TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden  devam

Bu kez kendisine hayır, demedim. Gelebilmem için mollalarımın da beraber kabulünü diledim. Yani ki Sultan Murad-ı Sani haşmetleri kabul buyururlarsa içinizden istekli olanlarla beraber Bursa yolu görünüyor bizlere. Cevabın olumlu geleceğinden eminim. Gitmek dileyenler için hazırlık görmelerini tavsiye ederim.

-“Hocam, burası ne olacak?” sözü çıkıverdi ağzımdan.

-Vakıf yönetimi, yeni bir hoca bulana kadar Tireli Osman molla ile, sen Yatağanlı Turgut Çelebi yürüteceksiniz. Hoca bulunduğunda ise dilerseniz burada kalır yeni hocaya muavenete devam edersiniz. Eğer Bursa’ya gelmek isterseniz, sizi de hünkâra tavsiye ederim. Zaten siz ikiniz, icazeti hak ettiniz. Ayrılmadan önce siz iki muidin icazetini vermek, kavuk ve cübbelerinizi giydirmek isterim.

Şimdiye kadar, öğretimde alacağım sorumluluk konusunu düşünürken henüz daha o mertebeye ermediğimi ve çok uzaklarda olduğunu hayal ederdim. Bu yüzden biraz da serbest davranırdım. Oysa, beklemediğim bir anda sorumluluk heybesi omuzlarıma ardıldı ardılacak. Yapabilir miyim, sorusu beynimi parçalayacak gibi... Şu mollalık ne iyi şeydi... Bir yandan da düşünüyorum, biz bu yola niçin girdik? Nihai hedefimiz hoca olmak değil miydi? Hedefsiz değildim, ama hedefe ne çabuk varabildim. Pek çok kişi yirmi-yirmi beş yılda icazet alabilirken ben daha onuncu yılın içindeyim... Kendimi, hazırlamam gerek. Biraz çeki düzen vermeliyim, cübbenin-kavuğun sorumluluğunu takdir ediyorum. Vebali ağır...   

***

Bugünlerde Hızır Şah Koca, gelecek haberin olumlu olacağı ümidiyle hazırlık yapıyor. Bunu hem hanesinde, hem de külliyede sürdürüyor. En çok da götüreceği kitaplarını seçmek konusunda sıkıntı yaşıyor. Kimi kitapları bize veriyor, kopyalatıyor. Kalemi güzel olanlardan üç beş mollayı görevlendirdi, önem verdiği ve bizim de elimizde bulunmasını istediği eserleri seçiyor. Tireli Osman’la ikimize de bu istinsahların kontrolü işini verdi. Osman okuyor ben de asıl kitap üzerinden takip ediyorum. Yanlış yazılan yerleri dilimizle silip, yeri kuruduktan sonra doğrusunu yazıyoruz. Yani mürekkep yalıyoruz.

Çok geçmedi, üçüncü haftayı yeni doldurmuştu ki aynı ulak tekrar çıkageldi. Getirdiği padişah fermanını Hızır Şah Koca’ya hürmetle takdim etti. 

Hoca, ayak üstü fermanı muhafazasından çıkardı. Üzerindeki mühür mumunu söktü; fermanı bir eliyle alttan, diğer eliyle de üstten tutarak açtı ve üç defa öptükten sonra başına götürdü. Yüzü, renkten renge girerken kaşları kâh indi, kâh dikildi. Yine de yüzünden mutluluk ışıltıları yayılıyordu. Bense bu sırada, o gidince bu medresede neler yapacağımın, neler çekeceğimin sıkıntısıyla boğuşuyordum. Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.