NÜKTEDAN : Şefaatla İlgi̇li̇ Doğru Bi̇li̇nen Yanlışlar

     Sevgili dostar, bu dünya hayatımız için inen Kur’an, genellikle ahirete yönelik  yaşanmaya çalışılmaktadır. Bu dünya hayatımızı düzene sokalım diye Rabbimizin bize indirdiği Kur’an-ı biz bu dünya işlerimize bulaştırmayalım anlayışıyla evimizde odamızın en yüksek yerine korunaklı olarak asıyoruz. Kazara kimse abdestsiz dokunup günaha girmesin, bilen-bilmeyen eline alıpta göbekten aşağı tutup saygısızlık göstermesin. O bizim kutsal kitabımızdır, onu hastalarımıza ve ölülerimize okuruz, hem onlar yararlanır ve hem de biz çok sevaba gireriz. O kutsal kitabımızı bu dünya işlerine karıştırmayız, siyasete bulaştırmayız, öyle ulu-orta herkese de dokundurtmayız. İşte bu tavır ve hareketimizle biz Kur’an’dan uzağız. Rabbimiz bu kitap (Kur’an) sizin din kitabınızdır, bu dünyada dininizi bu kitapla yaşayacaksınız dedi ve o kitapta bunu apaçık söylüyor. Nebi-Resulümüz bu kitabı (Kur’an-ı) bize okudu anlattı ve kendisi de bizzat yaşayarak bunu bize gösterdi. Ama, Allah adına bu elçiliği yapan Resulümüzün vefatından sonra bazı kişiler, kimisi düşmanlığından, kimisi de gafletinden insanları yanıltma yoluna girdiler. Kur’an’ın ayetlerini çıkarlarına göre yorup manalandırırken, Hz. Nebimiz üzerinden de  şöyle demiş, böyle demiş, filân kişi duymuş, feşmekâna söylemiş, oda filân Hadis toplayıcısına nakletmiş tevatür sistemiyle Hz. Nebimiz adına birçok  hadis rivayeti olmuş. Bunların bir kısmı Kur’an’la çelişince Hz. Nebimizin de hüküm koyma hakkı var demişler bunu da Kur’an-a dayandırmaya kalkmışlar. Sonuçta, Kur’an dışı bir kültür dini oluşmuştur. Birçok kavram yerinden edilmiş, içi boşaltılmış ve başka şeylerle içi doldurulmuş birçok yanlış ve hurafe türetilmiştir.

Aziz dostlar, işte onlardan biri de şefaat kavramıdır. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi Şefaatla ilgili ayetler dünyadan es geçirtip olduğu gibi ahirete yönlendirilmiş ve birde bir sürü asılsız ek ve ilaveler yapılmıştır. Kur’an da, şefaatle ilgili ayetler var ve çoğu müşriklerle ilgilidir. Onlardan biri Yunus suresi 18. ayettir, müşrikler diyor ki; tapındıkları putlarıyla ilgili “Bunlar, Allah katında bizim şefatçilerimizdir. “Birde Zumer suresi ayet 3’te “Bizi sadece Allah’a yaklaştırsınlar diye onlara kulluk ediyoruz.” diyorlar. Yüce Allah Kur’an da, müşriklerin bu şefaatçilerini kabul etmiyor. Şefaat yetkisinin olduğu gibi sadece kendisinde olduğunu bildiriyor, Zumer suresi ayet 44’ de. Sebe suresi ayet 23’te,”Allah’ın huzurunda, izin verdiği kimselerden başkasının şefaatı fayda vermez.” Rabbimiz isim olarak belirttiği meleklerin şefaatçiler olacağı ve birde Zuhruf suresi 86’da “Ancak bilerek hakka şahitlik edenler, bunun dışındadır.” diyor. Kimdir bu hakka şahitlik edenler, ayrıntıya girerek isim vermiyor. Öyle ki, hiçbir Peygamberin isminin geçmediği gibi Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâmın da adı geçmiyor. Bu nedenle, bazı kaside okuyanların ”meded ya rasulallah! Şefaat ya rasulallah demesi şirke girmeye sebep olur. Meşhur mevlithanlar bu ve bunlara benzer ifadeleri kullanıyorlar. Süleyman Efendinin yazdığı Mevlit şiirinde de şirki çağrıştıran birçok ifade yer almaktadır. Onlara da dikkat  edilmelidir. Ayrıca, mevlitlerde okunan ilâhiler ve kasideler de de sakıncalı ifadelere rastlamak mümkündür. Yani, yanlışa düşmemek için şefaat konusunda, Kur’an-ı merkeze almak zorundayız. Çünkü, ölçümüz, mi’yarımız Kur’an’dır.

Değerli dostlar, birçok mes’elede olduğu gibi, şefaat konusunu da kaynağına bakıp, takip edip öğreneceğiz. Oda bizim hayat kitabımız, imtihan ve yaşam kılavuzumuz Kur’an’dır. Kim ne derse desin, kime dayanırsa dayansın, mevki-makamı, şöhreti ve itibarı ne olursa olsun, din kitabımız Kur’an-ı aşamaz, geçemez ve din adına öncelenemez. Ama, Nebi Resulümüz Muhammed Aleyhisselâmın vefatından sonra bu konuda adım adım sapmalar olmuştur. İşte, şefaat kavramı da onlardan biridir. Kayda geçtiği günden beri bir harfi bile değişmeyen kesin delil ve yazılı belge olan Kur’an’dan uzaklaşılmış. Hadis ve sünnet adı altında dudaktan-kulağa rivayet sistemi işletilip geliştirilerek bir kültür dîni oluşturulmuş. Bu kültür dininde, Şefaat âdeta bir ekol konusu olmuş. Hani o “Kerameti kendinden menkul” kişiler bir sistem oluşturup insanları burada şartlandırmışlar ve bu işlemi devam ettirmektedirler. Resulümüz Hz. Muhammed Aleyhisselâm bile bu sistemin baş aktörlerinin gerisinde kaldığı iddia ediliyor. Bu aktörler, Ahiret günü Şefaat etme noktasında kendi zatlarına münhasır isimleriyle “Gavs, Kutup ve Mürşitler” olarak Şefaat edeceklermiş. Ayni silsileye dahil olması dolayısıyla ermiş, evliya, şıh ve şeyhten tutun, hafızlar ve sabi/sübyana kadar birçok şefaat edenler olacakmış. Tabi, bu katagori de “Makamı-Mahmud” Şefaat Makamı olan Nebi-Resulümüz de var. Ancak, bu isimler altında kişilerin şefaat edeceklerine dair Kur’an da açık ve net bir Ayet yoktur. Bu isimlerle ilgili beyan ve ifadeler hepsi tahmin ve yorumdan ibarettir. Bu gerçeklerden hareketle herhangi bir kişiyi öne sürerek Ya Rabbi! Bu kişi veya kişlerin hürmetine beni affet veya benim günahlarımı bağışla demek şirke kapı açmaktır. Sözün özü, Allah’tan bir şey istemek veya dilemek için araya birini koyup şirke girmekten kaçınalım. Kur’an-ın birinci suresi Fatiha’nın 4. Ayeti “İyyake na’büdü ve iyyake mestein” *yanlız sana ibadet eder ve yanlız senden yardım dilerim* ayetini aklımızdan çıkarmayalın. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle. 

LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.