TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam


-Kaysariya, yarı yarıya boşalmış gibi geldi bana. Gidenler nerelere gitti? Yoksa bir hastalık filan mı geldi?

-Yok be Leo... Türkmen obaları geldi ya buralara. Azıcık gün yüzü görür olduk. Hem yiyecek içeceğimizi ucuz ucuz, bol bol alabiliyoruz onlardan, hem de her türlü yardımlarını görüyoruz. Ben yaşlandım. 

Alyanos böyle, küçük oğlanla evin ihtiyaçlarını kazanmaya çalışıyoruz. Ama gel gör ki hâlimizi bilmeyen tekfur hazretleri vergi üstüne vergi çıkarıyor. Bir türlü vergi borcumuzu bitiremiyoruz. Bizi eskisi gibi iyi kazanıyor biliyor. Sıkıştığımız zaman Türkmen beylerinden yardım alıyoruz. Adamlar karşılıksız borcumuzu ödeyiveriyorlar. Buna rağmen bizim papaz efendi kâfir diye adlandırdığı bir Müslümandan yardım almanın, onlarla alışveriş yapmanın hatta konuşmanın bile günah olduğunu, bunları yapanın hiçbir zaman cennete gidemeyeceğini söylüyor. Bu yüzden pek çok kişi daha iyi para kazanabilirim diye batıya, içerilere göç etti.

***

Barktutmuş, Otacı Eriş Dede’nin tamamen egemen olduğu Ardıçlı Bark’ında yeni adıyla çağrılıyor, Leo sözü edilmez olmuştu. Artık kendi kimliklerine kavuşmuş olmanın huzurunu tatmışlardı, Todor  diye bilinen Boran Usta ile birlikte. Son zamanlarda gelen tarımcı, ağaççı ve diğer işçiler de hep kendi öz kimlikleri ve adları ile gelip yerleşmişlerdi. 

Barkta konaklayan bir yolcu oradakileri bir müjdeli haber vermişti. Sultan Kılıç Arslan, Bizans İmparatoru Romen Diyojen’i Malazgirt ovasında yenmiş ve esir almış. Kendisini de serbest bırakmış, bir bölük asker korumasında başkente yollamış.

Otacı Eriş Dede dışında herkes sevinçten hoplayıp zıplamaya, kimileri yerlere kapanarak secde edip Allah’a şükürler kılmaya başlamışlardı. Otacı’nın yüzünden gözünden ve hâlinden düşünceli olduğu anlaşılıyordu. Sonunda ortalık yatışır gibi olunca düşündüklerini açıkladığı zaman ona herkes hak verdi. 

-Şimdi... Kostantin kenti karıştı demektir. Pek çok tekfur, öfkeye kapılacak ve silahsız, askersiz Türkmen’e saldıracaktır. Bizim acilen güvenliğimizi sağlamamız gerekiyor. Bu durumu Karaağaç ve Sarıyazı düzündeki obalara iletip hazırlıklı olmalarını sağlamalıyız. Barkın ilave bakımevleri de hemen ikmal edilmeli, çok yaralımız olabilir. Barktutmuş, sen hemen güvercin uçur, alplar ve yeni otacılar iste. 

Erler için güvenlik ve gözetleme yerleri yapmamız gerekiyor. Bu yüzden çok daha fazla çalışacağız. Benim görüşüme göre şimdilik üç ayrı tepeye karakollar kurmalıyız: Gözleği burnuna, Kıranbaşı’na ve Çirçir ucuna. Bu iş için Boran Usta ile birlikte dolaşıp yerlerini belirler, ardından yapımına başlarsınız. Şimdilik kendi güvenliğimizi kendimiz sağlamak durumundayız. Her ne kadar Kaysariya halkı ve tekfurunun olumsuz bir tutumunu görmedik, Türkmen’le dostluğu sürdürüyor. Ama belli olmaz. Bakmışız ki Karaağaç veya Sarıyazı Türkmenleri zorda kalırlar ve bize sığınmağa mecbur olurlar. Bu iş için yaylaklardaki yurt yerlerini de hazır tutmakta yarar var.

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.