GÜNDEM: KURBAN HACC VE BAYRAM

     İnsanlık tarihiyle var olan Kurban, çeşitli şekillerde varlığını sürdürmüş, farklı uygulamalarla ve değer yargılarıyla zamanımıza kadar gelmiş. En son Kur’an da, temelden gelen tarifiyle yerini korumuş ve müslümanlara Kurban kesme sorumluluğu bir takım şartlarıyla görev olarak verilmiştir. İnsanlık neslinin atası ve toplumunun peygamberi Hz. Âdem devri zamanın da Kurban dinin bir kuralı olarak yaşama girmiş. Onun ümmetinin içinden iki kardeş bir meseleden ötürü haklılıklarını tescil için, ikisi de Allah’a birer kurban sunmuşlar. Yüce Allah birinin kurbanını kabul etmiş, kurbanı kabul olmayan da bu adalete rıza göstermeyip, kurbanı kabul olanı öldürmüş. Bu olay, Kur’an da Maide suresi 27-28-29-30 ve 31. Ayetler de anlatılıyor. Meal ve tefsirlerde bu olay, Hz. Âdem’in çocukları Habil ve Kabil arasında geçtiği ifade ediliyor. Ayette, âdem oğulları diye geçiyor, ama bizim birçok meal ve tefsircimiz “Âdemin oğulları” demişler, kaynakta şimdi Yahudilerin elinde bulunan muharref Tevrat olarak gösteriliyor. Acizane bende bu kaynağı gerçekçi bulmuyorum ve Kur’an-ın ifadesiyle yetiniyorum. Burada bir gerçeğe daha değinmek istiyorum. Oda, hani Bakara suresi 30. ayette geçen Meleklerin bir ifadesi varya, Rabbimizin dünyaya Halife görevlendirdiğine “kan dökücü ve fesat çıkarıcı olanlardan mı” demeleridir. Yüce Allah bu ifadeye evet veya hayır demiyor. Acizane inancım, Hz. Âdem bu topluma peygamber olarak görevlendiriliyor ve bu toplum da Ayette ifadesini bulan kan dökmeyi ilk bu olayla işliyor. Çünkü, öldürdüğü kardeşini ne yapacağını bilmiyor, yeri eşeleyen kargayı örnek alıp, kardeşini gömüyor. Evet, ilk kurban olayı bu, ikinci bir olay da, Hz. İbrahim’in rüyasında oğlunu kurban etmesini, gerçekte uygulamaya kalktığında bir koç kurban etmesi emrolunmasıdır ve bu bir adak kurbanıdır. Sonraki kurban Hac ve Bayram namazıyla ve Hz. Peygamberimizle ilişkili olduğunu her müslüman bilir. Zaten bu konuda gerektiği kadar da bilgi sahibidir ve bende bu konuda detaylara girmiyorum.Hac konusuna gelince, Yüce Allah Hac suresi 25-26-27-28-29 ve 30’ncu ayetlerde Hz. İbrahim Peygambere Mescid’i Haram’ın yerini gösterdiğini ifade ediyor ve bazı emirler verip, insanlığa burası için haccı ilan etmesini söylüyor. Ve haccın ifasının şartlarını da bildiriyor. Bundan sonra burası hac mahali olduğu dünyada bütün müslümanlara duyuruluyor. Kâbe dinin merkezi, namazların kıblesi ve İslâm Âleminin tevhid noktası oluyor. Kur’an, peygamberimize vahyolmaya/inmeye başladığında Kâbe müşrik Arapların putlarının da mekanı idi. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mekke’yi fethedince Kâbe putlardan temizlendi ve yeniden müslümanların hac etme mahalli oldu. O günden bu güne müslümanlar Kâbe’ye hacca gidiyorlar. Ne var ki, bir-iki yıldır dünyayı saran Korona virüs salgını dolayısıyla bu yıl Suudi Arabistan tarafından Hac ibadeti yapılmaması kararı alınmış ve müslümanlar bu yıl hacca gidemedi. Oysa, Allah hac ibadetini hac aylarında yapılmasını şart koşuyor, ama müslümanlar onu belirli günlere hapsetmişler. İkinci bir husus, Kâbe dünyada bütün müslümanların ibadet mahallidir ve bütün müslümanlar için kutsal mekandır. Bir devletin hakimiyetine bırakmak doğru olmasa gerektir. Lâkin neden böyle olmuş, buda ayrı bir mesele. Neyse, Korona virüssüz günler dileğiyle diyelim ve başka bir konuya bu günün özelliğine geçelim.

Bugün 15 Temmuz menfur darbenin bertaraf edildiği gündür. Fetö haininin arkasındaki destekçileriyle darbeye kalkıştığı ve birçok vatan evlâdının şehit edildiği ve gazi olduğu hüzün günüdür. Hain emellilere geçit verilmediği, vatansever vatandaşların canları pahasına göğüs gerdiği çok önemli bir gündür. Sığınıp hesabına çalıştığı devletin himayesi altında ülkeyi işgale kalkan Fetö, hüsrana uğramanın hesabını bu millete bir gün mutlaka verecektir. Döktüğü kanların iğfal ettiği insanların vebali yetmiyormuş gibi, halen iğrenç emelinin yolunda yaptığı kara propagandalara devam ediyor. Ama, bu millet bütün uyanıklığı ile her an nöbettedir. Allah’ın izniyle böyle bir kalkışmaya asla fırsat vermeyecektir ve her an hazır beklemektedir. Onlara yandaşlık yapanlar veya destek verenler bu halleriyle hesap ettiklerine hiçbir zaman ulaşamayacaklardır. Milletimiz darbeler ve vesayetler dönemini artık tarihin karanlığına gömmüştür. Ülkemizin ve milletimizin düşmanları, terör örgütleriyle yaptıkları anlaşmaları ve dayanışmaları devletimizin yöneticileri görüyor, biliyor ve takip ediyorlar. Milletimizin onlara güveni ve inancı tamdır, bu iman bilinciyle de onları desteklemektedirler. Yani, 15 Temmuz unutulmayacak ve o günün eylem bilinci her vatan severin gönlünde aşk ve şevkle yaşayacaktır ve hainlere göz açtırılmayacaktır. Allah’ın izni keremiyle.   

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.