TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Yolun kenarında da bir sürtünme ve yuvarlanma belirtisi görünüyordu. Atlıların izleri de burada birbirine karışmış, geri dönmüş olduklarının işaretini veriyordu. Uçurumdan aşağıya baktı ağaç dalları arasından bir şey görmek mümkün değil... “Alyanos, Alyanos!” diye bağırmaya durdu. Kendi sesinin yankısından başka ormandan bir cevap gelmedi.

***

Otacı, verilen buyruk üzerine kervandan Khonas yol başında ayrılmış, Ulusu kolu olan Koca Çay boyunca tedavide kullanacağı türden otlardan birer ikişer örnekler alıyor, yerlerini belirleye belirleye yukarılara doğru tırmanıyordu. Akşama kendisine tarif edilen Ardıçlı Bark’a varmayı planlamıştı. Kuşluğa doğru yola çıkmasına rağmen öğle olmadan takip ettiği çayın oldukça yukarı çığırlarına ulaşmış, gür çınarlar, karaağaç ve söğütlerden oluşmuş bir vadinin sonuna varmıştı. Buradan tırmanmak mümkün görünmüyordu. Yamaçtan, yarın öbür yakasına dolanmayı düşündü. Yavaş yavaş çevresindeki bitkileri, ağaçların meyvelerini kendi bilgisi dâhilinde inceliyor, okuduğu otacı kitaplarındaki tariflerle mukayese etmekle beraber karşılaştığı yeni bitkilerin ne gibi işine yarayacağını kestiremediği için denemek amacıyla sol tarafına astığı yedek yancığa atıyordu.

Yolu bir hendeği aşınca yamaç boyunca işlenmiş derilerin dağınık olarak yayılmış olduğunu gördü. Deriler yukarılardaki yardan buraya atılmış veya düşmüş gibiydi. Aşağı doğru dikkatle ağaç dallarını aralayarak göz attı. Aşağıdaki iki çamın arasında at arabasına benzer bir görüntüyle karşılaştı. Ağaçların koyu gölgelerinden dolayı pek iyi seçemedi. Ne olduğunu anlamak için kıyıdan taşlara, köklere tutuna tutuna çamların yanına vardı. Bir felaket... Atlardan birinin boynu kırılmış. Boynu kırılanda hiçbir canlılık emaresi yok; diğeri çam ile araba kasasının arasına kısılmış, yamacın dikliğinden dolayı arabayı ittirip hayvanı kurtarmaya çalışmak mümkün değil... Biraz daha yaklaşıp baktığında hayvanın belinin kırık olduğunu anladı. Yapacak bir şey yoktu. Biraz uğraşsa ve hayvanı bu işkenceden kurtarsa kendisinin de atla beraber aşağıya, uçuruma yuvarlanması kaçınılmazdı. Yakından bakınca katır olduğunu gördüğü bu hayvanlara içi yana yana sırta doğru ilerlemeye çalıştı. Bu sırada aklına düştü, bu araba buraya yuvarlandığına göre bunun bir de sürücüsü belki de üzerinde başka yolcu veya yolcular da olması gerekir. En azından arabacı vardır... Araba burada takılıp kaldığına göre arabacı aşağılara düşmüş olmalı... Çamların olduğu yeri tespit ederek, geldiği yoldan yarın dibine doğru indi. Kayaların, çalıların aralarını araştırmaya koyuldu. Derenin gürültüsünden başka bir ses işitilmemesine rağmen bağırmaya başladı. 

-”Ben geldim, sağ mısın, esen misin? Ses ver, seni kurtarayım. Ses ver! Ses ver!” diye bağıra bağıra yaralı aramaya durdu. Suyun içine daldı. Bata çıka karşı yamaca vardı. Oradan yerini bellediği çam ağaçlarını aradı... Buldu da. Tam karşı sol taraftaki büyük uçurumun kenarındaki çamlara asılı kalmış arabayı gördü. Bakışlarını o yarın dibine yönlendirdi ve telaşla o yana doğru koşturdu. Yarın dibi yukarılardan inen kumlu toprakla doluydu. Oralarda deri olduğunu tahmin ettiği bir takım karaltılar dikkatini çekti. DEVAM EDECEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.