CUMA SOHBETİ: Güncellenemeyen Vaaz Ve Hutbeler :

   İnsan, sağlıklı, huzurlu ve mutlu olmak için çaba harcar, bu konuda ne gerekiyorsa onları yapmaya çalışır. Dolayısıyla bu her insanın kendine göre bir yaşam mücadelesidir. Haliyle her kişinin kendine göre bu ortamda seçtiği bir alan vardır. İstikbalini üzerine endekslediği ve ona ulaşmak için çaba sarf ettiği. Bu mücadele süreci içinde hiç beklenmedik eksra imkânlar, fırsat ve avantajlar da oluşabilir. Bu konuda uyanıklık yapıp o avantajı değerlendirirse, amacına daha çabuk ulaşır. Olumlu yönde çalışmalarını yoğunlaştırdığında da işinde-mesleğinde önemli sıçramalar elde edebilir. İşte bu ortamda kendisine iyi bir yer bulmuş, önemli bir mevki veya makama gelmiş kişiler, artık üslendiği görevi en iyi ve en doğru bir şekilde yapmaları gerekir diye düşünüyorum.  Özellikle ifade etmeye çalıştığımız gibi bir amaç uğruna yola çıkanlar, görevini en verimli ve en  güzel bir şekilde yapmakla yükümlüdürler. O noktaya gelmek için daha önce verdiği mücadeleyi ve çabayı, bundan sonrasında da o olduğu yerde yararlı olmak ve yararlılığını arttırmak için yapması gerekir. Çünkü sarf ettiği emeğin karşılığını helâlinden almak, geldiği makamın hakkını ve sorumluluğunu yerine getirmek için bunları yapmak şarttır. Dünya ve ahiret sorumluluğu bunu gerektirir. Hâliyle bu her kişi için, yapmış olduğu iş ne olursa olsun, bir iman bilinci  sorumluluğu taşımaktadır.    

  Ne var ki, her işin sorumluluğu ayni değil ve farklı-farklıdır. Ancak, kişi kendi işinin farkını-fark etmekle yükümlüdür. Her kişi kendi işinden sorulacağına ve hesabını kendi işinden vereceğine göre, işini iyi, doğru ve verimli yapması gerekir inancındayım. Meselâ, ayni camiadan olduğum için Din Görevlileri camiasında topluma hizmet veren kardeşlerime bakıyorum, görevliler olarak zirveden-zemine hangi birimde olurlarsa-olsunlar  istisnalar hariç, görevlerinin gerektiği gibi hakkını verdiklerine inanmıyorum. Meselâ, Cuma günü vaaz ve hutbeler çok sığ, klasik, gelişen dünyanın şartlarına hitap etmiyor. Teknoljinin gelişim hızı, en azından herkesin elindeki cep telefonları buna şahittir. Yapılan vaazlar, verilen hutbeler mâlûm ortama yönelik bilgi verici ve düşündürücü mesaj vermiyor. Asırlar öncesinin Evliya menkıbeleri ve kâlbi niyet okumaları, dünya dijitâl ortamda yarış yaparken, bırakın inandırıcı olmayı, gülünç olunuyor. Bunun olsun bilinciyle olalım, çünkü sosyal medyada dolaşan zan ve tahmine dayanan, mişli ve mışlı haberler, gerçek gibi servis ediliyor, bir takım dizi filmler ahlâksızlığı yaymaya çalışıyor. Bunları önlemenin çaresine bakılmalı Dinimiz İslâmın hayatı kucaklayan evrensel bir sistem olduğunun altı çizilmeli ve bu gerçeklerle zihinler uyandırılmalıdır. Din sadece ibadetler dini olup, günah, sevap anlayışına hapsedilip, başta siyaset ve birtakım hesaplar adına kullanılmasına bırakılmamalıdır.

Ne yazık ki bu konuda, Din Görevlileri kardeşlerimin çoğunun pasif ve duruma razı olduğuna kaniyim. Çünkü, bu hata ve yanlışların karşısında bilimsel bir duruş gösterilemiyor. Anlaşılan  o ki kardeşlerim okumuyorlar, tartışmıyorlar ve bilgi paylaşımında bulunmuyorlar ve düşünmüyorlar. Oysa, temsil ettikleri görev çok önemli ve çok okumayı gerektiriyor. Çünkü, karşılarında bir toplum var günde beş sefer karşı-karşıya geliyor ve uyarılmayı bekliyor. Haftada bir Cuma günü o topluma hitap ediliyor, vaaz veriliyor ve Hutbe okunuyor ve herkes sessizce bu yapılan konuşmaları dinliyor. Ne güzel bir ortam, sanırım bu başka hiçbir camiada yoktur. O zaman, bu toplumun karşısına hazırlıklı çıkmak gerekiyor. O topluma sunacak olduğu konu hakkında ciddi bir şekilde çalışmak, içinde bulunulan zamanın ve karşıdaki toplumun sorun ve problemlerini tespit ve teşhis etmek ve ona göre bilgilendirici bir konuşma yapmak lâzım. Yani, eski klasik nasihatları vaaz ve hutbe stillerini bırakıp, zamanın şartlarına göre en azından bilgi vererek nasihat etmek gerek. Zaman zaman ifade ettiğimiz gibi, konuşmalar mutlaka muhataplarla ilişkilendirilmeli, muhatabı düşünmeye, sorgulamaya yöneltmelidir.Yoksa, gençler görüyom Vaiz ve Hatip konuşurken onlar ellerindeki cep telefonlarıyla meşgul oluyorlar. Evet, vaaz ve hutbelerimizi güncelleyelim ve zamanın idrakine Kur’an’la hitap edelim. Hoşça kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder

# hizmet

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ferhat Öncel - Güzel bir tesbit.ilk önce içerleri dizayn,sonrası zaten sonra.Patrondan sonra gelen fakat önce çıkan işçiler varken ;Hak mı ettim,Hak mı yedim sorusunu kendimize sormaz ken...çok zor amma İMKANSIZ değil.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Temmuz 12:35


Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.