NÜKTEDAN: ALLAH BUYURUR PEYGAMBER DUYURUR

Sevgili dostlar, dinimiz İslâm hakkında doğru bildiğimiz yanlışlar vardır, bu yanlışların bir çoğu bizimle başlamamıştır. Ama, gelenek usulü, ananevi olarak, atalarımızdan biz böyle gördük, böyle biliyoruz deyip, yanlışlarımızı devam ettiriyoruz. Bu hususta, yani dinimiz açısından sorup, sorgulamamız pek olmaz. Bazen bunu yapmayı günah saydığımız bile oluyor. Şüpheyle, tereddüt ve endişeyle yaşarız ama, araştırmaya kalkmayız. Aslında böyle yaşamamız günah ve sakıncalıdır. Çünkü, bir şeyi belgesi ve deliliyle bilmemiz gerekir, ikna ve tatmin olmamız için bu şarttır. Meselâ, teamül haline gelmiş, inanıyoruz, dayanağını ve kaynağını belgesi veya deliliyle bilmediğimizi yapıyor ve başkalarına da yapmalarını tavsiye ediyoruz. Örneğin, herhangi bir istek ve dileğimizin olması için, türbelere gideriz, bir şeyler adarız, elimizde Kur’an veya Kur’an’dan sureler olan kitaplar Yasin ve bazı ayetler okur dua ederiz. Bazılarımız, Peygamberimize atfedilen Salâvatı Şerifeler okur dileğimizin yerine gelmesini  Peygamberimizin şefaatiyle Allah’tan isteriz. Bu tür davranışları çocuklarımızın Üniversite sınavlarında veya bir memuriyet alması için girdiği sınavlarda yapıyoruz. Özellikle de Annelerin, çocukları sınavda iken onların dışarıda ifade ettiğimiz gibi bir şeyler okuduklarını görüyoruz. Oysa, dinimizde Allah’tan böyle bir yardım isteme şekli yok. Yüce Allah, yardımı benden isteyin, aracı koymayın. Fatiha’nın 4. Ayeti bunun belgesi. Bakara suresi 45 ve 153. ayette de, dileğinizi de dua ve sabırla isteyin diyor. İstek ve dilemeyi de kişi kendisi yapacak. Makbûl olan budur.         

Aziz dostlar, duanın üç aşaması vardır, bir öncesi, altyapısı olacak. İki, ayetlerde ifade edilenlere uyulacak. Üçüncüsü de, kişi kendisi sınava girecek ve gerekeni yapacaktır. Duanın dilek ve istek olarak dini çerçevesi budur. İkinci doğru bilip de yaptığımız yanlış, “Allah! Benim huzuruma neyle gelirseniz gelin, ama kul hakkıyla gelmeyin” demişmiş. Dinimizde böyle bir kural ve kaide yoktur, Kur’an da böyle bir Ayet de yoktur. Çünkü, böyle bir şeyin olması mümkün değil, cemiyet halinde yaşayan insanların birbirlerine hakkının-hukukunun  geçmemesinin imkânı var mı? O zaman, cemiyet halinde toplu yaşamayalım. Bu da, insan olarak bizim doğamıza aykırıdır. Bu ibareye uymak, insani ve sosyal ilişkilerimize zarar verir. Dikkat ederseniz birçok kişinin ağzından duyarsının “Allah’ım beni kimseye muhtaç etme” işte etkilenmenin en bariz örneği! Ne demek yani, müslümanların birbirine muhtaç olmaması? O ibare şöyle olabilir, Allah’ım beni namerde muhtaç etme, çünkü bütün ihtiyaçlarımızı kendimiz yapıp karşılayamayız. Kul hakkı meselesinin yukarda yanlışlığını ifade ettik, onun yerine şöyle doğru bir kural ikame edelim. Yüce Allah Lokman suresi ayet 13’te şirkin en büyük günah olduğunu söylüyor ve dünyadan tövbe etmeden gidersek affetmeyeceğini bildiriyor. O zaman, Allah’ın karşısına şirk koşan müşrik olarak gitmemeyi amaç edinelim. Şirk nedir, Allah’a eş-ortak koşmak, O’na ait olan özelliği başka bir şeye vermek.

Değerli dostlar, konumuzu yazımızın başlığı ile tamamlayalım. “Allah buyurur, peygamber duyurur” demiştik. Evet, Yüce Allah halikımız, her şeyimizle bizim yaratıcımız, neyimiz varsa hepsini veren, ikram eden O’dur. Dinimizin hakimi, banii ve sahibi odur. O emreder, vaz eder ve buyurur, hüküm koyma ve hükmünü kaldırma O’na aittir. Bu nedenle dedik, O Buyurur, buyruk O’nundur, hüküm, karar ve emir O’nundur. Bundan dolayı O’nun yardımcısı, ortağı, nazırı, şeriki, eşi ve benzeri yoktur. Peygamber, O’nun hükümlerinin, kararlarının ve emirlerinin duyurucusudur. Dolayısıyla Peygamber bir elçidir, Allah’ın buyruklarının duyurucusu, insanlara tebliğ edip bildiricisidir. O zaman, Yüce Allah’ın konumu ile Peygamberin konumunu çok iyi ve doğru bilmeli ve birbirine karıştırmamalıyız. Bu nedenle çok dikkatli olmalıyız. Peygamberi, dinde hüküm koyucu noktaya getirmemeliyiz, o zaman şirke gireriz. Yüce Allah Kur’an da Resulüme /Elçime itaat edin diyor, çünkü Allah’ın buyruklarını bize Nebi-Resul duyurmuştur, elbette ona itaat edilecektir. Peygambere o buyruklar çerçevesinde itaat etmemiz Allah’ın emridir. Kur’an-ı Kerim, Allah’ın buyruklarıdır Nebi Resulümüz onları bize duyurmuştur. Biz Allah’ın kulları, Allah’ın buyrukları olan Resulünün duyurduklarına uyarız ve uyacağız ve böylece Allah’a ve Resulüne itaat etmiş olacağız. Hoşça ve dostça kalmanız dileğiyle.             LEBİD

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nüktedan - Mesaj Gönder

# sahibi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.