TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

-Anda, sana kolay gelsin. Ben yorgunum biraz dinleneceğim. Odaya çıkıyorum. 

Odası, bıraktığı gibi duruyordu. Yakın zamanda temizlik de yapılmamıştı. Havasını da ağır buldu. Hemen geri döndü, merdivenlerden iner inmez gençlerden birini çağırarak hizmetçinin odasını temizleyip havalandırmasını söyledi. Kapıdan çıktı, caddeden yukarılara doğru biraz yürüdü. Amaçsızca gidişi onu bir ay kadar önce eşi ve torunu ile oturdukları pastanenin önüne getirdi. Bilmeden ve düşünmeden içeri girip beraber oturdukları kenardaki masaya çöktü. 

“Şimdi ne olacak? Nasıl olacak?”

Plastik cerrahiye giderken bunları aklına hiç mi hiç getirmemişti. Böyle bir durum o zaman için hesapta yoktu. Garson, isteğini, içeceğini sormadan bir ay öncekinin aynısını getirip önüne koydu. 

“Ne zaman söyledim, ben bunları...” diye hafızasını yokladı. Demek ki garson o günkü Doğan’ı iyi tanımıştı. Ve ne isteyeceğini de biliyordu. Gerçi daha önceleri de buraya birçok defa uğramıştı. O yüzden ne yiyip ne içeceğini pekâlâ biliyor olabilirlerdi. Pastanın yarısını farkına  varmadan bitirmişti ki “Ben Doğan değilim ki... Turan’ım... Turan oldum. Peki aynı adam olduğumu nasıl çıkardılar?”  

Garsona işaret etti. Garson geldi.

-Evladım, ben biraz dalgınım... Bunları ne zaman sipariş verdim?.. Ha bu tatlıyı çok severim.

-Vermediniz efendim... Geçenlerde de buraya oturmuştunuz... 

Yüzüne bakınca garson:

-Affedersiniz, arkadan sizi o geçenlerde bir çocuk ve yaşlı teyze ile gelen ve daha önce sık sık buraya gelip bu tatlıyı yiyen adama benzettim... Çok özür dilerim. Sormadan bu tatlıyı isteyeceğinizi düşündüğüm için hemen kapıp getirdim.

-Ya, evladım... Ben, o günkü adam mıyım?

-Enseden bakınca o günkü adamın aynısı. Ama yüzünüz çok farklı. O, Tatarımsıydı. Gamzeliydi.

-İsabet olmuş, ben de bu tatlıyı severim. Biraz yoğunum da... Dalgınlığıma ver evlat... Teşekkür ederim.

Hesabı ödedi, yola düştü. Odasına döndü. Üzerini bile çıkarmadan başını yastığa gömdü.

***

Yemekhanede sabah kahvaltısından sonra işçiler, ustabaşı, elektronikçi, muhasebeci ile birlikte toplandılar.

Halim:

-Arkadaşlar, birçoğunuzla birlikte uzun süredir burada çalışıyoruz. Şunu kesin olarak biliyorum ki buranın asıl sahibi, asıl patronu sizler oldunuz. Kendi işiniz gibi sahip çıktınız. Dürüst ve titiz çalışmanın semeresini hep beraber gördük. Kısaca ne kazandıksa bölüştük diyebilirim. Biz de burayı işletmeye açarken kira parasından başka bir para ile başlamadık. Bugünkü varlığımızın bütününde olmasa da yüzde doksan beşinde sizlerin emeği ve iyi niyeti var. 

Doğan, yeni hâliyle Turan’a bakarak:

-Biz, artık bu işten ayrılmak istiyoruz. Bize bu iş yerini açtıran sebepler ortadan kalktı. Bunu ne olduğunu sizlere açıklamam doğru olmaz. Ancak şunu söyleyebilirim; yasa dışı veya ahlaka aykırı herhangi bir durum söz konusu değil. Sadece ikimizin de emekli polis olduğunu söylersem niçin daha ayrıntılı ve açık konuşmadığım anlaşılacaktır. Ben yakında devletin bana gösterdiği bir kurumda çalışmak üzere aranızdan ayrılacağım. Arkadaşım Doğan da uzun süredir ayrı kaldığı eşi ve çocuklarının yanına dönecek. 

İşçiler ve ustalar oldukça şaşkın bir vaziyetteydiler. İş yerinin kapanması, sokakta kalmaları demekti. Bu işe güvenerek çoğu ev, araba, arsa almış; borçlanmışlardı. Elbette buradan alacakları tazminat ve sigorta aylıkları olacaktı. Ama bu güzelim iş bir daha nerede bulunur? Her şey tıkır tıkır işliyor, mallar geliyor ayrıştırılıp paketlenip ihtiyacı olanlara gönderiliyordu.

Doğan, karşısındakilerin tepkilerini yüzlerinden okumak maksadıyla yarım dakika kadar ara verdiği konuşmasına devam etti.

-Şimdi aranızdan burayı alıştığınız şekilde yönetecek kişi istiyorum. Birden çok da olabilir.

Herkeste bir rahatlama oldu. Suratlardaki gerginlik gitti. Tutulan nefesler rahatça salınıverdi. 

-Bunu şunun için istiyorum: Bizim maliye ve diğer işle ilgili daire ve kurumlardaki yükümlülüklerimiz ve salahiyetlerimiz tamamen kalksın. Bunları üstlenecek arkadaş lazım. Siz, acele etmeden kendi aralarınızda konuşarak, danışarak belirleyin. Şöyle düşünün bir dükkânımız vardı, bu dükkânı bütün varlığı ile satılığa çıkardık, müşteri bekliyoruz. Satılık deyince sakın burayı size satacak değiliz. Devletin ve maliyenin art niyet arayamayacağı temsili bir para ile sattık diyeceğiz. Tabii ki kira sözleşmeleri de yenilenecek, bizim üzerimizden düşecek.

Salonda gürültü olmasa da fısıltıların birikmesinden bir hafif uğultu oluştu. Halim, konuşmasına ara verdi. Beş on dakika kadar sonra:

-Sizin, soracaklarınız veya bu konuda dile getireceği bir görüşü olan varsa, hep beraber dinleyelim. Olumsuzluk getirecek durum ve adımları şimdiden engelleyelim. Hiç olmazsa biz buna sebep olmayalım.

Çalışanlardan kimileri “Bırakmayınız.” derken kimileri de “işin eskisi gibi yürüyemeyeceği” tahmininde bulundular. Ustabaşı kendi aralarında çekişen işçi arkadaşlarını işaretle susturarak söz aldı:

-Beyim, siz bu işi bırakmadan, bütün iş ve işlemler için bizim içimizden birkaç arkadaşa vekâlet veriniz. Biz bu şekilde birkaç ay yürütelim. İşin, diğer yüzünü de öğrenelim. Ondan sonra ya başımıza bir patron ayarlayalım, veya bu arkadaşlarla bu işi yürütelim. Benim teklifim bu şekilde.

-Bu dediğiniz, makuldür. Amma diyelim ki üç ay sonra bu işi üstlenmeye karar verdiniz; Doğan’a ulaşabilirsiniz ama benim bu işler için ayıracak hiç zamanım olmayabilir.

-Onu da şöyle halledelim: Doğan Bey’e satış dahil tam yetki verirsiniz. 

Bir başka çalışan söz aldı:

-Devir için biçtiğiniz değer bizi zor durumda bırakır mı?

-Buna cevap vermeden önce size şunu hatırlatayım. Buradaki mal varlığı, resmiyette bizim üzerimizde görünmesine rağmen bildiğiniz gibi sizin hakkınız. Benim buradaki kazancım ne oldu, biliyor musunuz? Sizinle birlikte burada yiyip içtiğimizin dışında, bir takım elektronik deneyimler kazanmak. Bu kazandığım deneyimler sayesinde devletin uygun göreceği bir araştırma kurumuna çağrılıyorum. Yoksa şu kurulu düzeni kim bırakıp da gider? Yine söylüyorum, devlet açısından vergi kaçakçısı durumuna düşmeyecek şekilde bir bedelle... Aynı düzendeki çalışmayı sürdürürseniz hiçbiriniz zarar görmezsiniz. Kurulu bir sistem ve pazarlama ağı mevcut. Her türlü müşterimiz bizden memnun. Kazancın ötesinde şunu hiç aklınızdan çıkarmayın; [elindeki küçük pili göstererek] şunun doğaya zararı nedir bilir misiniz? 

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder

# Polis

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.