TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden  devam

Bir hafta sonra iş yerine dönmeye karar vermişlerdi ki gizli numaradan yeni talimat geldi. Şu an örgütün tamamen çökertildiği, kütüphaneden çalınan kitaplardan geri kalanının da kaldıkları apartman dairesinde ele geçirildiği, eksik kalan bir kitabın da yerinin belirlenmesi üzerine bu hırsızlık işine giriştikleri ifade edildi. Dışarı ile bağlantının sadece kaçakçılık üzerine kurulduğunun anlaşıldığı, hayatî tehlikelerinin kalmadığı bildirildi. Ancak Halim’in elindeki çalışması dolayısıyla merkezde görevlendirileceği bunun için yasal çalışmaların yapılacağı yeni bir araştırma ve geliştirme kurumunun ihdasına çalışıldığı da ilave edildi.

Doğan, derin bir nefes aldı... Fakat, eski alışkanlıkları olan tedirginlik ve şüphecilik iliklerine işlemiş gibiydi. 

-Yahu anda, bu bilgi karşı tarafın, yani örgütün tuzağı olmasın... Artık ben tamamen şüpheci olup çıktım.

-..?

-Neye inanacağımı, neye inanmayacağımı artık kestiremiyorum.

-Sen ara, sor...

-Ya o numarayı ele geçirdilerse...

-İş yerine dönünce bize ilk defa numarayı verenle şimdikini araştırırız, elimizde bunu tespit edecek alet yok mu?

-Yapabilir miyiz?

-Hayda!.. Sen, yengeyi göreliden beri...

-Ne?

-Sapıttın diyeceğim ama, normaldir...

-Offf!..

-Haydi, toparlanıyoruz. Ben danışmaya inip bir taksi çağırtacağım. Taksi gelene kadar çıkar toparlanırım. Sen de elini çabuk tut.

***

-Babanız ölmemiş çocuklar.

Sofranın başında herkesin eli kaşıkta, gözü çorbanın tüten dumanında iken Aynur Anne’nin bu sözüyle herkes donup kaldı. Onlar, Kağandan okul gezisi ile ilgili bilgiler bekliyordu.

Kağan, söze karıştı.

-Ninem, beni bir adamın ardından koşturdu, adını sordurttu. Amcanın adı Doğan’mış.

-Arkadan görünüşü ve yürüyüşü tam tamına babanıza benziyordu... Ne yapayım?

Kağan yine atıldı:

-O amca bizi, pastaneye götürdü. 

-Ellerine baktım, tıpkı babanızın eli, parmak boğumları, tırnak etleri, bileğinin kıvrımları, çatalı bıçağı tutuşu, pastayı kesişi... Ama yüzü... Değil, hiç benzemiyor. Sesi bile aynı... Ne bileyim işte...

Emre, durgun bir sesle:

-Anne, kendini çok üzüyorsun gibi geliyor bana. Devlet DNA testi bile yaptı. 

-Öyle evlat... Ama içimde bir ses  baban Turan ölmedi, diyor. O adamı görünce iyice ümitlendim. Yüzünü görünce bütün bütün kötü oldum. Ne yapacağımı, edeceğimi şaşırdım. Ne dediğimi bilmiyorum. Ne yaptığımı da... Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.