NÜKTEDAN: Haddi̇ Aşmak Ve Şi̇rke Bulaşmak

Sevgili dostlar, biliyor ve inanıyoruz Yüce Allah, evveldir, sondur, açıktan, gizliden, O her şeyi bilendir. O’nun eşi, benzeri, ortağı ve rakibi yoktur. O, zatıyla, isimleriyle, sıfatlarıyla, fiilleriyle, eserleriyle ve her şeye sahip olan hükümranlığı ile tektir. İnsanlığa gönderdiği Vahyi İlâhisi olan Kur’an-ı Kerim bunun şahidi, senedi, belgesi ve delilli ıspatıdır. Buraya kadar bu kısa ve özlü girişi neden yaptık? Makalemize attığımız başlığa dikkat çekmek için. Çünkü, genelde insanların dikkat etmediği bir “ŞİRK” gerçeği var, nedense hedef saptırarak bu başka noktalara çekilmiştir. Oysa, dünyada tövbe etmeyipte şirkle ahirete gidenleri Rabbimiz affetmeyeceğini bildiriyor. Hz. Peygamber de Mekke’de on küsur yıl genelde müşriklerle mücadele etmiştir. Yani, 23 yıllık mücadelenin yarısı şirkle geçmiştir. O nedenle, bu döneme çok dikkat etmek gerekir. İşte bu dönemi şöyle bir kenara koyup, Hz. Peygamberin vefatından çok uzun değil, 30-40 yıl sonrasına bir bakalım. Müşriklerin daha önce Peygamberden istedikleri, bu dönemde ona Ümmeti tarafından mucizeler olarak veriliyor ve kayda giriyor. Âdeta yedek ilâh statüsüne sokuluyor. Bu, Peygamberin Hadis’leridir, o söylemiştir ve o yapmıştır diyerek ona yükleniyor. Bu hadisler  o kadar çok ki, bir takımına kutsiyet ithaf edilmiş, eleştirip, tenkit edenler kâfirlikle suçlanmış ve hâlen de suçlanmaktadır. Özellikle tarikat ve tasavvuf kafilesi bu alanın en hararetli müdafileridir. Kutsi Hadis isimlendirmeleriyle, kendilerince işi sağlama almak için, Kur’an-ı kerimden bazı ayetlerle bu hadisleri desteklemişler. Şirk ilişiğini gölgelemek için, tasavvufun bazı hallerini buna hamlederek savunma pozisyonuna geçmişlerdir. Öyle ki, şirki çağrıştıran ifadeleri, dinin meşru kaideleriymiş gibi ermiş/evliya sözleri olarak insanlara abartarak anlatmış ve halen de anlatmaktadırlar. Aziz dostlar, Hz. Peygamber ben gaybı bilmem demiştir, ama kendisine atfedilen hadislere bakınca insan hayretinden küçük dilini yutar. Çünkü, gösterdiği mucizeler saymakla bitecek gibi değil. Oysa, çektiği sıkıntılar, yapılan hakaretlere karşı gösterdiği sabır ve tahammüller herkesin harcı değil. Hicretten önce Mekke’de iman edenlere uygulanan bir boykot dönemi var, hiçbir yardımın yapılmasına müşriklerin izin vermediği günler, haftalar. Bu dönemde inananların, kıtlık ve açlıkla çektiği sıkıntılar unutulacak gibi değil. İşte o günlerde rahatlatıcı mucizelere ihtiyaç vardı. Hz. Peygamber tükenen yiyeceklerin boş torbalarına elini sokup yiyecekleri çoğaltmıyor ve ellerinin parmakları arasından çeşmeler akıtmıyordu. Çünkü, Allah bana ne vahyediyorsa, ben size onu tebliğ ediyorum diyordu. Taif’e  akrabalarının yanına gidiyor, kabul etmiyorlar ve çocuklara taşlatıyorlar. Gayptan haberi olmadığı için buraya bir ümitle gidiyor, lâkin tam aksi bir durumla karşılaşıyor. O kadar üzgün bir şekilde geri Mekke’ye dönüyor ki, uzun bir süre o yaşadığını unutamıyor. Ancak, Medine’ye hicret ettikten bir zaman sonra biraz rahat nefes alıyor. Mekke’nin fethine kadar birçok savaşlar yapılıyor, yani mücadele durmadan devam ediyor, zamanın şartları ve imkânları ölçüsünde bütün bunlar oluyor. Ama, Hz. Peygamberin vefatından ve dört Halife Hz. Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali’den sonra, Hz. Peygamberi istismar devri başlıyor. Daha önceki o çileli dönemi gayp haberleri ve mucizelerle dolduruluyor. Kur’an bir kenara konuyor, onun kutsiyetine halel getirmemek için dokunulmuyor! Artık olaylar Hz. Peygamber üzerinden yorumlanıp değerlendiriliyor, problemlerin çözümü ve sorunların çaresi, Hadis-i Şeriflerle hallediliyor. Meselâ, ben Hz. Peygamberden duydum, veya filan kişi Peygamberden duymuş, görmüş rivayet nakilleriyle bir Sünneti Resulullah sistemi oluşturuluyor. Tabi bu ortamda şirkin ufkuna da yelkenler açılmış oluyor.Değerli dostlar, Kur’an-ın tarif ve tanımlamasına uymayan bir İslâm kültürü oluşturulmuştur. Bunu da Peygamberimiz’in Hadisi şeriflerine dayandırmışlar. Oysa, Hz. Peygamber Kur’an’la uyuşmayan söz söyler mi hiç. Ama, tasavvuf yoluyla bu tezgâh kurulmuş, aklın ve mantığın kabul etmediği senaryolar üretilmiş, insan kâinatın var oluş sebebi sayılmış. Bu insan da Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâm olarak belirlenmiştir. Bu belirlemeyi sağlama almak için mesnet Kutsi Hadisler gösterilmiş. Kutsi hadisin anlamı Rabbimizde telâffuzu Nebimizden. Güya Yüce Allah “Ben gizli bir hazine idim, bilinmekliğimi istedim insanı yarattım”. Bu insan da Hz. Muhammed’tir. Rabbimiz, “ey Muhammed sen olmasaydın! Sen olmasaydın ben bu kâinatı yaratmazdım” demiş. Çünkü, bütün kâinat Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâmı nurundan yaratılmış. Bu senaryo öyle bir süsleme teferruatına uğruyor ki, akıllara zarar. En son olarak Süleyman Çelebinin Mevlidinde özetlenerek tamamlanmıştır. Hz. Âdemin alnında beliren Muhammedi nur, Hz. Şit. İdris ve İsmail’den sonra Nebimiz Hz. Muhammed’in babası Abdullah ve sonra annesi Amine’de beliriyor ve nihayet Hz. Muhammed doğunca onda karar kılıp kalıyor. Tasavvuf edebiyatında Süleyman Çelebinin Mevlit Şiirinde bu böyle ifade ediliyor. Bu Mevlit şiiri de ülkemizde çok tutuluyor, birçok dini etkinliklerimizde bu şiirin hepsini değil de bazı bölümlerini sesli, tegennili ve çeşitli makamlarla okuyoruz. Özellikle Peygamberimizin doğumu ile Miraç bahirleri/bölümleri mutlaka okunur. Ülkemizde bu bir kültür hareketidir, toplumumuz Hz. Peygambere sevgi ve saygısını da böylece dile getirmiş oluyor. Haftaya buluşmak ümidiyle hoşça ve dostça kalınız.

LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.