TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

 

Ama hepsi aynı tedirginlik ve telaş içindeydiler. 

Afşin Bey’in kuvvetleri gelmeden gücünün ve savaşçılığının etkisi buralara gelip yayılmıştı bile.

Kentteki halk, Khonas’ı yavaş yavaş terk edip dağlara sığınmaya başlamıştı. Şehir neredeyse boşalmış, Havari Mikael’e izafe edilen Kilisede papazlar ve rahipler ayin üstüne ayin düzenliyor, bütün Khonaslıları ayine katılmaya, Yüce Mesih’in kurtarıcılığına sığınmaya davet ediyorlardı. 

Bu arada kızının kaybolması üzerine Tekfurun adamının karısı kendisini terk etmiş, zaten onun da karısını kızını düşünecek bir hâli de yoktu. Bütün vaktini ve gücünü kalenin onarımı ve savunma tedbirlerinin alınmasına harcamaktaydı.

Khonas’ta yapılan bütün çalışmalar anında Ardıçlı Bark’a ulaştırılıyor, oradan uçurulan güvercinler vasıtası ile ilgili yerlere duyuruluyordu. Kalenin nerelerinin çok güçlü olarak onarıldığı, nerelerinin zayıf bırakıldığı ve kent içinde oluşan panik havası hep Türk komutanına rapor ediliyordu. 

Bir sabah, Türk atlılarının Khonas’a yaklaştığı haberi geldi. Kale kapıları kapatıldı. Bedenlere mızraklı, demir zırhlı askerler yerleştirildi. Çok geçmeden kalenin bedenlerine Türk atlılarının ok yağmuru başladı. Bir süre bu durum devam etti. Belki teslim olurlar ümidiyle Afşin ok atışını kestirdi. Kaleye adam gönderdi. Teslim olurlarsa kaleyi yağmalamayacağını ve kimseye bir şey yapmayacağını bildirdi. Ama Tekfur, Afşin’i de kendileri gibi kalleş zannettiği için teslim olmayı reddetti ve elçiyi öldürttü.

Bunun üzerine Afşin kendisine zayıf olduğu bildirilen Sarnıç tarafındaki bedenlere hücum emri verdi. Khonaslılar ne olup bittiğini anlayamadan Türk erlerini yalınkılıç burunlarının dibinde buldular. Çoğu mızraklarını atıp teslim oldular. Öğle olduğunda kale tamamen Türklerin eline geçmişti. Fakat Tekfur bütün aramalara rağmen bir türlü bulunamadı.

Teslim olmayan kale veya kentlere uygulanan ve askerin kılıç hakkı olarak bilinen usule göre kent yağmalandı. Afşin Bey kalede bir miktar asker bırakarak sabah erkenden Leodikya’ya hareket etti. Hareket etmeden önce bıraktığı kale beyine sıkı sıkı tembih etti: “Sakın ha kilisedekilere, papazlara ve diğer din adamlarına bir kötülük etmeyesin, bir zarar vermeyesiniz!”

Sonradan anlaşıldı ki Tekfur ve yakın adamları papaz, rahip vb. kılığına girerek Havari Mikael Kilisesine sığınmışlar. Günler sonra dağlara kaçtıkları öğrenildi. Ama onları takip edecek bir askerî güç bulunmadığı için kale beyi boş verdi, “Canı cehenneme!..” dedi.

***

Bark ve çevresi Khonas ve Anava  taraflarından kaçarak gelen çoğu kadın, kız ve çocuk olmak üzere Urumlarla dolmuştu.

Bunları yedirip içirmek, yaralı ve hastaların bakımını, tedavisini yapmak oldukça yormuştu Ardıçlı Barklıları. Artık bunaldıkları bir sırada bir bölük atlılarla birlikte yeni bir otacı geldi. 


DEVAM EDECEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.