TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Biraz daha yukarıdaki çakılların üzerinde durdu. Kornelya, yavaş yavaş indi, azık torbasını aldı, boynundan geçirerek sağlam tarafına astı. Yakalamak için uğraştığı kızıl tilki kürkü de kendi düştüğü yerde diğer büründüğü deri ve kürkler arasında duruyordu. Alyanos’tan aldığı ilk hediyenin yerine tutarak aldı, kucağına torbanın bağı ile göğsünün arasına sıkıştırdı. Oradan uzaklaştı. Alyanos’tan ümidi kesti. Khonas’a da dönemezdi. Yaptıklarından sonra meyhaneciye düşman olmuştu. Bir ara evlenmeyi ve ilk gece öldürmeyi bile düşündü.

Zihninden binlerce düşünce geldi geçti. Ve Khonas’a dönmemeye karar verdi. Alyanos’un azık torbasındakiler onu birkaç gün idare ederdi. O zamana kadar da kendine sığınacak, karnını doyuracak bir yer bulurdu. Şimdi Alyanos’un arkadaşı Leo’nun yardımına ne kadar da ihtiyacı vardı. Hem ustası hem de kendisi çekip gitmişler. Ne iyi insanlardı. Todor’un, aslında Todor olmadığını bir yerlerden işitmişliği vardı. Müslümanmış diyorlardı. Olsun, ne kadar insan. Bizim meyhaneci gibi canavar değiller. Atlılar gibi kötü insan değiller. Bir fıçı şarap için cana kıyan insana insan denir mi?

Bu düşüncelerle, kırda bayırda dolaşmaya başladı. Nere gittiğini, nereye gideceğini de bilmiyordu.

Bir akşam üstü, Khonas Dağı eteklerinde bir sürüye rastladı. Sürünün köpekleri buna saldırdılar. Çoban ileriden köpeklere bağırarak saldırılarını önledi. Çobanın yanına vardığında kendi dilini bilmediğini anladı. Zor zar işaretle açlığını, kalacak bir yer aradığını anlattı. Çoban çantasından yiyecek çıkardı, verdi. Birkaç lokma yedi kendine geldi. Çoban ilerideki çadırları işaret ederek oraya gitmesini istedi. Köpeklerden birini okşayarak kızın peşine taktı. Kız önde köpek arkasında dura dinlene çadırlara yaklaştılar. Çadır bölgesindeki köpekler yabancı birinin gelmekte olduğunu fark edince havlamaya durdular. Kızın arkasındaki köpek havlama ile hırlama arasında bir ses çıkararak onları susturdu. Bu sırada çadır halkı da gelen kıza doğru yönelmişlerdi. Peşinde köpek olduğu için çoban tarafından gönderildiği anlaşıldı. Kendisini buyur ettiler, ama dilinden anlamadıkları için anlaşma sağlanamadı. Hemen uçtaki çadırdan bir orta yaşlı adamı çağırdılar. Böylece diyalog kuruldu. Kornelya başından geçenleri anlattı. Kendisinin buralarda olduğunun Khonas’a duyurulmaması ricasında bulundu. Tercümanın anlattıklarını dinleyen kadın ve kızlar Kornelya’ya acıdılar. Ama daha çok onun cesaretine hayran kaldılar. Günlerdir bir kızın yazıda yabanda ormanda böyle kalması, yaşayabilmesi büyük cesaret işiydi.

***

Khonas, büyük korku yaşıyordu. Afşin adında bir Türk kalabalık bir atlı ile bu bölgeye akın düzenlemiş. Geçtiği yerlerdeki kaleleri, kentleri zapt ediyormuş. Halk ne yapacağını bilemememin şaşkınlığında, Tekfur ise halkı zorla çalıştırarak yıkık dökük yerlerini onartarak kaleyi güçlendirme gayretindeydi. Zaman çabuk ilerliyor. Ama işler bir türlü istediği gibi yürümüyordu. Komşu Tekfurluklardan, kentlerden destek asker temin etmeye çalıştı. DEVAM EDECEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.