TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Görünüşte üst üste binmiş gibiydiler, sadece birinin açık, diğerinin koyu yeşil yaprakları onları birbirinde ayırıyordu. Nefesini tutmuş, kalbi küt küt vurmaya başlamıştı.  Rüyada veya gerçekte karşısına geçip de kızıl damarlı kayanın üzerinden kendisine seslenen ak sakallıyı havsalası almıyor; gerçek olsaydı aniden gözden kaybolmazdı, hayal veya rüya olsaydı bu çınar ile kaba ardıcı nasıl tarif edebilirdi. Bu çıkmazdaki düşüncelerin girdabında içi az önceki su içtiği, yıkandığı pınarın suyu gibi kaynamaya durdu. Bu kaynamanın etkisi ile nereye ve neye bastığını bilmeden meşeler ve böğürtlenler arasından dolaşa dolaşa boz burunun ucuna kadar vardı. Her iki ağacı, onların çevreye kattıkları güzelliği ve taşıdıkları görkemi seyre durdu. Ellerini yancığındaki  kâğıtlara uzattı. Torbadan çıkardığı kâğıt üzerindeki çizgilere ve etrafına göz gezdirdi. Görünürde üç akarsu vardı. Bunların iki bin adım kadar ileride birleştikleri anlaşılıyordu. Dere boylarındaki söğütlerin görüntüsü onu gösteriyordu. Vardı çınara yaslandı, sakallı ihtiyarı düşündü. Bu olsa olsa Hızır’dır, diye geçirdi içinden. Kendisine gösterilen hedefi bulmuştu. O kaba söğüdün yaslandığı, kaynak başındaki kayaya Hızır’ın Taşı adını verdi. Hızır’ın dediğine göre buraya bark kurması gerekiyordu. Ve düşündü ki, kendisi boş yere bir yapı ustasına köle olarak satılmamıştı. Her şey bir plan dâhilinde oluşuyor ve gelişiyordu. Ustasına emanet ettiği emek ürünü parası bu işleri yapmaya yeterdi. Bark kurma işinde ustasından da yardım alabilirdi. Çınarın ve ardıcın çevresine göz attı. Yerli kayaların durumuna göre barkın duvarlarını dayandıracağı zemini  araştırdı. Güneşin durumuna göre yönünü belirlemek gerekiyordu. Bu yüzden onun tespitini sonraya baktı. Güneş burada nereden doğup nereden batıyor, onu belirlemeliydi öncelikle.

Bir başka gün ustası ile birlikte gelip fikrini almak niyetiyle, ardına baka baka ardıçla çınardan ayrıldı. Karşıda duran ak tepenin başına çıktı. Elindeki krokiye baktı, noktanın yeri ile çınarla ardıcın bulunduğu yeri çakıştırdı. Kendisinden bulması istenen noktanın tam da orası olduğuna iyice ikna oldu. Bir ucuyla tınazı andıran ak tepeden indi, dereleri ve birbirine katıştıkları yerleri bir bir gördü, gözden geçirdi. İçi iyice ikna olduktan sonra, tekrar söğüt dibindeki kaynağa ve Hızır’ın Taşı’na vardı. Temizliğini yaptı ikindiyi eda ettikten sonra geldiği yerlerden geçerek Khonas’a doğru yola düştü. Kekliklerin, palazların çığrışıp uçuştuğu meşelikten geçerek Kaysariya ile Khonas’ı birbirine bağlayan yola ulaşınca şöyle bir geriye dönüp Hızır’ın Taş’a nasıl ulaşacağını âdeta zihnine kopyaladı. Elindeki krokiye de göz atarak şu anda kroki üzerinde nerede bulunduğunu tespite çalıştı. 

Kafasında Hızır’ın söylediklerinin bulanıklığı içinde Khonas görünene kadar dalgın dalgın yürüdü gitti. Khonas görününce arkadaşı Kaysariya’lı Alyanos ile saraylı kız Korneliya hatırına geldi. Acaba kız geldi mi? Alyanos’la görüştüler mi? “Bunu şu sıralar öğrenmek mümkün görünmüyor... Bekleyelim, bakalım.” diye geçirdi içinden. Bugünkü yaşadıkları, akla ve hayale gelmeyen işler Alyanos’un aşkı ile ilgili kendisine yüklenen sorumluluğu gölgede bırakmıştı. 

Devam edecek...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.