NÜKTEDAN: Afgani̇stan’ın Başına Gelenler

  Sevgili dostlar, dünya insanlık âleminde milletler, devletler ve medeniyetler vardır. Hepsi kendi yaşamına münhasır varlıklarını sürdürüyorlar. Kendi araların da üstünlük, güçlülük ve hakimiyet mücadelesi vermektedirler. Mücadelelerinde haklı olanlar vardır, haksız, saldırgan ve zulümkâr olanlar vardır. Bunları bu dünyada kesin çizgilerle ayırdetmek mümkün değil. Çünkü, herkesin kendine göre kıstasları vardır ve herkes kendine göre haklıdır. İşte bunun için Ahiret “öbür dünya” söz konusudur. Haklı, haksız kesin olarak ancak Ahirette tam olarak ayrılacaktır. Bu dünyada haksızlığa uğrayıp bir türlü hakkını alamayan orada alacaktır. Dolayısıyla burası imtihan dünyasıdır, burada herkes sınavdan geçiriliyor. İnsanları yaratan bu dünyaya iskân eden ve sınava tabi tutan Yüce Allah, insanlara bir hayat kitabı, yaşam kılavuzu vermiştir. O kılavuz da Kur’an’dır, ancak insanların çoğu Kur’an-ı kabul edip inanmamaktadır. İnananlar da, anlayış ve idrak açısından kendi aralarında farklı katagorilere ayrılmışlardır. Ayrıntılardaki anlaşmazlıklardan aralarında birlik ve beraberliği sağlayamıyorlar. Bu da, Kur’an-a inanmayanlara yaramaktadır. Bu üzerinde durulması çok önemli bir konudur. Biz çok ince detaylarına inmeden, temel ilkeler ve bazı kavramlar üzerinde biraz duracağız. Esas konumuza açıklık getirmek için, çünkü Afganistan’ın durumu şimdi bütün dünyanın gündeminde. Buraya kadar ifade ettiklerimizle olaya yaklaşmak istiyoruz. Dünya İslâm âleminin bu durumdan çıkaracağı dersler vardır. Çözümü zorlaşmış bir takım sorunlar insanlığın kapısında bekliyor. İnsanlık onları aşmak, gerçek vicdan ve irade özgürlüğüne ulaşmak istiyor. 

       Aziz dostlar, doğal ve sanal sıkıntılar insanlığın ciddi manada huzurunu kaçırıyor. Bunun bilimsel manada farkında olanlar, çareyi başkalarında ve başka yerlerde arıyorlar. Çünkü, akleden kalbin gönül hanesi boş, sevgi, saygı ve hoşgörü, nefsin tutsağı olmuş. Hırs, tamahkârlık ve kibir, her tebessümün altında karşıya göz kırpmaktadır. İlkesi üstünlük, kavramı saldırı olan, menfaatından başka bir şey tanımıyor. Bütün bunları kamufle edebilmek için, gizli hesaplarını hiç acımasızca mazlumların üstüne fatura ediyor. Bunları artık bütün dünya yapıyor, sıkılmıyor ve utanmıyor. İşte şimdi Afganistan’ın durumu; hiç beklenmedik bir anda ve hiç umulmadık birileri tarafından ortaya konulan bir mizansen! 20 Küsur yıl önce bir fitne ateşiyle insanları ikiye bölünen bir islâm ülkesi Afganistanda binlerce insan birbirini öldürdü. Bu yetmedi, dıştan gelenler de bu ülkenin insanlarını öldürdüler. Bu alanda ciddi savaşlar yapıldı, dıştan gelen istilâcılar kendi aralarında anlaşamadılar, Afganistan halkı bunları ülkesinden kovdu. Ama, Afganistan halkı kendi aralarında iki ayrı cepheye ayrıldı ve onları dış düşmanlar fitne ve fücurlarıyla düşman kardeşler haline getirdiler. Sonunda da şimdi hepsi kenara çekildi ve dışardan ne hesaplar yaptıkları belli değil. Afganistan ise, şimdi tam olmasa da Taliban’ın kontrolü altında. Ülkenin Başkenti Kabil’de bir izdiham var, özellikle hava alanı, ülkeyi terk etmek isteyenler ve başka ülkelerin insanlarının da oradan ayrılmak için çabaladıklarını medyadan görüyoruz. Bu göç olayı ile ilgili Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ciddi bir çalışma içinde, gereken tedbirlerin alınması için o meşhur devlet adamlarıyla görüşmeler yapıyor. Ülkemizi bu göç olayından korumak için durmadan çaba sarf ediyor.

Değerli dostlar, ciddi bir sorunla karşılaşmadan Afganistan’ın Başkenti Kabil’e giren Taliban, ülkede kontrolü sağlamaya çalışırken ılımlı mesajlar vermeye başladı. Ülkesini Demokrasi ile değil Şeriatla yöneteceğini söylüyor ve bu çerçevede insan hakları ve kadınlarla ilgili hakları gözeteceğini ifade ediyor. Ama, hangi şeriatla yöneteceğini, Suudi Arabistan mı, İran mı veya kendilerinin yeni düzenleyecekleri bir şeriatla mı belli değil. Tabi, bu ve daha başka alanlarda nasıl ve ne gibi çalışmalar oluyor bunu da zaman gösterecek. Afganistan, Afgan halkının varlığı ile tarihin derinliklerine dayanan bir varlığa sahiptir. Mevlâna Celâleddin Rumi’nin anayurdu. Dolayısıyla önemli din âlimlerinin yetiştiği bir bölge, ben bunun derinliğine ve muhtevasına girmiyeceğim. Osmanlı Devletinin son yıllarında ve yıkılışından sonra, Kurtuluş Savaşında bize önemli maddi-manevi destekleri olmuştur. O dönemde Afganistan’da değerli din âlimleri vardı, Amanullah Han, Cemaleddin Afgani ve son dönem Muhammed Hamidullah gibi. Cemaleddin Afgani, 2. Abdülhamid Han’ın saltanatının son yıllarında İstanbul’a gelmiş, ilim mahfillerindeki konuşmalarıyla, o dönemin devlet ve ilim adamlarını etkilemiş. Meselâ, başta Abdülhamid Han’ı ve Mehmet Akif Ersoy’u, İslâm âleminin Kur’an’dan kopuşunun hazin manzarasını dile getiren Akif merhumun Safahat adlı kitabında etkili şiirleri ve camilerde verdiği vaazları vardır. Örneğin, “Asrın idrakine söyletmeliyiz Kur’an-ı” ifadesi onundur. Daha düne kadar arada bir ülkemize gelen, Akademik seviyede dini alanda konferanslar verip, ülkemizin din ve ilim adamlarının sevgisini ve saygısını kazanan Afganistanlı Merhum Muhammed Hamidullah değerli bir ilim ve bilim adamı idi. Yani, Afganistanın önemli bir dini potansiyeli var, artık Taliban bu durumdan da nasıl yararlanır zamanla görülecektir. Şimdi hepsi için hayırlara vesile olmasını dileriz. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle. LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.