TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Yine suya daldı, sırılsıklam karşıya geçti. Derilerin yayıldığı, daha doğrusu döküldüğü yeri takip ederek aşağılardaki bitkileri inceledi. Bir yerin oyukluğunu fark edince oraya koştu. Çalılar, otlar arasında bir insan bedeni ile karşılaştı. Hemen yaşıyor olup olmadığını anlamaya çalıştı. Nabzının çok yavaş attığını, nefesinin tutuk olduğunu gördü. Alelacele çekip dere kıyısındaki kumlar üzerine yatırdı. Kendi bildiğince göğsüne yaptığı bir iki baskıya benzer işlemden sonra hastanın düzgün nefes almaya başladığını görünce sevindi. Bedenini diğer yerlerini yoklayarak kırık çıkık olup olmadığını araştırdı. Şükür öyle bir şey yoktu. Ama hasta bilincini kaybetmişti. Her ne kadar soluk alıp veriyorsa da kendinde değildi. Duruma bakılırsa kaza yeni olmuştu. Şimdi bu genci buradan çıkarmanın yolunu bulmak gerekiyor. Yukarılarda serili olan deri parçaları işe yarayabilirdi. Önce iki sağlam sırık kesti. Sonra bunların arasına geçireceği iki odun ayarladı. Derilerden çıkardığı sırımlarla odunları sırıklara bağladı. Derileri sırıklar üzerine gerdi, uçlarından sırıklara dolaya dolaya sırımlarla bir güzel dikti. Sağlamca bir sal hazırladı. Hastayı bunun üzerine yatırdı. Hasta yapılan işten bihaberdi. Sonra diğer derileri de kolan gibi doğrayıp hastayı bir güzel sardı. Sedyeden düşmeyeceğine kanaat getirdikten sonra at arabası gibi ön tarafa geçip salı sürüyerek sırta kadar taşıdı. Oturup dinlendi. “Bu araba buraya yuvarlandığına göre yukarılarda araba yolu olmalı...” diye düşündü. Bu sırttan yukarı doğru giderse yola ulaşabileceğini hesaplayarak yavaş yavaş hastayı taşıdı. Düşündüğü gibi birkaç yüz metre sonra yola ulaştı. Hastayı yolun kenarına çekti. Beklemeye başladı. Buralardan mutlaka yolcular geçecek... Onlardan yardım alabilirim, diye geçirdi içinden. Bu arada sırtındaki ıslak giysileri çıkarıp güneşe serdi. Bir süre sonra ötelerden insan sesleri gelmeye başladı. Toparlandı. Gelenler Khonas pazarı yolcularıydı. 

Gelenlere durumu anlattı. Yaralı genci tanıyan çıkmadı. Ama yakınlardaki Ardıçlı Bark’a götürmesine yardım edebileceklerini söylediler. Hep birlikte bir katırın üzerine hastayı sedyesi ile birlikte güzelce bağladılar. Çok geçmeden Ardıçlı Bark’a giden yol ayrımına vardılar. Katırın sahibi, hastayı barka bırakmaya gitti; diğerleri onu yol ayrımında gelene kadar beklemek üzere sözleştiler.

Hasta Ardıçlı Bark’a teslim edildi.  

***

Leodikyalı atlılar, Khonas’ta eğleşmeden yola devam ettiler. Leodikya’ya varınca soluğu Kostas’ın yerinde aldılar. Başkan olanları, arabacının kurtulmasının mümkün olmadığını, geceleyin kurtlar tarafından mutlaka parçalanmış olacağını, olayın hiçbir tanığının olmadığını anlattı. Kendilerine vadedilen ödülü alıp aralarında sözleştikleri gibi bölüştüler. Daha sonra meyhanecinin kendilerine iyi bir ziyafet çekmesini beklediler. Çok geçmeden istediklerinden daha âlâ bir sofra ile karşılaştılar. Kızarmış domuz mozaları, ördekler, çulluklar ve testilerle yıllanmış şarap sofrasının başında buldular kendilerini. Kostas’ın şerefine, Kornelya ile meyhanecinin mutluluğuna defalarca çamçak kaldırdılar. Her biri kör kütük sarhoş olup küfelerle evlerine gönderildi.Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder

# kaza

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.