TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden  devam

Meğer baş olmak ne kadar zormuş. Henüz daha baş olmadan böyle olursa, sonra kim bilir nice sıkıntılar basacak, nice aksilikler ortaya çıkacak? Şöyle düşünerek kendime avuntular çıkarmaya çalışıyordum: “Hızır Şah Koca efendi olsaydı bu durumda ne yapardı, nasıl davranırdı?” diye yorum getirir ona göre hareket ederim. Bu yol beni biraz rahatlattı. Daha doğrusu biraz avuntu buldum.

Ulak, görevini yerine getirmiş olarak izinin üstüne döndü. Geldiği gibi atına atlayıp gitti.

Hoca, bizi eyvandaki dersliğe topladı. Padişah’ın buyrultusunu okudu. Bursa’da kurup geliştirmeye çalıştığı büyük ilim müessesinde görev alabileceğini beyan etmesi üzerine çok sevindiğini ve mutlu olduğunu padişahça sözlerle ifade ettikten sonra kendisini, uygun göreceği bir ücretle Bursa Muradiye Külliyesine müderris tayin ediyor, ilminin ziyade ve memleketin hayrına olması dileğiyle tebrik ve tebcil ediyordu.

-Bursa’ya gelmek isteyenler kimler? Bilelim.

Yeni ve orta seviye mollalardan beş tanesi kendilerini takdim ettiler. Hoca, sevindi. İkinci adları Muhammed olan iki oğlunu, Dervîş ve Zeynüddîn’i de bu sayıya ekleyince yedi öğrenci ile Bursa’ya gidiyordu.

Osman’la ikimize yeni müderris geldikten sonra dilersek Bursa’ya gelebileceğimizi yineledi. Ben düşünmüyordum, ama bu sıra hocaya hayır cevabını vermenin uygun düşmeyeceğini bildiğim için “İnşallah, Allah izin verirse...” diye geçiştiriyordum. Benim kafamdan geçen düşüncem memleketime, Yatağan’a dönmek, yapmam gerekenleri orada yerine getirmekti.

Hoca ile beş molla gittikten sonra burada Tireli Osman’la benden başka dört molla kalıyordu. Yani ben bu dört mollaya hocalık yapacaktım.

Yatağanlı Turgut Çelebi, İlyas Bey Medresesine müderris oluyor; vay beee! Kendime güvenim mi yok? Benim şaşkınlığım güvensizlik değil... Bu düzeye ne çabuk, ne beklenmedik bir anda ulaşıvermişim. Böyle beklenmediklerden kaynaklanıyor, bu bulanık düşünceler.

Vakıf yönetimi bu işe ne diyecek bakalım. Hocanın Bursa’ya gideceği daha Beçin’e iletilmedi bile. Gerçi Sultan’ın mührünü görünce bir şey diyemezlerse de yeni bir müderris bulma sıkıntısına düşecekleri için bu işten hazzetmeyeceklerdir. Tireli Osman molla ile bana icazet verileceği için hem beylerin hem de medrese vakıf mütevelli heyetinin davet edilmesi icap ediyor. Medresenin yönetim yeri Menteşe’ye bağlı olmasına rağmen bulunduğu yer Kayılı Osmanoğullarına geçmişti. Biraz terslik var imiş gibi görünse de ilim camiasında siyasi sınırlar dikkate alınmaz. Hızır Hoca, Mısır’da okumuş, daha sonra aklî ilimler üzerine derinleşmiş bulunan Tuslu Molla Ali’nin Anadolu’ya geldiğini duyunca o da gelmiş ve onunla ilmî tartışmalarda bulunmuş. Daha sonra da doğduğu yer olan Balat’a dönmüş ve müderrisliğe başlamış. Artık bundan sonra Hüdavendigâr’da Sultan Kayılı Osmanoğlu İkinci Murad’ın medresesinde derslerini sürdürecek.    Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.