NÜKTEDAN: SUR VE AHİRET

Sevgili dostlar, geçen hafta  “Son Saat ve Kıyamet” ten bahsetmiştik. Meal ve Tefsir yazanlarımızın “Son Saat” yerine “Kıyamet” kelimesini kullandıklarını ifade ettik. Bunu ne diye yaptıklarını anlayamadığımızı anlatmaya çalıştık. Anlam uyumu olmadığı hâlde, bu çelişkiye girmelerinin manasını anlayamadık dedik ve hâlen de demeye devam ediyoruz. Çünkü bu iki kelime arasında önemli ölçüde anlam farkı var. Birisi “Son Saat” şu anda içinde yaşadığımız Dünya ve Güneş Sistemi ile ilgili. İkincisi “Kıyamet” ise, yeni kurulacak sistem de ve üzerinde dirilip yeni bir dünyaya gözlerimizi açacağımız ve ondan sonraki yaşamımızın devam edeceği bir dünya âlemi. İkisi de farklı anlamı ve amacı olan mekânlar. Önce, son saat, Rabbimizin bize vaktini ve zamanını bildirmediği, âniden olacağını Kur’an da ifade ediyor. Bir anda başlayacak olan o olay son saat, Güneş sistemimizin çöküşü, üzerinde yaşadığımız yer kürenin (Dünyanın) olağanüstü harekete geçmesi ve çok büyük sarsıntıların başlamasını Kur’an haber veriyor. Dünyada meydana gelecek daha pek çok olaydan bahsediyor. Bu olaylar karşısında insanların korku, dehşet, şaşkınlık içinde olacakları bildiriliyor. Ayrıca, dünyanın dışında ay, uydular, güneş ve yıldızlar yörüngelerinden ayrılıp, bir araya gelip birleşiyorlar. Gökyüzü çatlıyor, yarılıyor ve eriyip akıyor. Bunların hepsi insana gözünün önünde olacakmış gibi tasvir edilerek anlatılıyor. Hele o Hac Suresi ile Zilzal surelerinin baş tarafındaki ifadeler, bizzat yaşanacak intibaını veriyor. Yüce Allah önemli detaylar halinde bu son saat olaylarını zikretmesi, elbette boşuna değildir. Mutlaka bize bir takım mesajlar vermekte, son saatin dehşetini ve sistemimizin çöküşünü bu dünyanın sonunun geldiğini akıl, bilim ve fikir açısından değerlendirmemizi istemiş olabilir. Yani, olaylar bu dünyayı ilgilendiriyor ve burası ile değerlendirmek gerekiyor.

        Aziz dostlar, Sur’un ilk üfürülüşü, dünya gününün ahiri olan son saatle başlayan Güneş Sistemi’nin çözülüş ve çöküşünü ifade ediyor. Sur nedir? Kur’an-ın ifadesiyle çok yüksek hava titreşimli bir ses. Bu sesin titreşimini, frekansını ve gücünü ancak Allah biliyor. Örneğini bu dünyada bazı kavimlerin yok edilişlerini bildiren Kur’an’dan öğreniyoruz. Ne müthiş bir ses, bir rüzgâr ve bir hava akımı olduğunu. Son saatle ilgili Sur olayı ise, Hz. Resul’ümüzün ifadesiyle İsrafil Aleyhisselâm adında bir melâikenin Güneş Sistemimize Allah’ın emri ile üflemesidir. Bu Sur’un ilk üflenişinde Güneş Sistemimiz çözülüp çökmüştür. O gücün mahiyeti Allah tarafından bilinen müthiş ve dehşetli bir ses ve rüzgârdır. Onunla son saatin geldiğinde dünyada o müthiş depremlerin başlaması, dağların dümdüz kum yığını haline gelmesi, yerin/toprağın derinliklerinde ne varsa yüzüne çıkması ve daha pek çok olağanüstülüklerin meydana gelmesi söz konusudur. Meselâ, göklerde meydana gelecek akıl almaz olaylardan, güneş, ay ve diğer uyduların birleşip toplanması ve yıldızların dökülüp hepsinin bütünleşmesiyle,  göklerin yarılıp, çatlaması ve erimiş maden haline gelmesinin sonucunda hepsini yutan karadeliğin oluşması. Tahmindir, Yüce Allah’ın “KÜN” emriyle bu karadelik yeni bir sisteme dönüşecektir. Rabbimizin, Güneş Sistemimizin çöküşünü ifade eden parça olayları anlayışıma göre bir araya getirip bütünleştirdiğini düşündüm. Yanılmış ve hatalı olabilirim. Çöküşten sonra hemen yeni bir oluşum var, okuyup öğrendiklerim bende böyle bir görüş oluşturdu. Evet, Sur’un ilk üfürülüşü son saatin ve ahiret gününün, yani yaşadığımız dünyanın sonu bu şekilde noktalanmış oluyor. Bundan sonra artık yeni bir sistem ve o sistemde başlayacak olan yeni bir hayat var.

           Değerli dostlar, ikinci Sur’un üfürülüşünde yeni bir sistemin oluşumu gerçekleşmiş. Artık orada bir hayat başlıyor. Ama bu sistem nasıl oluşmuş, bu konuda Yüce Allah bu sistemin oluşumuyla ilgili detaylı bilgiler vermiyor. Dünyanın yaşam şartlarına benzer bilgiler veriyor, o yaşam şartlarını oluşturan güneşten, gölgeden, havadan, gökyüzünden, nehirlerden, bahçelerden, meyvelerden ve içeceklerden ateşten, sudan Kur’an da çok bahsediyor. Yaşamın iyi ve kötü yönlerini Cennet ve Cehennem’le ve oralardaki yaşam şartlarını detaylarıyla çok yerde anlatıyor. Cennette bir insanı mutlu ve müreffeh yaşatacak, zevk, safa içinde olacak bir takım önemli ayrıntılara kadar bilgiler veriyor. Köşkler, saraylar, dayalı döşeli odalar, hizmetçiler, halayıklar, eşler, aileler, arkadaşlar ve dostlar olacak diyor hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim. Ancak bunlardan önce, o hayat başlamadan çok önemli bir safha var, üçüncü Sur’un üfürülmesiyle devreye giren, daha önce yaşadıkları dünyanın hesabını vermek için Hakimi Yüce Allah’ın olduğu en büyük mahkemeye “Mahkeme-i Kübra” mahalline gitmek. Üçüncü Sur’un üfürülmesiyle herkes bilâ mecburi Mahşer Yeri denilen “Arasat Meydanında” toplanacak. Her insan, tek tek Allah’a hesap verecek. Orada yaşanılacak olan izdihamı tarif etmek mümkün değil. Hesap vermekten kalan, kurtulan, kaçan ve unutulan asla olmayacaktır. Kim olursa olsun, Peygamberler de dahil, mü’min, kâfir, her insan dünyada yaşadığı hayatın hesabını verecektir. Çünkü, orada yaşayacak olduğu hayatın şeklini, şemalini ve muhteviyatını verdiği hesabın sonucu belirleyecektir. Ne mutlu, o dünyasını Cennette geçirecek olanlara diyor ve Allah’tan onların içinde olmayı diliyorum ve siz okurlarım için de temenni ediyorum. 

 LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.