TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Her türlü sebze yetiştirilir. Karşıdaki kırmızı topraklı yamacı da üzüm bağı yaparsın. Gün batısını gösterip şu dere boyunu da hayvanlara otlak için ayırırsın. Verdiğim kâğıdı çıkar da barkın yerini belirleyelim.

Leo, yancığından istenen kâğıdı çıkardı. Baktılar, incelediler. Sadece gün doğusu belirtilmişti. Ona göre durdular, kâğıdı tuttular. Barkta neler yoktu. Aşhane, konuk odası, mescit ve en önemlisi hayvanlar için ahır ve ağıl yerleri ayrıntılı olarak belirtilmişti. Leo bir ara, “Ya buraya bu kadar insan nereden gelip eğleşecek veya konaklayacak ki...” diye düşünmeye durdu... Hata ettiğini anlayıp hemen bu fikirden vazgeçti. Denileni yapmak zorundaydı. 

İki arkadaş ellerindeki planı, yere küçük çakıl taşlarını dizerek uyguladılar. Ağıl ve ahır ardıcın az ötesine düşmüştü. Barka bitişik yapamazlardı, ardıç yapının ortasına gelecekti. Böyle olduğu daha iyi oldu. Ağılın üzerine ardıcın gölgesi düşer, hatta ağılın dışına bile davar eğrenebilirdi. Ama ahır daha mamur ve barka yakın olmalıydı. Çünkü konukların binekleri oraya alınacaktı.

Dizdikleri çakıl taşlarından müteşekkil planı tekrar tekrar gözden geçirdiler. Odaların genişliğini, derinliğini; girişlerin yerini, avlunun şeklini bozarak yenilediler. Leo yapı işlerinde ustalaşmıştı. Mörfeus takma adlı arkadaşının da bu işleri iyi bildiği gün gibi aşikârdı. Çakılların yerleri ve durumları sabitlendikten sonra iş kullanılacak kerestenin seçimine gelmişti. Keresteler oldukça dayanıklı ağaçlardan kesilmeliydi. Anlaşılan o ki bu bark geçici değil kalıcı idi. Öyle beş on senede çöküp yenilenecek türden değil, ileriye dönük elli yüz, belki de daha fazla hizmet verecek gibi görünüyordu.

Uygun kereste temini keşfi için gün batısındaki dereye doğru yürüdüler. Derenin yukarılarına kadar çıktılar, bol söğüt ağacından ve arada iğde çalılarından başka ağaç göremediler. Söğütler arasındaki su birikintilerinde serinlemekte olan su sığırlarını gördüler.

Möffeus eliyle su sığırlarını göstererek:

-Bak bu iyi işte. Bunlardan bir çift ehlileştirir, çift sürersin.

-Olur mu? Sahipsiz mi bunlar?

-Öyle görünüyor. Buralarda kimse olmadığına göre...

Karşı yamaca geçtiler. Bir takım yıkık duvar ve temel artıkları ile karşılaştılar. 

-Bir zamanlar buralar yerleşim yeri imiş. Şimdi kimsecikler yok.

-İnsanlarına ne oldu ki?

-Yıkıklığın durumuna bakılırsa en az iki üç yüz yıl öncesine ait.

Konuşma ve inceleme devam ederken bir başka yıkıklığa geldiler. İlk başta nasıl bir binaya ait olduğu etrafını kaplamış olan çalı ve ağaçlardan anlaşılamıyordu. Ancak ön tarafına dolaşıp da girişi görünce bu yapının vaktiyle bir değirmen olduğu anlaşıldı. Dalları ve çalıları aralayarak içeri doğru girdiler ve gördüler ki çatı çökmüş, ama değirmenin taşları yerinde duruyordu. 

Devam edecek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder

# hizmet

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.