NÜKTEDAN: Nasrattin Hoca Gerçeği

Sevgili dostlar, biraz da köşemize adını verdiğimiz Nüktedan üzerinde biraz duralım. Nede olsa arada bir hakkını teslim etmek gerekir! Daha çok Mizah sözcüğünün içinde yerini alan Nükte, yakın arkadaşlıkları olan şaka, lâtife ve fıkra sözcükleriyle de dillerde dolaşır, akılları ve gönülleri teshir edip düşündürüp hoş eder. İşte bu söz sanatının ustalarından ve dünyada ün yapmış üstatlarından bir Nasrattin Hocamız var. Hakkında çok şeyler söylenmiş, yazılmış ve hâlen söylenip yazılmaktadır. Nüktedanlığı yanında daha birçok önemli özelliklerinden bahsedilen Nasrattin Hocamız dünyaya mâl olmuş bir dâhi arifanemizdir. Son zaman bu kendisinden bahsedilmesinden hoşlanmayan ve bu yönde Melâmi tarikını benimseyen değerli Mutasavvıf Nasrattin Hocamızla ilgili bir kitap okudum. İkinci el bir araştırma olduğu düşüncesideyim. Daha çok derleme bir çalışmanın ürünü olan bu kitap, yine de bir emek karşığılında meydana gelmiş yararlı bir eserdir. Bir hayli böyle kitaplar okudum, ama dileğim bu çalışmalar daha bir yerinden ve derinden olsun. Asrın o dönemindeki dilinden, tasnif edilen yazı kültüründen, devletin ve halkın tarih içinde sosyal ilişkiler bütünlüğünden, âlim-ulema alâka ve diyaloglarından ilk elden bilgiler verilsin. Çünkü, o dönem dini, ilmi, sanat ve felsefi bilgiler elle yazılarak kayda geçiyordu. İşte o el yazmaları arayıp, bulup, okuyup gerçeklere ulaşmak lâzım. Bu konuda, gerçekten emek sarfedip kütüphane, müze ve o tür eski eser olan yerleri gezip, el yazmaları tespit edip okuyan ve bu alanda yazılanları karşılaştıran, yeni bilgilere ulaşan, delilli ve belgeli konuşan ve yazan bir ilim ve bilim adamına son zaman rastladım. O da, birçok eserini okuduğum Prof. Dr. Mikâil Bayram Hoca Efendidir. Daha başkalarını da bekliyoruz.Aziz dostlar, Muhterem Mikâil Bayram Hoca, Nasrattin Hocayı o zamanın el yazması eserlerden ve o eserlerin bulundukları yerdeki katalog veya sayı numaralarından okuyarak yazdığı eserlerinde bilgi veriyor. Nasrattin Hoca malûm Melâmi tarikatinden olması dolayısıyla, kalenderi karakteriyle yazdığı eserlerinde kendinden bahsetmiyor. İsim, nesil, neseb, ünvan ve itibar ifade eden ve bir paragraf tutan methu-sena erbabı ulemalar devri zamanında! Ancak, Hocamız yaptığı hizmetlerle yazdığı eserlerde kullandığı üslûp ve tarzı hareketle tanınıyor ve halkın teveccühü takdirkârıyla Ahi Evran diye biliniyor. Haktan alıp, halka verdiğini söyleyenlerin menfi tavırlarıyla, Halktan alıp-halka verdiğini söylemeyen Nasrattin Hocaya Nüktedanlığı reva görüyorlar. Ahi Teşkilâtını kuran, dericilikte ve ticarette büyük pazarların oluşmasına öncülük eden ve bu arada yılanların zehirlerinden panzehir üreten ve Moğollara karşı direnen Nasrattin Hocayı bu ve daha başka özellikleriyle de tanıtan, Değerli araştırmacı Prof. Dr. Mikâil Bayram Beyefendiden öğreniyoruz. Hoca efendi belgeler ortada ve hodri meydan diyor. Tarihin karanlık odalarında kimbilir daha ne değerlerimiz var, aydınlığa çıkarılmasını bekliyorlar. Nasrattin Hocanın kurduğu, ayni zaman da bir ilim, irfan yuvası olan Ahi teşkilâtı, sanat, edebiyat, ahlâk ve edep yuvasıydı. Ayni zamanda sosyal ilişkilerde, ekonomik hayatta  ticaret kervanlarının da sevk ve idare makanizması idi. Ama, dedik ya, araştırmak, bir işi mahallinde delil ve belgelerine dayanarak yapmak ve güvenilir olmak lâzım.   Değerli dostlar, milletimizin her ferdi tarafından adı-sanı bilinen Nasrattin Hoca, yine herkes tarafından sevilmektedir. Aleyhinde hiçbir kötü, nahoş intiba ve haber kayıtlarda geçmiyor. Nükteleri ve fıkralarıyla hiçbir gönülü incitmeyen, gayet mütevazi olan Hocamız, ne yazık ki, çok önemli bir takım öellikleri toplum tarafından hakkıyla bilinmemektedir. O zaman, Nasrattin Hocamızın çok ciddi bir şekilde zamanının elyazma eserlerinden büyük bir titizlikle araştırılması ve gerçek kimliğinin ortaya çıkarılması için çalışılmalıdır. Biz, bu konuda işi Uzmanlarına bırakırken, Hocamıza ait bir fıkra ile makalemize son verelim. Evet, Nasrattin Hoca bir yere giderken, yol üstünde bir hana konuk olur. Kervan kalkmaz, yol mu kapanır, ne olursa olur, handa birkaç gün ikamet etmek zorunda kalır. O günlerde bir fırtına kopar, Hocanın konuk olduğu odanın her tarafı ayrı ayrı gıcırdayıp başka başka sesler çıkarır ve rüzgâr estikçe oda sallanmaya başlar. Hoca, korkarak hancıya baş vurup, aman hancı der, bu oda pek harap, her yanı, ayrı ayrı birer ses çıkarıyor. Hancı ise pişkin bir adamdır, hoca olacaksın efendi der, bilmezmisin, her mahlûk kendi dilince Ulu Tanrı’yı tesbih eder. Hoca, biliyorum da ondan korkuyorum ya der, ya zikrede zikrede coşar, cezbelenir, secdeye kapanaverirse! İşte, nüktede bu denli inceliği ve hassasiyetiyle bir eşi bulunmayan Hocamızın, dünya tarihine mâl olmuş özelliğiyle yaşadığı dönem ve o dönemdeki faaliyetleri belgeleriyle gün ışığına çıkarılması dileği ve temennisiyle,hoşça ve dostça kalınız.LEBİD 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder

# Tarih

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.