TEKE BIÇAĞI Namıdiğer Yatağan

Dünden devam

Karaca Ay, buraya Sultan tarafından gönderilen bir Kınık yiğidi alperen bir komutandı. Bizim yaptırdığımız üç gözetleme yerine ilave olarak daha sonra Karadağ, Çal Dağı, Böbeştepe ve Kavak Kartal kulelerini de ilave ettirdi. Burası iyi muhafaza edilen bir ocak hâline geldiği gibi aynı zamanda çevre Türkmenlerin sevk ve idaresinin sağlandığı yer oldu. Türkmenler üzerine yapılacak saldırılar daha önceden çaşıtlar tarafından haberleşme merkezlerinden birine ulaştırılıyor ve kısa sürede bütün kuleler tarafından ilgilere iletiliyordu. Alpler, gaziler ve yiğitler, Türkmen beyleri, bu beylerin adamları gerekli tedbiri alıyor ve böylece Urumların saldırısı akim bırakılıyordu. Ancak büyük ordularla gelen komutan veya krallara engel olmak imkânsızdı. Bunun için uzaklardan alınan haberler Sultan Kenti’ne iletilerek yardım isteme yolu tercih ediliyor. Şu anda Urumların krallıklarında da karışıklıklar olduğundan bizim gibi yazılardaki, yaylalardaki Türkmen obaları biraz rahat nefes aldılar. Ayrıca yerli halktan Urumlar da yine bizimle içli dışlı oldular. Papazların, “Türkmenlerle konuşan, alışveriş eden, yardım alanları cehenneme göndermelerine” aldırış eden yok. Hatta pek çoğu Müslüman olup bu papazları çileden çıkardı. Cehennemle korkutma, aforoz etme gibi tehditlerle yırtınmaları da çare olmadı. Hatta aforoz, dinden çıkarma demek olduğu için bu durum Urumların işini kolaylaştırdı. Hemen Müslüman oldular. Çünkü Müslümanlıkta cenneti kimse tekeline almıyor, bizzat insanın kendi tercihleri doğrultusunda onu Allah bahşediyordu. Bu aforozlar da işe yaramayınca tekfurların yasak koymalarını talep ettiler. Tekfurlar da aynı gerekçelerle sıkı tedbirler aldılar, Urumların Türkmenlerle münasebetine engel olmaya kalkıştılar. Bu yüzden eski Ardıçlı Bark, yeni Karaca Ay Gaziler Ocağı’nın çevresi Müslüman olmak üzere gelen çok sayıda kadın, erkek Urum ile doldu. Yeni mahalleler kuruldu. Karaca Ay Alp, bu durumun zorluğunu ve buranın bir harekât merkezi olduğunu düşünerek gelen Urumları Türkmen obalarına dağıttı, orada hem Türkçe hem de Müslümanlık öğrensinler diye. Aynı zamanda da çobanlara yardımcı olmaları sağlandı. Hem Urumları eğitmek, İslam’ı öğretmek hem de Türkmenlerin dinî ihtiyaçları için hocalar bulmak zorundaydık. Bunun da çözümünü bulduk. Şükür ki kendi evlatlarımızı Sultan kentindeki ve diğer İslam beldelerindeki okullara göndererek din bilginlerimizi de yetiştirdik.

Neden ovadaki, yazıdaki obalarda bu türlü çalışma yapılamıyor diye meraka düşenler olabilir. Ovalardaki obalar açık alanda idi. Korunmaları, savunmaları zayıftı. Onun için oralarda bu tür ocak kurulamazdı. Çevredeki bütün gazi ocakları hep böyle korunması kolay ve gözden ırak yerlerde kurulmuştu.

Şimdi ben bu defteri burada noktalıyorum ve torunum Kutlutaş Ali’ye bırakıyorum. O iyi bir yazıcıdır. Sultan şehri Konya ve Sivas’da okudu. Şimdi bu çevrenin din bilgini ve sözcüsüdür. 

Devam edecek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yaşar Çağbayır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak YeniSöke Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan YeniSöke Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler YeniSöke Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı YeniSöke Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Covid-19 döneminde Söke belediyesi hizmetlerinden memnuniyet düzeyiniz nedir.