TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Buradan uçurulan güvercin onuncu durağa ulaşacak; böyle birbirine aktarıla aktarıla üç gün sonra buradaki bir haber Rey’den öğrenilecekmiş. Oradan yeni talimatlar da güvercinler aracılığıyla gelecekmiş. Yazışmalar Uygur damgaları ile olacakmış. Yakın zamanda kendisine yardımcı adamlar gönderilecekmiş.

Bezirgânın adamının en aşağı bir aylık zamanı vardı, bezirgân İmparatorluk merkezinden dönene kadar... Birlikte pazara döndüler. Kendilerine bir miktar yiyecek aldılar. Aldıklarını yancıklarına yerleştirip bark kurulacak yere gitmek üzere yola düştüler. Yol boyunca, Temür Koca’nın Yabgu ile görüşmelerinden, Türkmen’in, Oğuz’un doğudan gelen baskı ve  en önemlisi nüfus artışı yüzünden çektikleri sıkıntıyı, otlak ve yurt bulmak için neler yapılması gerektiğini tartıştıklarını; bütün çalışmaların Oğuz’un gelecekteki rahatını sağlamak amacıyla yapıldığını... Çalışmanın beş on yıllık değil, elli yüz değil, belki bin yıl ötesine yönelik olduğunu... Çalışmaların, işlerin, görevlerin ona göre dikkatli ve titiz yapılması gerektiğini sıkı sıkı tembih ettiğini... Hele yerli halkla hiçbir tartışmaya, sürtüşmeye girilmemesini... Darda kalan, hasta ve daha bilmem ne tür yardıma muhtaç kişiler varsa hepsiyle dinine, cinsine, rengine bakılmaksızın ilgilenilmesi... 

-Bir süre yöneticilerin baskısından uzak kalmanızı sağlamak için bezirgân tarafından Khonas Tekfuruna armağanlar sunulup korunmanızın sağlanacağı da bildirildi, diye bezirgânın adamı sözlerini bitirdiğinde Karadağ yamacından dolanıyorlardı. Kaysariya yolunu yarılamışlardı. Az ileride bu yolu bırakıp Akgeçit ve Kırantepe’ye giden yolağa sapacaklardı. 

Yol ayrımından beş yüz adım kadar gittiler, yolun üst tarafında kalın çamlar arasından akıp gelen derenin kıyısında dinlenmeye durdular. Vakit öğeyi az geçmiş, ikindiye yaklaşmıştı. Temizliklerini yapıp öğleyi eda ettiler. Kaynaktan kana kana su içtiler. Yancıklarından çıkarıp suda ıslattıkları kuru yiyecekleri, birer parça dişleyerek derviş kanaati ile karınlarını doyurdular.

Leo, suyun içinde oynaşır gibi görünen çakıl taşlarının görünce Hızır’ın Taşı adını verdiği kayanın dibinden çıkan suyu ve ardından Hızır’ın söylediklerini hatırladı. Olayı yoldaşına anlattı. Yoldaşı hiç şaşırmamış göründü. Ona da bu türden rüyalar çok görünürmüş. 

-Bu, bizim hayırlı işler peşinde olduğumuzu gösterir, diye noktayı koydu.

İkindi vaktine doğru Boz Burun’u aşarak kekliklerin harmanlandığı meşeliğe geldiler. Geç kalmış olan keklikler daha yumurtaları üzerindeydiler. Bunları görünce  cuk cuk cuk diye meşe diplerinden kaçışıyorlardı. Palazlar ise annelerinin peşinden koşturuyor, kaçamayanlar da ayakları arasına kıstırdıkları küçük meşe dalları ile sırtüstü yatıyor ve kendilerini böylece gizlemeye, görünürlüğü engellemeye çalışıyorlardı. Kekliklere daha çok zarar vermemek için hızlıca meşeliği terk ettiler. 

Kaba ardıç ile ulu çınarın bulunduğu yere geldiklerinde Leo hiçbir şey demeden yoldaşı Mörfeus, “Burası olmalı...” diye durup çevresini incelemeye başladı. Eliyle gün doğusunu gösterip dereden şu sete kadar güzel bahçe olur. 

Devam edecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.