TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

-Hiç önemi yok... Ne dediniz ki?

-Çok... Çok şey...

-Birazdan Alyanos’u alıp Ardıçlı Bark’a götüreceğim. Orada beraber kırlara çıkar, sipsi çalarız.

-Sipsi de ne ki?

-Türklerin özel çalgısı... İnsanı rahatlatıyor. Ben bir makam buldum, onu çalarken oğlaklar bile zıplayıp oynuyor, neşeleniyorlar.

***


Zaman geçti, devir değişti...

Doğanlar büyüdü, büyüyenler göçtü.

Gelenler gitti, gidenler gelemedi.

Urum gitti, Türkmen geldi.

Urum geldi, Türkmen direndi.

Gençler yuvalandı, yaşlılar akıllandı.

Boran Usta, emir Allah’ın olsuna uğradı.

Barktutmuş kocaldı, köşeciğinden kalkamaz oldu.

Oturup olanları ölçü biçti, kaleme aldı.

Şöyle dedi:

Bir ömür böyle geçti.

Kimler geldi kimler göçtü.

Biz dahi gider olduk.

Gidenlere selam, kalanlara kelam olsun.

Şu âhir ömrümde olanları deyivereyim de gözüm açık gitmesin.

Baştutar olmayınca

BİR YANDA Sultan Mesud, diğer yanda Aleksi Kommenos topraklar el değiştirdi durdu. Olan buralarda yaşayan halka oldu. Duydum ki bir Bizanslı yazar şöyle demiş: “Bizimkiler o kadar zalimce davrandılar ki beşikteki bebeleri kaynar kazanlara attılar.” Zalimliğin bu kadarı da olmaz dedik. Urumlara o kadar yakınlık gösterip iyi davranan Türkmenlerin artık sabırlarının taştığının da farkına varmadılar. Türkmenler, yerli Urumlara bir şey yapmadı, halka kötü davranmadı. Onlar da bunun farkındalar, amma gel gör ki şu yöneticilerle kilise adamlarının demeçleri bazı bağnazları çileden çıkardı. Türkmenler hep alttan alıp savunmada kalacak değil ya kendileri de silahlanmaya, teşkilatlanmaya durdu. Böylece gençliğimde yapıp canlandırdığım bark, artık Ardıçlı Bark olmaktan çıktı, “Gaziler Ocağı” oldu. Çevrede tanınıp bilinen yer oldu. Çünkü Ulusu vadisinden gelen yol Khonas’tan sonra buradan geçip Kaysariya’ya oradan da Attaliya’ya ulaşıyordu. Bu yolun askerî amaçlarla kullanılması pek çok tehlike ve zorluklar yarattığından Leodikya-Gökbuñar deresi kullanılıyor şimdi, askerler için. Buraya saldırılar daha çok bu ikinci yoldan oluyor. Gökbuñar deresinden çıkıp Kızık Beli’nden Söğüt Yaylası ve Kara Bıçık üzerinden buraya saldırıyorlardı. Ancak bizim yiğitler Bıçık girişinde pusuya yatmış, diğer bir grup yiğit de Bentbaşında ok yağmuruna tuttuklarında geri de kaçamamışlar böylece Bıçık’ta helak olmuşlardı bir keresinde. Komutanları çıkar yol bulamayınca “estimotaoso, estimotaoso!” diye bizim anlamadığımız bir takım talimatlar vermiş. Bizimkiler de bu sözü bir pişmanlık sözü gibi anlamışlar ve “estağfurullah”a tebdil etmişler. Böylece bu derenin adı aramızda böyle kaldı. Barkımızın adı da “Karaca Ay Gaziler Ocağı” oldu. 

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.