TEFEKKÜR: ELEŞTİREL AKIL GÖREVİNİ YAPMIYOR

Son zaman dünyada sanal bir korku imparatorluğu oluşturulmaya çalışılıyor. Dünyada bir takım güç odakları, çıkar hesapları için insanların üzerinde politik oyunlar oynuyorlar. Geliştirdikleri teknolojik buluş ve keşiflerle sanal bir dünya düzeni kuracaklarını lanse ederek, kendilerini sağlama alıp kurtulacaklarını hesap ediyorlar. Tabi o zamana kadar, geliştirip jet hızıyla götürdükleri teknoljinin yardımıyla, ölümsüzlük iksirini de bulacaklar! Oh, gel keyfim gel, her şey onların, rakip yok, ortak yok. Haşa! İblis’in önderliğinde sonuzluğu yakalayacaklar. Hesaplar bu, amaçlar bu ve hedefleri bu. Bunlara inanıpta korkuya kapılanlar ne derler bilmiyorum. Beni, pek alakadar da etmiyor, şirk sarhoşunun gideceği yer. İnsanlık tarihinin derinliklerinde kalmış, zamanın şartlarında kendilerini böyle sanan, inanan ve kibrinin karanlıklarında boğulup yok olan çok toplumlar var. Onların dönemlerinden zamanımıza kalmış bazı işaretlere ulaşanlar oluyor, ama tahtaravallinin öbür ucunda İblis oturuyor! İlmi ve bilgisi, şeytani hüneri ondan çok fazla, aklını çeliyor ve gerçeği görmesini engelliyor. Öküzüm yuva yapmış söğüt dalına! türküsü İnternetten çalınıyor ve gülüp geçiyor işine devam ediyor. Heyecanla, toprak atında kalmış geçmişini arıyor. Zamanda yolculuk yapamayacağına göre!.. 

1970’lerde hırsızlıktan hüküm giymiş Von Daniken diye bir  mahkum arkadaşıyla hapishanede “Tanrıların arabaları”  adı altında bir kitap hazırlayıp piyasaya sürüyorlar. Kitabında geçmişe ait öyle enteresanlıklardan bahsediyorlar ki, kitabı her okuyan o enteresan hikayelere takılıp kalıyor. Kitap binler satıyor ve o iki kafadar da muazzam para kazanıyorlar. Kitapta anlatılanla ve çekilen resimler doğru mu, yanlış mı ve aslı astarı var mı? Bunlar hapishanede, bu bilgileri nereden edinmişler? Genelde sorup-soruşturan yok, herkes heyecanla bundan bahsediyor ve aralarında da bu kitap tartışılıyor. Bir zaman sonra işin Uzmanı bir Alman “Tanrıların Arabaları yoktur” diye bir kitap yazıyor ve olayın gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Bizden de iki uyanık Ahmet Vural ve Hekimoğlu İsmail olayı gırgıra alıp “Tanrıların Arabalarıda mı varmış” adında küçük bir kitapçık yayınladılar. Yani, insanları bir takım dolmuşlara bindirip bilimsel! Seyehatlar yaptıranlar var. Bunlara kapılmamak ve kendi aklını devreye sokmak lâzım. Ne diye başkasının aklıyla düşüneyim, Allah bana da akıl vermiş düşünmem, soruşturmam ve araştırmam için, üstelik bir de diyor ki, kendi aklını kullan. Çünkü, aklını çalıştırıp, işletmeyenlerin üzerine pislik boca ederim. Yunus Suresi Ayet 100’ de Bir de, aklı devre dışı bırakanlar var, onları da unutmayalım. İnsani olgunlukta  en zirve noktaya ulaşmak için bu şarttır diyorlar. Farkında olanlar var olmayanlar var, onlar bu iddialarını çok asırlar öncesindendir savunuyorlar. Bu bazılarının öyle silip-süpürüp atmaya kalktığı kadar basit bir mesele değildir ve olmaması da gerekmektedir. Bu çok ciddi manada araştırılmalı ve incelenmelidir. İnsan hayatına salih amel açısından ne kazandırıyor, toplumsal hayata katkılarının bir ölçüm ve değerlendirilmesi yapılmalıdır. Çünkü, dinimizin temel ilkelerinden biri de “İnsanların en hayırlısı, insanlara en çok faydası olandır.” Bir temel ilke daha var “Aklı olmayanın dini yoktur” nasıl oluyor da Tarikat yolunda, tasavvuf kolunda akıl terk ediliyor ve bu noktadan sonra ancak “İnsanı Kâmil” en olgun insan olunuyor?  Garip değil mi, en olgun insan olmak için akıl terk ediliyor. Bu nasıl bir anlayış, nasıl inanış ve ne menem bir mantıktır, Kur’an’la ters düşülüyor ve bu tersliğin sonunda insan olmanın en muazzam olgunluk noktasına ulaşılıyor? Bu insanlar ki, bir noktadan sonra aklı reddedip terk ediyor ve kullanmıyorlar, ama insani kâmil noktasına ulaşmanın basamaklarını akılsızca kullanıyor ve insan olmanın en zirve noktasına ulaşıyorlar. Bunu anlamakta insan zorlanıyor. Yüce Allah insana akıl verdiğini ve bu aklı çerçevesinde dünyadaki yaptıklarının hesabını soracağını söylüyor. Akleden kalbin devreden çıkmamasını öğütleyip tembihliyor. Aklı devreden çıkaranlarla bu durum karşısında bir çelişki doğmuyor mu? Eleştirel aklın devreye girmesi ve Kur’an-ın merkeze alınması şartıyla bu çelişkinin çözümlenmesi dileğiyle hoşça kalınız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.