TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Duvar örme işinde ise taşların birbirine bindirilişini, köşe taşlarının bağlantısını, aralarına heliklerin nasıl doldurulacağını ve en önemlisi duvar açıklıklarının üzeri kapatılırken kilit taşının şekil ve oturtuluş biçimini iyice kavramıştı. Todor usta kendisine:

-Sen artık köle değil Leo Usta oldun, diye takdirlerini belirtmişti.

Leo, Urumca takma ismi idi. Ustası ona ilk geldiği gün adını bile sormadan “Leo” diye hitap etmeye başlamıştı. O da buna itiraz etmeden bu ismi benimsedi. Neredeyse kendi has ismi olan Barktutmuş’u unutmuştu, bu isimle çağrılmayalı...

Dördüncü yılın dolmasına bir ay kalmıştı ki sözü geçen bezirgân Khonas’a uğradı. Teküre ve kilise papazına yüklüce hediyeler getirmiş, çok şahane bir şekilde karşılanmış ve ağırlanmıştı. Bu arada bezirgân Todor Usta’yı buldurmuş, sözünü hatırlatmıştı, tekürün huzurunda. Bu durum karşısında usta kölesinden daha ziyade gün saymaya ve ödeyeceği yevmiye parasını da biriktirmeye başladı. Her sabah:

- “Yirmi bir gün kaldı... On beş gün kaldı...” gibi âdeta kölesine tekmil veriyordu.

Nihayet, gün doldu. Todor, içi Napoli sikkeleri dolu keseyi bezirgâna verdiği söze uygun biçimde Leo’ya teslim etti. Kölesinden de bezirgâna vermiş olduğu ve emaneten onda duran sözleşmeyi teslim aldı. Böylece Leo kölelikten kurtuldu. Aslında onunki tam kölelik sayılmazdı. Çünkü ustasının işi olmadığı zamanlar tamamen serbestti. Bu yüzden çevreyi dolaşıyor, yeni yeni yerler görüyor, Laodikya’ya kadar inip kendine has alışverişler yapıyor. Kaysariya’ya kadar uzanıyor, dericilerin çalışmalarını izliyor ve oralarda samimi dostlar ediniyordu. Kaysariya ile Khonas arasındaki dini yapıları dolaşıyor, din adamları ile sohbetler ediyor. Onlar da bir dindaş kazanma gayreti ile gayet mülayim davranıyorlar. Hatta o kadar ki “hırsızlık yaptığı için bir Doğu Romalı’ya satılan bir köle olamayacak” kadar iyi insan olduğunu ifade etmekten çekinmiyorlardı.

Bezirgân, Khonas’a geldiğinde kendisine, üzerinde kroki mi yoksa harita mı olduğu pek anlaşılmayan  bir kâğıt vermişti. Orada bir yerde belirgin bir şekilde yuvarlak vardı. Bezirgân, bu noktayı bulmasını, ne yapacağını ise daha sonraki gelişinde kendisine bildireceğini söyledi.

Çevredeki yolları, dağları, dereleri tanıyordu. Ama bu işaretlenen yeri şimdilik hatırlamıyordu. Çizgiler akarsu olmalıydı. Birbirine yakın yerlerde birleşen altı kol vardı. Dördüncüsü, daha yukarılarda üç derenin birleşmesiyle oluşuyordu. İşaretlenen yer beş kolun ortasındaki çizginin hemen yanı başındaki boşluktaydı. İki yanından birer dere akıyor olmalı.

Kalacak yer için ustasına başvurdu. Önceden kaldığı odada ücretini ödeyerek kalmasına izin vermesini rica etti. Ustanın işinin çok olduğu zamanlarda da yardıma hazır olduğunu bildirdi. Anlaştılar. 

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.