şeytana meydanı boş bırakmaması gerekir.”

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.