TEFEKKÜR: Ölümsüzlük arzusu (ebed)

İnsan, fıtratı icabı en çok ileriye yönelik geleceği merak eder, bu nedenle de ölümsüzlük en büyük idealidir. Bunun için bir takım arayışlarda bulunmuş ve hâlen aramaya da devam ediyor. Ateist bilim adamları bunun bulunacağına inanmaktadır. Diğer taraftan ilkel usullerle ve efsanevi olarak ölümsüzlüğe ulaşan bazı insanların olduğuna inananlar da vardır. Gariptir, bu efsanevi kurgular ölümsüzlüğü, tarikatler ve tasavvuf yoluyla  dine yamamıştır. Oysa, İslâm Dini’nin kitabı Kur’an, *Her nefis ölümü tadacaktır* ayeti, bunu kesin ifadeyle dışlıyor. Ama bazı Hadislere dayanarak iki Peygambere ölümsüzlük verildiği hikâyesine inananlar var. Tabi, bilimsel alanda da ifade ettiğimiz gibi çalışmalar yapılıyor. Haliyle böyle şeyler olacaktır, çünkü imtihan dünyasında yaşıyoruz. “Cennet ucuz değil, cehennem lûzumsuz değil, Cennet ucuz değil mühim fiyat ister, cehennem lûzumsuz değil, birçok işlerimiz var yaşasın cehennem der” ifadesi bu tür olayların tercümanıdır. Evet, İnsanın yaradılışına konan ebed arzusu bu dünyaya ait olmasa da, insan yaşadığı bu dünya hayatından ayrılmak istemiyor. Ebedin, ölümsüzlüğün burada bu dünyada olmasını istiyor. Madem ki, benim varlığıma kodlanmış böyle bir yazılım var, neden onu bu dünya için kullanıp gerçekleştirmeyeyim diyor. İnsanoğlu bu arzusundan dolayı olsa gerek imkânsızlıklar, erişilmezlikler için birçok hurafe ve efsaneler kurgulamış, uydurmuş. Kendince bunları, inanılırlık derecesine bile getirmiş, inanmayanlara iyi gözle bakmamış ve bakmıyor. Ne yazık ki bu inanışta olanlar öyle azımsanmayacak noktadadırlar. Cehalet bu acıması yok, inanmayanlar küfürle (kâfirlikle) itham edilmektedirler.

Efsaneye göre, ölümsüzlük iksiri diye bir şey varmış, bu Ab-ı hayat, Bengi su (ölümsüzlük suyu) imiş. Bunu içene bu dünyada ölüm yokmuş. İslâm âleminde müslümanlar arasında dolaşan böyle hikâyeler vardır. Nitekim bu suyu bulup içen Hızır ve İlyas peygamberler ölümsüzleşmişler. İlyas peygamber gökyüzünde imiş, Hızır ise, yeryüzünde insanlar içinde dolaşıyormuş, bazı zor durumda olan insanlara yardım edermiş. Hızır’la karşılaşan eğer ona saygı gösterir, iyi davranırsa, işleri iyi gidermiş. Bu iki Peygamber yılda bir sefer Mayıs ayının 6’sında bir araya gelip görüşüyorlarmış. Hani “Hıdırellez” olarak bildiğimiz. Bunların doğruluk derecesini kanıtlayacak herhangi bir delil ve belge yok. Ama, böyle inanışlar var ve halk arasında yaşatılmaktadır. Bunlar kültürel değerlerdir, insanlar arasındaki sosyalleşmeye, ilişkilerin, hoşgörü ve samimiyetin gelişimine faydalı oluyorlar. Örneğin; kapına geleni, senden bir şey isteyeni hoş karşıla Hızır olabilir! Anlamında müslümanlar arasında bir inanış var. Çünkü, Hızır’ı görmek büyük bir mutluluktur. Ayrıca, Her müslümanın bir Lokman Hekim bilgisi vardır, bir çok ilâç halk arasında ona dayandırılır. Hatta, onun o Ab-ı hayatı ifade eden Ölümsüzlük İksiri’ni bulduğuna inanılır ve bütün insanlık için onu kullanmak istemiş. Lâkin, bir ırmağın üstünde köprüden geçerken o iksiri nasılsa ırmağa düşürmüş. Dolayısıyla insanlar da ölümsüzlüğü elde edememiş. Efsane bu, çünkü böyle bir şeyin olacağı veya olabileceğinin bir kaydı-kuydu yok. Ancak, “Lokman Hekim ilaçları” olgusu ve algısı insanlarımız arasında yaşıyor.

Bu hurafe, efsane, masal ve hikâyeler bir tarafa, bilimsel çalışmalar, organ nakliyle başlayan ömrü uzatmalar devam ederken, laboratuvarlarda neler oluyor bilmiyoruz. Yaşlılığa engel olmak için, hücre yenilenmesinde bir takım çalışmalar olduğunu Sosyal Medyadan duyuyoruz. İnsanın belirli bir yaştan sonra dondurulması ve embriyonun dondurulması, bir zaman sonra çözünüp canlanma çalışmaları yapılıyormuş anlamında kitaplar okuyoruz ve bazı haberler de duyuyoruz. Ama, bütün bunların ne aşamada olduğunu ifade ettiğimiz gibi bilmiyoruz. Ancak, bu yapılanlar ömrü uzatabilir, oda inkitalı olarak, pratik hayatta yok, bir süre sonra canlanıp yaşama tutunması olur mu, olmaz mı? Onu da zaman gösterecek. Şu durumda var mı yok mu, gündeme düşmüyor. Zaten olsa da bu ölümsüzlüğü ortadan kaldırmıyor, belki bir süre tehir etmiş oluyor. Çünkü, pratik olarak yaşanmamış bir zaman süreci var. Neyse, bu konu bilimsel manada ne noktada olduğu, gündeme düşmemesi dolayısıyla meçhule kalmış bir durum arz ettiği için geçiyoruz.  Ama, teknolojik ve dijital alanda önemli gelişmeler oluyor, yapay zeka ile oluşturulan robot sanayi, insanı bazı alanlarda dışarıda bırakıyor. Bu konuda da çok önemli çalışmalar var. Biz ebed ve ölümsüzlükle ilgili konumuza dönelim. Kur’an da Hz. Âdem’le ilgili bir macera var, Allah’ın Âdeme secde etmesini emrettiği İblis, emre itaat edip secde etmiyor ve lânete uğruyor. Ama, Allah’tan Kıyamet’e kadar ömür istiyor ve Allah’da ona o ömrü veriyor. Kıyamet denilen olay, güneş sistemimizin çökmesi demektir. Bu çöküşte artık ölmeyen insan kalmayacaktır. Ama bu son saate kadar dünyada yaşayacak insanlar olacak ve bundan sonra da kurulacak yeni bir sistemde diriliş var. Artık ölüm yok ve yeni sistem de yeni bir yaşam başlıyor. Ucu açık ve ebede yönelik, ölümsüzlük ötesi...... 

Sağlıklı günler dileğiyle.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Uluçay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.