NÜKTEDAN: GEÇMİŞİ-GELECEKLE EŞİTLEYEMEZSİNİZ

      Sevgili dostlar, her şeyin bir vakti zamanı vardır, ona göre bir kıymet ifade eder. O nedenle onu o zamanın şartlarına, ortamına ve ifade ettiği durumuna göre değerlendirmek gerekir. Ondan yararlanmak, örnek ve ilham almak isteniyorsa, yapılacak olan doğru tespit budur. Çünkü, her şey gerçek değerini belirlilik açısından zamanında yaşandığı şartlar çerçevesinde ifade eder. Bu, bilimsel, sosyal, siyasi, dini ve teknolojik açıdan  da böyledir. Meselâ, geçmişten-günümüze bilimsel olarak bakıp düşündüğümüz de, bilimin durmadan geliştiğini görüyoruz. Bilimin gelişmesiyle sosyal ilişkiler, teknoloji, bunlara paralel siyaset ve dini yaşamda da farklı gelişmeler olur. Bu oluşumlar da, hayat devam ettiği  sürece devam eder ve etmektedir. Bu nedenle bu alanda geçmişle gelecek eşitlenemez. Yani, ifade ettiklerimiz yerinde saymıyor, devamlı gelişme halindedir. Çünkü bunu, insanlık olarak bizzat yaşıyoruz, bu yaşantımızı, geçmişin yaşantılarıyla ayni düzeyde eşitlemeye kalkarsak, aradaki gelişmişlikleri inkâr etmiş oluruz. Bu da, en azından eşyanın tabiatına ters düşer ve gerçeklerle çatışmış oluruz. Meselâ, otoyolda at arabası ile seyahat etmek için trafiğe çıkmak. Cep telefonu ile haberleşmek varken, at sırtında birine haber götürmeye gitmek gibi bir ilkelliği yapmak olur. Bunların doğru ve hoş bir şey olmadığını, artık beş-on yaşındaki bir çocuk bile bilir. Eğer yapmaya kalkarsanız size gülerler, bu teknolojik şartlarda böyle şeylere tevessül etmenin akıl kârı olmadığını söylerler. Dikkat ederseniz ki, öyle pür dikkat olmaya da gerek yoktur, 10 yaşında bir çocuğun kullandığı teknolojiyi ve bu teknolojiye olan adaptasyonunu, elli yaş üstü kişiler kolay ulaşamıyor ve o yaştaki çocukların kullandığı pratiklikte kullanamıyorlar. Bunun nedenlerine ve niçinlerine girmeyeceğim, çünkü konumuz bu değil, sadece hatırlattık. 

    Aziz dostlar, bu girizgâhtan sonra gelelim konumuza, geçmiş tarihimizden bu yana bilimde, teknolojide ve sosyolojik gelişmelerde önemli mesafeler aldık, birçok konuda kendimizi yeniledik. Ama, gereken gelişmeyi ve yenilenmeyi yapamadığımız veya başaramadığımız çok önemli bir alanımız var, dinimizin, iman ve amel/eylem konusunda kendimizi yenileyemedik. Bu konuda bundan 1250 yıl öncesinin kriterlerini uyguluyoruz. Bu da bize ciddi manada sorumluluk yüklüyor. Bunu İslâm âleminin içinde bulunduğu durumundan ve ülkemizde bile deizm ve atizmin  artmasından anlıyoruz. Şimdi, konuyu açıklığa kavuşturmak için 1250 yıllarına gidelim. Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhisselâmın vefatından  200 küsur yıl sonra çok muazzam ve muhteşem bir dönem yaşanıyor. Bu dönemde din adına her alanda bir hareket, bir çalışma ve araştırmalar başlıyor. Bu zamana kadar İslâm Âlemi fütuhatla, savaşlarla ve devletleşmekle uğraşmıştır. Çünkü, Aşiretler ve kabilecilik kültürüyle yaşamaya alışmış olan Arapları bir araya toplayıp devletleştirmek kolay olmamış. Arapların devlet olmasını gerektiren özelliklerin oluşması ve o oluşumu bir sistem hâline getirip devletin oluşturulması zaman almış. Bu zaman zarfında İran, Roma ve Türkler, Arapların  devlet olmasında önemli rol oynamışlar. Devletin yönetim hukukunda Roma hukuku, dinin, kavram ve kurallaştırılmasında İran kültürü ve teşkilatlanma hiyerarşisinde de Türkler etkin olmuşlar. Dolayısıyla, Araplar devlet olarak dünyada saygınlık kazanıp  güçleniyorlar. Emevi’lerden sonra Abbasi Devleti o dönemin en güçlü ve en kudretli devletlerinden oluyor. O dönemin Halifelerinden Me’mun, Harun Reşit ve Mutasım en önde gelenleridir. Özellikle o dönemin Me’mun ve Harun Reşid en şöhretlileridir. İşte o zamanında başlayan dini, tasavvufi, felsefi ve pozitif bilimdeki çalışmalar, kendi alanlarında önemli gelişmeler kaydetmiştir. Öyle ki, bunların hepsi birbirinden etkilenerek, bilgi alış-verişi yaparak ve yardımlaşarak gelişmelerini sürdürmüşlerdir.       Değerli dostlar, işte dinde ekolleşmeler, genellikle camilerde oluşturulan ders halkalarıyla başlamış. İlk Kur’an tefsiri Mukatil bin Süleyman tarafından bu dönemde yazılmış. Dudaktan, kulağa rivayet yoluyla Hz. Peygamber kaynaklı Hadisler toplanıp yazımına başlanmış. Sadece bu alanda toplayıp kaydettiği hadisleri kitaplaştıran 6 kişi vardır. Ünlenmiş isimleriyle Buhari, Muslim, Tirmizi, Nesei Ebu Davut ve İbni Mace. Ayrıca, Mezheplerde dörtte dini görüş ve düşünceleriyle zamanımıza kadar gelmiş Mezhep İmamları vardır; Hanefi, Şafi, Maliki ve Hambeli şöhret olmuş adlarıyla. O dönemin şartlarında, ortamında ve imkânlarında, çok ciddi mücadeleler vermişler. Baskılar ve işkenceler görmüşler, ama inanıp savundukları görüş ve fikirlerinden dönmemiş ve taviz vermemişler. Onların o ifade etmeye çalıştığımız şartlar çerçevesinde haklı olabilirler. Onları taktir etmekten öte bir şey söylemek haddimizi aşabilir. Ancak, onların o görüş ve düşüncelerini olduğu gibi bu güne taşıyıp, uygulamaya kalkmak, bu günlerin şartlarında, imkânlarında ve ortamında doğru değildir. Bunun doğruluğunu iddia edenler ve iddialarını küfre kadar götürenler büyük bir yanlış içerisindedirler. Aslında, bunlar bu iddialarını sürdürmeyi bırakıp, bundan 2250 yıl öncesinin şartlarındaki görüş ve düşünceleri, bu günün şartların da oluşturduğu problemleri çözümlesinler. Hatta, bir adım daha ileri atmaları gerekir ki, bir İslâm Ekonomisi Sistemi, İslâm Sosyolojisi Sistemi ve İslâm Siyaseti Sitemi gibi örnek çalışmalar ve projeler geliştirmeleri gerekiyor. Biz sıradan müslümanlar olarak onlardan bu çalışmaları bekliyoruz. Yoksa, geçmişi-geleceğe taşıyıp, vebalden kurtulamazlar. Bu yolda birilerinin yandaşlığını yapmakta onları kurtaramaz. 

Hoşça ve dostça kalmak dileğiyle.

                                    LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.